Damla_yazar
- LECTURAS 293
- Votos 62
- Partes 3
"Arabanı çektiğin yer babanın malı mı komutan efendi?" dedim, elimdeki pazar poşetini yere sertçe bırakırken.
Adam durdu. Sanki biri ona küfretmiş gibi ağır ağır bana döndü. Siyah gözleri benim gri gözlerime değdi. Üstten üstten bakıyordu bana. Sarı saçlarımın dağınıklığına, terli esmer alnıma, elimdeki patlıcanlara baktı. Sanki ben bir böcekmişim gibi.
O, emir vermeye alışmıştı. Ben ise emir demiri keserse, o demiri büker eline verirdim.
"Sen," dedi sertçe. "Sesinin tonuna ayar ver. Karşında askerin yok."
Benim sigortalar attığı için güldüm. "Askerin yok ama karşında Güz Dağdelen var komutan bozuntusu. Burası senin kışlan değil, bizim mahallemiz. O arabayı ya şimdi dar sokak ağzından çekersin ya da ben camları aşağı indirirken senin o suratını pazar poşetimdeki patlıcanlarla tanıştırırım!"
Mahallede çıt çıkmıyordu. Mübeccel teyze elindeki bamyayı yere düşürdü. Necibe teyze "Güz, kızım yapma" diye fısıldadı ama ben geri vites bilmezdim.
Baras bir adım attı üzerime. Boyu posu devrilsin, gölgesi üstüme düştü. O kadar yakınıma geldi ki kokusu burnuma doldu. Ama ben geri adım atacak kadın mıydım? Çenemi diktim, gri gözlerimi simsiyah bakışlarına mermi gibi sapladım.
"Çekmezsem ne olur?" dedi, yüzünde tek bir kas bile oynamadan. Acımasızdı, belli. Kalbi buz tutmuş, dünyayı sadece emirlerden ibaret sanan bir adamdı bu.
Gözlerimi ayırmadan, omuz silktim. "Olacakları akşam haberlerinde izlersin" dedim, elimi belime atarak.
°•°
35 yaşında evde kalmış bir kadın ve 37 yaşında duygusuz komutanın hikayesi.
İkiside birbirine asla haz etmez, sebebsiz yere birbirlerine nefret ederler. Peki bu nefret bir gün aşka dönüşecek mi?