ozanakbabaxz
- OKUNANLAR 1,681
- Oylar 122
- Bölümler 12
Hayat, biz planlar yaparken başımıza gelenlerin toplamıdır derler. Kimimiz rüzgarın önünde bir yaprak gibi savrulur, kimimiz fırtınaya göğüs gerdiğimizi sanırız. Oysa kader, en büyük oyununu her zaman sessizce kurar. İnsan neyi bekler, neyi bulur? Huzur ararken kaosun kalbine, kaçmak isterken ait olduğu topraklara düşer bazen.
Aşkın en saf halini ararken, ihanetin soğuk nefesiyle titrer ruhumuz. Ve bazen bir ölüm, aslında yeni bir hayatın doğum sancısıdır.
Alya Smith, Kanada'nın steril ve düzenli dünyasında, başarılı bir kadın doğum doktoru olarak hayatını sürdürmektedir. Dışarıdan bakıldığında parıltılı görünen bu hayatın içi ise çürüktür. Evliliği, sadakatsizliğin ve yalanların gölgesinde kalmış; kalbi, başka bir adamın kollarında teselli arayacak kadar kırılmıştır.
Ancak beklenmedik bir anda gelen ölüm haberi, tüm dengeleri altüst eder. Kocasının ani ve şüpheli vefatı, arkasında sadece bir yas değil, imkansız bir vasiyet bırakır: Mardin. Alya, hayatında hiç görmediği, haritada yerini bile bilmediği bu kadim şehre, kocasının son isteğini yerine getirmek için adım atar.
Mardin'in dar sokaklarında, taş konakların heybetli kapılarının ardında bir isim yankılanır: Cihan Albora. Albora aşiretinin genç ve güçlü ağası. Omuzlarında sadece bir aşiretin sorumluluğunu değil, hayatın ona vurduğu darbelerin izlerini de taşır. Sert bakışlarının ardında, defalarca kırılmış ama hiç eğilmemiş bir ruh gizlidir. Ta ki o yabancı kadın, Alya, Mardin'in tozlu toprağına ayak basana kadar.
Kanada'nın modern yüzünden gelen Alya ile Mezopotamya'nın kadim gelenekleriyle yoğrulmuş Cihan'ın yolları, karanlık bir sırrın ortasında kesişir. Alya, Mardin'den bir an önce kaçmak isterken; şehir, "Siyah Güneş"in gölgesi altında onu içine çeker. Bir yanda ihanetin sancısı, diğer yanda imkansız bir çekimin doğuşu...