nurrunuuz
- Reads 1,248
- Votes 136
- Parts 4
KÖY~DÖNEM
Her köyün bir hikâyesi vardır.
Kimi gülerek anlatılır, kimi ise yıllar geçse de unutulmaz.
Bu hikâye ne masal kadar güzel, ne de anlatıldığı kadar kötüdür.
Bazen insan, kendi hayatının yönünü seçemez.
Doğduğu ev...
Büyüdüğü sokak...
Ve bir gün hiç tanımadığı bir insanla aynı sofraya oturmak zorunda kalır.
2000'li yılların başında, dağların arasına saklanmış küçük bir köyde...
Kimisi sevdiğine kavuşmayı bekliyordu.
Kimisi ailesinin tek sözüyle kaderini kabul ediyordu.
Kimisi ise daha neyi kaybedeceğini bile bilmiyordu.
Oysa hiçbirinin haberi yoktu.
Bir gün atılacak tek bir adım, sadece bir evi değil, birçok hayatı değiştirecekti.
Ve bazen...
İnsan, en uzun yolculuğuna hiç bilmediği bir kapının eşiğinden başlardı.
*
"Ben senin rızanı boşuna almadım taşra gelini" diye dibimde sesizce konuşan adamla irkildim. Hızlıca etrafıma baktım. Yavaşça dönüp ona baktım bakmasın da o kadar dibimdeydi ki utançtan tek kelam edemedim. Ne oldu sana dik kafalı Zehra kendine gel.
Bakışlarımı kaçırdım tekrardan. Hemen uzaklaşmam gerekiyordu biri görse rezil olurdum. "Şimdilik benden kaç utan ama o gece bu utancının hesabını o yatakta sorarım senden" diyince kulaklarım alev aldı. Daha büyük bir korkuyla etrafıma bakarken o sözlerini söyler söylemez milletin ortasında bunları söyleyen o değilmiş gibi gidip Celal ağabeyimin yanına oturdu.
*
Başlama tarihi; 04.08.2026