yarengngr768 adlı kullanıcının Okuma Listesi
2 stories
YARALASAR(Kitap Oldu) by Maral_Atmc6
Maral_Atmc6
  • WpView
    Reads 17,383,343
  • WpVote
    Votes 695,057
  • WpPart
    Parts 56
"Soyun!" "Ne?" Yaşlı adam oturduğu masada kaşlarını çatmıştı ki yanındaki kadın tebessüm ederek bana döndü. "Sadece hırkanı çıkar ve bize sol kolunu göster." Tedirginlik içinde onlara baktığımda uzun bir masada oturan toplam on kişi görmüştüm. Ben kapıya yakın bir yerde duruyordum ve yanımda benimle aynı yaşta olan altı çocuk daha vardı. Sağımdaki kızın sol kolundaki yarasa damgasını gördüğümde sertçe yutkundum. Aynı damgadan benimde kolumda vardı. "Neyi bekliyorsun?" Bu soğuk ses yaşlı adamın sağ tarafında oturan kişiden gelmişti. Başını önündeki dosyadan hiç kaldırmadığı için yüzünü iyi göremiyorum. Hırkamı çıkardığımda benimle aynı hizada duran çocuklar koluma baktı. "Sende Yarasalardan birisin." Yaşlı adamın sesi huzursuz çıkmıştı. "Nasıl damgalandığını hatırlıyor musun?" Yine o adam konuşmuştu ve hâlâ başı önündeki dosyadaydı. İyi hatırlıyordum. "Hayır." Onlara güvenmiyorum. Cevabım ile kalem tutan eli hareketsiz kalmış fakat başını kaldırmamıştı. "Artık bizi neden buraya getirdiğinizi açıklayacak mısınız?" Yanımdaki çocuklardan biri konuşmuştu. Yaşlı adam sıkıntıyla bir nefes alarak bizlere baktı. "Aslında hepiniz aynı çocuk yurdunda bir zamanlar kaldınız. Peşinde olduğumuz biri var ve o yurttaki otuz çocuğu damgaladı. Şimdi yeniden ortaya çıktı ve Yarasaları bulup hepsini öldürüyor." Sanırım Yarasalar biz oluyorduk. "Bizimle işbirliği yapmak zorundasınız, tabii yaşamak istiyorsanız?" Masadakilere döndü. "Herkes kendi eğiteceği çocuğu seçsin. Unutmayın seçeceğiniz çaylaktan siz sorumlusunuz." Burada neler olduğunu anlamıyorum. Masadakiler bizi incelerken o başını hiç kaldırmayan adamın sesini duydum. "Gözlüklü kızı ben eğiteceğim." Burada gözlük takan sadece bendim.
TEHLİKELİ GÖREV by MihriMavi
MihriMavi
  • WpView
    Reads 2,044,700
  • WpVote
    Votes 63,696
  • WpPart
    Parts 10
"Bu o, bu o!" deyip heyecanla beni çekiştirmeye başladı. "Ne diyorsun hiçbir şey anlamıyorum, ayrıca kolumu koparmaya çalışmaktan vazgeçebilir misin lütfen," diyerek kolumu elinden kurtarıp kızgın bir bakış fırlattım arkadaşıma doğru. Beni hiç umursamadı. "Bu o diyorum sana! O işte!" Bezgince iç çekerek bakışlarımı tekrar çocuğa çevirdim. Boyu oldukça uzundu, omuzları geniş, kolları kaslıydı. Ellerini ceplerine koyup başını kaldırdığında şapkanın altına gizlediği yüzü ortaya çıktı. Tek kelimeyle mükemmeldi. Dalgalı siyah saçları kapkaraydı ve kısa tutamlar halinde gri şapkasının kenarından çıkmış kusursuz yüzünü çevreliyordu. Gözleri koyu renkti, baktıkça insanın içini titreten fırtınalı bir gece kadar soğukluk barındırıyordu. Hafif çatık duran kaşları ise ona sert bir hava katıyordu. Tıpkı sonsuzluğu vaat eden bakışları gibi.. Gözlerimiz buluşunca damarlarımda hafif bir sıcaklığın gezindiğini hissettim, işte o an benim için zaman durdu ve nefes almayı bırakıp donmuşçasına karşımdaki çocuğa bakakaldım. Bu gerçekten oydu ve karşımdaydı. Alperen Bozkurt.