nazsetas
- קריאות 172,799
- הצבעות 636
- פרקים 2
"Ahu," dedi sakin bir tonda; ikimiz de arabasına yaslanmış önümüzdeki uçurumu izliyorduk. "Sen hiç Uçurum Çiçeği diye bir şey duydun mu?"
"Hayır," dedim açıkça. "Duymadım."
Derin bir nefes aldığını duydum, dudakları bir anlığına saçlarıma değdi. "Uçurum çiçekleri yalnız başına, böyle kimsenin ulaşamayacağı yerlerde yetişirler. Onların tek hayatı çevredeki böcekler, kuşlar; tek kaynağı ise tepedeki güneşle, nadiren yağan yağmurdur." Eli cebinden çıktı, yavaşça belime kayarak beni iyice yanına çektiğinde bu anlattıklarının doğruluğu, gerçekliği önemli değildi; o anlatıyordu. "Rüzgarda, kuraklıkta, kayalıklarda yaşarlar ama buna rağmen çiçek açarlar..." Biraz durdu. "Uçurum çiçekleri yalnızdır ve bunun kıymetini bilirler, Ahu. Ben de senin gibi bir çiçek olsaydım, uçurum çiçeği olurdum. Güzel bir papatya, gül, nergis ya da orkide değil. Bir uçurum çiçeği."
Kafasını yana eğerek saçıma yasladığında ben de elimi onun kalbine koydum. "Sen bir uçurum çiçeğisin, ben de yanında asla solmayan bir papatya. Senin sayende ölüm değil, hayat kokan bir papatya." İyice ona sokularak bütün gövdesine sarıldım. "Sen benim güzel uçurum çiçeğimsin. Senin suyun da, nefesin de benim."