Elaaaaaavb
- Reads 174,122
- Votes 7,712
- Parts 40
İki farklı dağ, iki ayrı aşiret...
Birinde yatağa mahkûm bir adam: Mirza Altunhan.
Diğerinde narin ama dimdik duran bir kadın: Gül Karahanlı.
Aşiret töresinin ağır gölgesinde ve geçmişin kanlı hesaplarıyla şekillenen bu evlilikte Gül, abisinin işlediği affedilmez bir günahın bedelini kendi hayatıyla ödemek zorunda kalır. Mirza ise yıllar önce geçirdiği felaket bir kazanın ardından yatağa mahkûm olan, sesi susmuş ve yürüyemez hale gelen bir adamdır; ancak sesi çıkmasa da her şeyi anlatan gözleri, ilk andan itibaren Gül'ün ruhuna dokunur.
İntikam ve zorunlulukla başlayıp zamanla derin bir şefkatle büyüyen bu beraberlik, tek bir söz bile söylenmeden gözlerle yazılan suskun bir aşk hikâyesine dönüşür.
Gül başta Mirza'ya yalnızca merhametle yaklaşsa da zaman geçtikçe onun bakışlarındaki kırılmışlığı, yüreğindeki sessiz çığlığı ve unutturulmaya çalışılan o umudu hissetmeye başlar. Şefkatle kanatlanan bu aşk, zamanla sadece iki kırık yüreği iyileştirmekle kalmayacak, birbirine düşman iki aşiretin de kaderini yeniden yazacaktır.
"Bir insan ne zaman gerçekten hayatta kalırdı; bedeni iyileşip ayağa kalktığında mı, yoksa yalnızlığına ve kalbine bir başkası dokunduğunda mı?"