bitirdiklerim
24 stories
İyi Olan Kazansın! by mineselen
mineselen
  • WpView
    Reads 1,550,328
  • WpVote
    Votes 121,925
  • WpPart
    Parts 59
Kuralların belli olduğu bir oyunda uyanık olan şartları da kendisine göre değiştirebilir. Tek başına zeki olmak, bunun yanında kurnazlıkla işini görene yeterli gelmeyeceği gibi özenle kurduğu tuzaktan kurtulmasını da sağlayamaz.
Deniz Kurdu by ClassicsTR
ClassicsTR
  • WpView
    Reads 8,666
  • WpVote
    Votes 470
  • WpPart
    Parts 9
Jack London'ın bütün eserlerine bir simgeci natüralizm örneği olan Deniz Kurdu ile devam ediyoruz. Varlıklı bir aileden gelen Humphrey Van Weyden, geçirdiği deniz kazasının ardından Hayalet adlı uskunanın kaptanı Wolf Larsen tarafından kurtarılır. Barışçıl bir "beyefendi" olarak, iradesi dışında Larsen'in hizmetine girmesiyle kendini şiddet dolu "gerçek dünya"da bulacak; bu deneyim onu elitist bir entelektüelden, cesur bir eylem adamına dönüştürecektir. Van Weyden'la Larsen arasındaki çatışma, yalnızca zayıf olanın ezildiği bir dövüş değil, bir fikir savaşıdır aynı zamanda. Hayatı "kutsal" olarak gören Van Weyden'ın idealizmiyle, var olmak dışında bir kaygı taşımayan Wolf Larsen'in materyalizmi arasındaki karşıtlık roman boyunca yinelenirken, Deniz Kurdu'nu farklı düzeylerde okunabilecek bir yapıt haline getirir. Ancak, London'ın en büyük başarısı hiç kuşkusuz ustalıkla geliştirip ete kemiğe büründürdüğü unutulmaz Wolf Larsen karakteridir. Nietzsche'nin "üstinsan" kavramını anıştıran Wolf Larsen, Ambrose Bierce'in de dikkat çektiği gibi, bir yazarın yaratabileceği en muazzam karakterlerden biridir...
Dorian Gray'in Portresi by ClassicsTR
ClassicsTR
  • WpView
    Reads 55,684
  • WpVote
    Votes 2,815
  • WpPart
    Parts 21
Keşke tersi olabilseydi! Keşke her zaman genç kalacak olan ben olsaydım da portrem yaşlansaydı! Bunun için... bunun için her şeyi verirdim!" Özellikle bir genç adamın büyümesini, eğitimini, gelişimini, kendini ve inançlarını keşfetmesini işleyen Dorian Gray'in Portresi için Oscar Wilde, 'bir ruhun hikayesi' demişti. 1891'de ilk basıldığında ahlaksızlığı yücelttiği gerekçesiyle büyük tepki çeken romanın baş kişileri olan Lord Henry ile Dorian'ın karşılıklı etkileşimleri, Dorian'ın kendini giderek kötüye, şeytani olana, hazcılığa adaması kitabın eksenini oluşturuyor. Son derece saf ve yakışıklı Dorian'daki değişim, Lord Henry'nin sözleriyle ve Dorian'ın kendi portresinde kendi güzelliğini keşfetmesiyle başlar. Lord Henry'nin etkisiyle kötülüğün ve zevkin çekimine kapılan, dünyada gençlik ve güzellikten önemli bir şey olmadığına inanan Dorian için heyecan, kötülükte ve günahtadır; iyilik ve erdemse sıkıcıdır, edilgendir. İyiliği temsil eden Basil'in Dorian'a duyduğu saf tutkuda eşcinsellik öğeleri açıkça hissedilir. Dorian'ın büyük sırrını, portredeki değişimi gören yalnızca Basil olur. Portreye odaklanan, sonsuz gençlik karşısında ruhunu satan ve ruhunun ölmüş olmasından korkan Dorian için kurtuluş var mıdır? Ve Oscar Wilde'ın dediği gibi, herkes Dorian Gray'da kendi günahını mı görecektir?
Vurdu ve AŞK! (KİTAP OLDU) by beeyzz
beeyzz
  • WpView
    Reads 15,465,732
  • WpVote
    Votes 660,340
  • WpPart
    Parts 64
Sinan Tümer; başarılı, insanın içini eriten ses tonu ve kusursuz diksiyonu olan bir spor spikeridir. Yurt dışında çalıştığı kanalda Beşiktaş'ına laf ettiği için canlı yayına gelen konuğuna kafa atıp, istifa eder ve Türkiye'ye dönmeye karar verir. Bütün spor camiası şerefli davranışıyla onu bu dünyaya kabul etmeye hazırken; aynı şeyi abisi, yengesi ve yeğeninin bakıcısı başarabilecek miydi? Resmi instagram hesabımız; @vurduveaskwattpad ⚫⚪
Denize Karşı (Kitap Oldu) by mineselen
mineselen
  • WpView
    Reads 2,092,966
  • WpVote
    Votes 133,948
  • WpPart
    Parts 91
İnsanı sadece sevdiklerinin ihaneti yıkar, kalp kırılır izi derinlerde kalır. Kişiliği oturmuş olan, yaşadıklarından sıyrılıp küllerinden yeniden doğar. Daha güçlü, daha dirayetli... daha... yalnız!..
Gül'e Ait  (TAMAMLANDI) by mineselen
mineselen
  • WpView
    Reads 6,042,854
  • WpVote
    Votes 321,362
  • WpPart
    Parts 105
Duygularını rafa kaldırmayı hayat biçimi olarak seçen genç adam, sevmenin ne demek olduğunu bilse de sorumluluğunu almak istemez. Kendisi için biçtiği gelecek yalnızlık üzerine kuruluyken, hele kendi şeytanlarıyla savaş verirken hiç istemez. Tabi mecbur kalmazsa!.. Yaşantısının içine kötü bir tesadüf eseri giren Gülizar'ın, sorumluluğunu almak zorunda kalana kadar. İstemese de koruyup kollayacağına ant içene kadar. Gül'e ait tek varlık, kurtarıcısı, meleği olana kadar...
BENİ KALBİNE SOR(Tamamlandı) by asli1909
asli1909
  • WpView
    Reads 3,696,023
  • WpVote
    Votes 38,362
  • WpPart
    Parts 7
Ellerini göğsünün üzerinde bağlamış,sessizce bavulumu hazırlamamı izliyordu.Acı çekiyordum,hemde daha önce hiç çekmediğim kadar. "Eminmisin?"diye sordu. O ana kadar bütün serin kanlılığımla gözyaşlarımı tutmuş,bir damla gözyaşı akıtmamıştım.Ama bu soru,tamamen dağıtmıştı beni.Kirpiklerimi kırpmadan dökülüyordu yaşlar. Kendimi engelleyemiyordum.Yanına yaklaşıp burnunun dibine kadar girdim.Gözlerinin içine bakarak,"Şimdi neden bunu soruyorsun?Sen beni istemiyorsun ki!"dedim. Gözlerini kapattı."Beni hiç kalbine sordun mu?"diye cevap verdi ve gözlerini açtı. "Kalbime sormama gerek yok,aklımı kullanabiliyorum."dedim ve bavulumu alıp kapıya yöneldim. Tam yanından geçerken, "Bu kapıdan çıkarsan,bir daha geri dönemezsin."dedi. Olduğum yerde durdum, birkaç saniye bekledim,yüzüne bile bakmadan "ELVEDA"deyip dışarıya çıktım.
AŞK SEN MİSİN? by ucan__balon
ucan__balon
  • WpView
    Reads 1,172,825
  • WpVote
    Votes 87,534
  • WpPart
    Parts 56
İki imkânsız aşk... Biri artık sahip olamayacağı Yar'a hasret... Diğeri yanında ama gönlü başkasında olan Yar'a hasret... Özlem, aşkını tüm iliklerine kadar yaşarken ansızın sevdiğinin acı haberini alır. Artık onun için hayat bitmiş kendisini her şeyden soyutlamış, bir daha asla böylesine sevmemeye yemin etmiştir. Ta ki tayini İstanbul'a çıkana kadar... Patronun ısrarlarını kıramayıp çıktığı bu yolda, ailesine ve kendisine yeniden bir hayat kuracağına söz vermişti. Yeni taşındığı evine ansızın gelen komşularının sıcaklığı ona çok iyi gelmiştir ve bu sevimli karı kocanın aklındaki planlardan da Özlem'in haberi yoktur... Soner, sevdiği kadının başka birine aşık olduğunu bilmesine rağmen onsuz bir hayat düşünemediği için zoraki de olsa nişanlanmıştı onunla. Yanındayken bile diğer adama hissettiği duyguları açıkça belirtmekten çekinmeyen sevdiğine kızar, kafasını toparlamak için ailesine haber vererek bulunduğu yerden bir an önce uzaklaşır. Ne var ki yolda lastiği patlamış birini görür yardım edip etmemek konusunda kararsızdır. Yardım elini uzattığında ise kendisine bir müddet sonra şu soruyu soracaktı: AŞK SEN MİSİN? **** " Seni bu kadar özel kılan damarlarında ki kana işlemiş olan aşk olmalı, yemin ediyorum bu kadar sevilsem, birisinin ciğerlerine işleyebileceğimi bilsem, ahhhh Özlem ah" ****
Nasipten Öte by nur_oz_
nur_oz_
  • WpView
    Reads 1,862,750
  • WpVote
    Votes 97,839
  • WpPart
    Parts 36
Sahi, sevdiğin imtihanın olur muydu? Ve bir gün, o imtihanın ellerinden kayar mıydı? Yüzünde bir gülümsemeyle veda edebilir miydin sevdana? Hiç sevmemiş gibi. Ettiğin duaların O kişi için kabul olunmadığını, dualarının tecellisini başkasında gördüğünde ne yapardın? Teslimiyet. Nasip. Onun için ettiğin o güzel duaların başkası için kabul olduğunu nereden bilebilirdin ki? İşte bu sevda... Ne bir şehvet ne bir arzu. Bu Allah'ın ve Resulullah'ın razı olacağı bir sevda. Öyle olması gereken bir sevda. Tevekkül. ''Hayatının her köşesinde bulunduğun insan seni fark etmezken, hayatının her köşesinde olanı fark edemiyorsun Betül" dedi Ömer. Anlamamıştı... Hem de hiçbir şeyi... Sevda çok garipti ve ağır bir imtihandı...
Şafak Sökerken |Şafak Serisi 1 - 2| by BiCeruVar
BiCeruVar
  • WpView
    Reads 2,215,852
  • WpVote
    Votes 97,087
  • WpPart
    Parts 108
(Şafak Serisinin 1. Kitabıdır.) Vuslat sesizliğinin içine ağırlığını katarak sunuyordu insanlara. O ağzını açtığında kimse konuşamazdı ve o sustuğunda kimse bir adım öne çıkamazdı. Yerini, gücünü, hakimiyetini ve hırsını kaybetmeyen nadir adamlardan biriydi. 13 yaşına kadar tanıdığı ailesi sırf sakin olsun diye ona bu ismi verseler de kıyametten önceki boğucu suskunluk olacağını tahmin edememişlerdi. O günün yeni yeni aydınlanmasını, karanlık bir ormandan izlemeyi seven adamdı. O Vuslat Kasırgaydı. O lakabını soyadından alan bir adam değildi, ortalığı yıkıp savurması ile güçlü bir fırtına olduğunu kabul etmişlerdi. Ve daha kötüsü, bu kez Vuslat Kasırga'nın hiç görmediği bir şafak sökecekdi, güne değil kalbine doğacaktı güneş... İnce uzun bir rakı kadehiydi yürekten sevmek, Narin, kırılgan ve ağır... Acı, mayhoş ve iç acıtan bir suydu aşk, Kavuran, sarhoş eden, akla düşüren... Beyaz bir yıldızdı kadın, Saf, asil ve güneş gibi sıcak... Siyah, saf bir geceydi adam, Asi, mert ve rakı gibi sert... Ve sevmek sesiz bir vuslatta başlayacaktı, yeni bir şafakta.