Akkubsra
- Прочтений 85
- Голосов 27
- Частей 9
Gürültülü, duman altı salonun ortasında zaman, sadece ikisi için akmayı kesmiş gibiydi, sahnenin tam ortasında, spot ışıklarının altında duruyordu kadın. Üzerine düşen her ışık huzmesi, esmer tenini sıyırıp geçerken onun büyüleyici güzelliğini salondaki herkese ama en çok da tam karşı masadaki o adama ilan ediyordu. Bahtı gibi kapkara, geceyi andıran saçları tutam tutam önüne düşüyor, her baş hareketinde dalgalanıyordu. Ancak bu kusursuz güzelliğin tezatında, dudaklarından dökülen feryat gibi acı bir şarkı vardı. Öyle içten, öyle ruhunun derinliklerinden söylüyordu ki, salondaki her bir sessizlik sanki kadının söylediği acı dolu nakaratları kendi yüreklerinde hissediyordu.
Kadının ela gözleri, şarkı boyunca karşısında onu izleyen adamdan bir an bile ayrılmadı. Bakışları adamın ruhuna çakılı kalmıştı. Adam ise masada tek başınaydı. Önünde yarılanmış bir rakı kadehi, elinde donup kalmış parmakları... Sadece bakıyordu. Kadının her bir notasında, sesinin her bir titreyişinde içindeki o derin sızıyla kahrolarak yudumluyordu içkisini. Sustu adam; kelimeler böylesi bir sesin karşısında hükümsüzdü zaten. Konuşmadı, şarkıya eşlik etmeyi bile denemedi, sadece kadının o güzel, o ciğerden gelen sesini dinledi.
Fakat dili sussada gözleri susmuyordu adamın. Çaresizce, dilsizce haykırıyordu kadına olan sevdasını. Kehribar rengi gözleriyle anlatmaya çabalıyordu; onu ne kadar çok sevdiğini, bu aşkın onu nasıl yakıp kül ettiğini bakışlarıyla fısıldıyordu sahneye doğru.
Şarkı son düzlüğe girdiğinde salon büsbütün sessizliğe gömüldü. Kadın, gözlerini adamın o sevdayla ve acıyla bakan gözlerine daha da derin sapladı. Şarkının son nakaratı dudaklarından dökülürken, sesinde ne bir tereddüt ne de bir acıma vardı. Doğrudan adamın gözlerinin içine bakarak, o can alıcı son cümleleri, adamın uğruna geber