AylakTilki
Büyülü soydan gelenlerin Mistliler olarak adlandırıldığı Mistarys Diyarında, Kahır Çağ'ından beri süre gelen kadim bir kural vardır. Kısaca özetlemek gerekirse; Mistliler artık diyarın ikinci sınıf insanlarıdır.
Yirmi iki yıllık yaşamının her gününde bu hor görülüşün gölgesinde uyanan Viksaria, bunu en çok da onu cellat olarak anan Lirona halkının bakışlarında, fısıltılarında, kendisine açılmayan kapılarda hisseder. Yine de onu bu topraklarda tutmaya yetecek kadar güçlü bir motivasyonu hâlâ vardır. Bu da başta Lironael'in prensesi Chimera'dır.
Sarayda herkes onu prensesin sadık koruması olarak bilirken Chimera onu bir korumadan fazlası, dostu olarak görür. Yine de kimse Viksaria'nın her gece ölü ruhların sesleriyle boğuştuğunu bilmez. Kimse prensesin içinde yatan tehdidin gerçek kaynağını bilmez. Kimse on bir yıl önce bir zindanda verilen sözün bu korumanın altında nasıl çürüdüğünü bilmez.
Viksaria yalnızca korur. Bazen bu koruma kontrol etmekle, bazen hapsetmekle, bazense kendini tehlikeye atmakla aynı anlama gelir. Ama prenses hayatta olduğu sürece bu fark önemli değildir.
Ta ki bir zamanlar ölülerden ibaret olan düşmanların yerini gerçekleri doldurana kadar.
------------------------------------------
⚠️ Tetikleyici Uyarılar
Bu hikaye bazı okuyucular için tetikleyici olabilecek unsurlar içermektedir.
Ebeveyn istismarı ve manipülasyonu, psikolojik şiddet, fiziksel şiddet ve dövüş sahneleri, travma ve travma sonrası stres, yas ve kayıp, ikinci sınıf muamele ve ayrımcılık, ölüm ve ölüm tehdidi, karanlık büyü ve ritüel unsurları.
Okumadan önce kendi sınırlarınızı göz önünde bulundurmanızı tavsiye ederim.