BAKILACAK
14 stories
Taşıyıcı Kolon | yarı texting by cdblackops
cdblackops
  • WpView
    Reads 569
  • WpVote
    Votes 158
  • WpPart
    Parts 11
Yine aşık olmuştum. Bugün kaçıncısıydı hatırlamıyorum. Genelde günde minimum bir maksimum 3 kere aşık olurdum. Bu da benim körelmez huyumdu işte...
Yetersiz Bakiye by sezgisalman
sezgisalman
  • WpView
    Reads 3,942
  • WpVote
    Votes 839
  • WpPart
    Parts 8
Suna'nın hayatında her zaman bir şeyler eksiktir. Banka hesabında bakiye, kalbinde huzur, hayatında plan... Yirmilerinin ortasında, İstanbul'un en güzel semtlerinden birinde yaşıyordu ama o semtin tadını pek çıkaramadığı şartlar altındaydı. Son senelerde birçok üniversite mezunu gibi o da bir markette çalışmaktadır ve beyaz yakalı olma hayalleri kuruyordur. Aslında tek istediği daha düzenli bir hayatı olmasıydı. Bu kısmen başarabilecek gibiydi de... Ta ki Demir Arkan devreye girene kadar. Mahkeme duvarı suratlı, denizci ruhlu, yanlış şartlar altında doğmuş bu adam Suna'nın hayatına hem en doğru hem de en yanlış zaman sayılabilecek bir anda girer. Üstelik bir değil, iki kez girer. Aralarında sınıf farkı var, Naz var, Aras var, bir sürü yanlış zamanlama var. Ama bir de o inkar edemedikleri garip çekim var...
Anlaşmalı Kalpler by seymaendless
seymaendless
  • WpView
    Reads 8,281
  • WpVote
    Votes 777
  • WpPart
    Parts 10
Beren ve Kerem, kendi ailelerine ait iki büyük şirkette çalışan, tanınmış iki gençtir. Tesadüfen aynı akşam aynı restoranda görüntülenmeleriyle, herkes onları sevgili sanır. Bu yanlış anlaşılmanın kısa sürede manşetlere yansımasıyla duruma sevinen aileler gençlere şirketlerin başına geçme sözü verir. Buna karşı koyamayan Beren ve Kerem şirketletin başına geçmek uğruna bir yıl sürecek sahte bir evlilik anlaşması yaparlar. Plan nettir: dışa karşı mutlu bir çift gibi görünüp, şirketlerin başına geçmek ve sonra yolları ayırmak. Ama bilmediklerini bir şey vardır: Aşk bazen tam da böyle bir "anlaşmayla" başlar.
AŞK SANATI by NurdanKeles
NurdanKeles
  • WpView
    Reads 2,134
  • WpVote
    Votes 549
  • WpPart
    Parts 9
Aşkın sanatı olur mu? Berna ve Serkan'a sorarsanız, aralarındaki tek şey yıllardır itinayla büyüttükleri "sanatsal" bir nefret. Bu gerçekten nefret mi, yoksa aşkın en ustaca saklanmış hali mi? Hadi birlikte görelim!
Pencere Önü Çiçeği  by caylakmatmazel
caylakmatmazel
  • WpView
    Reads 1,245
  • WpVote
    Votes 191
  • WpPart
    Parts 2
Bazı insanlar aşka koşarak gider. Bazılarıysa ondan saklanırken yakalanır. Cihangir, herkesin tanıdığı bir adamdı. Fenerbahçe'nin kaptanı, milyonların sevgilisi, sessizliğin ustası. Ama kalabalıkların alkışladığı hayatının ardında, küçük kızıyla paylaştığı sade bir dünya vardı. Düzeni belliydi; kimseyi içeri almadan yaşayıp gidiyordu. Ta ki Rana, karşı daireye taşınana kadar. İzmir'den apar topar gelen bu genç kadın, ardında cevap vermediği telefonlar, yarım bırakılmış bir hayat ve peşini bırakmayan korkular getirmişti. Kimseye güvenmemeye alışmıştı. Özellikle de gözlerinin içine baktığında insanın içini okuyan adamlara artık hayatında yer yoktu. Aynı apartman. Aynı iş yeri. Aynı kaçınılmaz karşılaşmalar... Birbirinden saklanmaya çalışan iki insan, farkında olmadan aynı yaralarının etrafında yakınlaşırken; geçmiş peşlerinden gelmeye devam edecekti ve aşk şüphesiz hiç hesapta yokken birden filizlenecekti. Çünkü bazı hikâyelerde aşk, tam da insan kaçmaya çalışırken kapıyı çalardı ve etkisi hafife alınmayacak kadar büyük olurdu.
ÇORAK KALP by Theedarknightt
Theedarknightt
  • WpView
    Reads 2,418
  • WpVote
    Votes 378
  • WpPart
    Parts 5
•Anlaşmalı evlilik • Bebek Alıntı: "Hamile misin gerçekten?" Çaresizce kafamı salladım. O da ne diyeceğini bilemiyormuşcasına beni izliyordu. "Nasıl inanabilirim sana?" Çantamın içerisinden aldığım ultrason kağıdını çıkardım ve bir kaç adım atıp ona uzattım. Elini uzatıp kağıdı alacakken elinin titremesi gözümden kaçmamıştı.
EŞİK by adapostaci
adapostaci
  • WpView
    Reads 81
  • WpVote
    Votes 15
  • WpPart
    Parts 4
Ilgın, taşıdığı sessizlikle, cevabı olmayan sorularla ve silinen anılarla mücadele etmektedir; Defne ise geçmişiyle arasına mesafe koyarak yaşamayı öğrenmiş biridir. Ancak bazı şeyler unutuldukça hafiflemez. Bazı anılar, bazı insanlar ve bazı duygular, ne kadar uzaklaşılırsa uzaklaşılsın geride kalmaz. Eşik, dostluğun, yarım kalmışlıkların, kaybetmenin, hatırlamanın ve insanın geçmişiyle arasında duran o ince çizginin hikâyesi.
UNUTURUM ELBET  by angelllber26
angelllber26
  • WpView
    Reads 1,909
  • WpVote
    Votes 398
  • WpPart
    Parts 5
"Aile her zaman kan bağı değildir; bazen seni en kötü gününde kapıdan içeri alan kişidir." Birlikte geçirilen tek gece sırları olacaktı. Oysa o gece, ikisinin de kaderiydi. Cemre, Bolu'daki taş evde sona eren bir ilişkinin ardından, Ahmet Mete'yle arasında kalacak sandığı bir yakınlık yaşar. Sabah olduğunda her şeyin geride kaldığını düşünür. Ta ki o gecenin izini içinde taşımaya başlayana kadar. Ailesi tarafından dışlanan Cemre'nin sığındığı tek kapı yine Mete'ninki olur. Mete içinse bu, bir hatanın değil; kaçmaya çalıştığı hayatın başlangıcıdır. Aşk, gurur, sırlar, ihanet ve mecburiyetle örülü bu hikâyede, insanı hayatta tutan şey bazen sevgi değil; terk edilmemektir. Çünkü bazı yaralar geçmişten gelir, bazı ihanetler en yakınından.
FIRTINANIN İÇİNDE by KadifeKelimeler
KadifeKelimeler
  • WpView
    Reads 15,579
  • WpVote
    Votes 2,263
  • WpPart
    Parts 8
Leyla Aktan'ın tek istediği sığınabileceği bir çatı ve bir parça huzurdu. Yeniden inşa ettiği hayatında daha fazlasını istemiyordu. Kan lekeleri ve silah sesleriyle dolu eski hayatını geride bırakmış, Alzheimer hastası bir kadının bakıcı hemşireliğini yapmaya başlamıştı. Yeni dünyası Ahsen Hekimoğlu'ndan, yaşadığı çiftlikten ve özgürce dolaştığı kırlardan ibaretti. Yıldırım Hekimoğlu ise, son birkaç yıldır ilmek ilmek işlediği bu düzenin en büyük tehdidiydi. O sert gri bakışları, acımasız sözleri ve ürkütücü varlığıyla Leyla'nın kaçtığı her şeydi. Birbirlerinden nefret etmişlerdi. Birbirlerine kapıldıkları için dehşete düşmüşlerdi. Leyla uzaklaştıkça Yıldırım yaklaşıyor, biri baktıkça diğeri yanıyordu. Bazı yangınlar zamanla sönerdi ancak onlarınki sadece harlanıyordu. Ve gecenin içinde sinsi bir yılan gibi bekleyen, kovalayan o düşman her ikisini de sarsmak için geliyordu. Leyla, Yıldırım Hekimoğlu'na sırtını dönebilir miydi? Ya da kaçtığı hayatın tam içine düştüğünü bilerek ona güvenebilir miydi? Güvendiği bir başka adamın ona bıraktığı izi sonsuza dek taşırken, bir başkasına daha kalbini açabilir miydi?