.
12 stories
CENNET KENT +18 por ilmelistan
ilmelistan
  • WpView
    LECTURAS 3,138,203
  • WpVote
    Votos 2,506
  • WpPart
    Partes 3
"Bacaklarını biraz daha aralaman gerek." dedi o içimdeki kıvılcımın oluşmasına neden olan bir ses tonuyla. İstediğini yaptım ve bacaklarımı iki yana aralayıp gözlerine bakmaya çalıştım ama o, gözlerime bakmak yerine benim bulunduğum pozisyonu izlemeye odaklanmıştı. "Eteğini yukarı çek." dedi ve oturduğu yerde beni izlemeye devam etti. Yine istediğini yapıp eteğimi yukarı çekiştirdim ama bu sefer ona sunduğum manzara yüzünden utanmadan edemedim. O ise benim hâlimi umursamıyordu bile. "Şimdi külotunu kenara sıyırmanı ve kendini okşamanı istiyorum."
ÖLÜ KENT -1- VE -2- por ilmelistan
ilmelistan
  • WpView
    LECTURAS 2,007,173
  • WpVote
    Votos 5,452
  • WpPart
    Partes 6
Ben Efnan Zahredar. Kendimi ailemin biricik kızı, okulumun örnek öğrencisi, dostlarımın sığınağı sanırken yaşadığım her şeyin gittikçe çirkinleşen bir yalan olduğunu anladığımda artık çok geçti... Atıldığım karanlık kuyuda uzattığım ellerimi tutan adamın ellerine tutsak kaldım. Onun cehenneminde yanarken günahlarla kutsandım. Cennet beni kabul etmeyi bırakalı çok oldu. Cehennem ise efendisine sunabileceği en büyük hediye olarak beni kutsadı. ÖLÜ KENT benim cehennemim oldu.
ZORBA +18  / OKUL 2019  por hellomonstarx
hellomonstarx
  • WpView
    LECTURAS 196,748
  • WpVote
    Votos 6,528
  • WpPart
    Partes 32
Sırtımı hızla duvara çarptı, bedenime yayılan acıyı henüz dindirememişken kapıyı kapattı ve kilitledi. Kapının kapanmasıyla karanlığa boğulan odada yankılanan nefesinin sesini tenimde hissedebiliyordum. Yaklaştı... Yaklaştı... ve durdu... Artık tam karşımdaydı. Arda Gürdal. Karanlığın içinde baş başaydık. Abimin canına kast eden adam ve ben. Bir eli çıplak bacağıma uzandı. İşaret parmağıyla tenime görünmez yollar çizdi. Diğer eli havalandı ve başımın ardında yerini aldı. Alınını alnıma yaslarken bacağımdaki eli yukarı doğru hareketlendi. "Baş döndürücüsün..." İçkiliydi. Kafası yerinde değildi. Muzip bir ses tonuyla hımladım. Dudağını dudağıma sürttü. "Asisin..." Tekrar hımladım. Bedenini bedenime yasladı. Şu an duvar ile onun arasındaydım. Dudaklarını şakaklarıma bastırdı ve bir eliyle bacağıma dokunmaya devam ederken öptü. Elimi ensesindeki saçlarına doladım ve başımı onun başına yaslayarak dudaklarımı kulak hizasına getirdim. Aldığım nefesi dudaklarımın arasından onun tenine salarken bundan hoşlandığını fark ettim. Parmaklarıma doladığım saçlarını sert bir şekilde çekerken inlemesini dinledim ve fısıldadım; "Adımı söyle..." Bayık bir şekilde güldü ve dudaklarını araladı. "Melisa..." "Melisa Yıldız." Bu kez ben güldüm. Soğuk, kibirli ve karanlık bir gülüştü bu. Kulağına biraz daha yaklaştım ve fısıldadım; "Yanlış... Ben Melisa Gümüşay." Ürperdiğini hissettim. Bacağımdaki eli konumunu terk etti ve boşluğa düştü. Elleri omuzlarımı kavradı ve bedenimi iterek sarhoş bedenini uzaklaştırdı. "Ne? Siktir!" İlk yazılma tarihi 21.04.2019
KIRMIZI DÜŞ por Maviii_lavinia
Maviii_lavinia
  • WpView
    LECTURAS 1,913,834
  • WpVote
    Votos 71,044
  • WpPart
    Partes 73
Mesih Yıldıran. Namı değer Şah; Sınırsız ve Yıkılış şehrinin sahibi. Herkesin korkudan titrediği, Polis'in aleyhine tek bir delil bulamadığı illagal bir dünyanın Şah'ı olan bir adam düşünün. Aşkı kırmızının en tutkulu tonu. Saplantısı ölümüne bir sınırsızlık. O şimdi öyle aşıktı ki aşkı bir bataklık gibi; sonu gelmez kırmızı bir bataklık... Lahza Lavia. Çiçek kız. Çiçeklere aşık, kendi dünyasında, geçmişin oyunlarından bir haber yaşayan bir bir kız. Hayatının tek bir günde değişmesiyle illagal bir dünyaya bomba gibi düşeceğinden ve herkesin sınırsızca korktuğu Şah'ın hayatına düşeceğinden bir haber Sınırsız şehrine gelir. Hayatını değiştirecek bir gece; Şah'ın defile gecesinde kendini sıınırsızın tâ kendisi olan bir adamın kucağında ve hayatının tam ortasında bulur. Kaderinin Şah ile kördüğüm gibi bağlanacağından habersiz Sınırsız'da kalmaya başlar. Fakat kırmızıya saplantılı bir adamın saplantısı haline geldiğini bilmiyordur. Kırmızı Düş 3 seriden oluşan bir kurgudur. Hepsi tek kitap altında toplanacaktır. Tüm hakları bana aittir. Kırmızı Düş adında yazılan tek hikayedir. İsim, konu olarak tek hikayedir. İsim ve konu benzerliği olursa gereken hukuki işlemler başlatılacaktır. Uyarı: +18 kitaptır
MEDUSANIN ÖLÜ KUMLARI (Kitap Oldu) por Maral_Atmc6
Maral_Atmc6
  • WpView
    LECTURAS 9,267,165
  • WpVote
    Votos 724,966
  • WpPart
    Partes 72
Elzem Akay'ın sıradan ama güzel bir hayatı vardı. En iyi okullarda okumuş, en güzel oyuncaklara ve kıyafetlere sahip olmuştu. En değerli mücevherler daima onun boynunu süslemiştir. Lüks içinde yaşarken hayatta istediği her şeye kolayca sahip olmuştu. Üzerine titreyen iki abisi, onu hep güldüren kız kardeşi, iyi bir yengesi ve onu sürekli çıldırtan bir hizmetçisi varken hayat ona karşı fazlasıyla cömertti. Tüm bunları ne bozabilirdi ki? Bir gece korkunç bir ritüele kurban edildiğinde gözlerini bambaşka bir dünyada açar. Orta Çağın hiyerarşisinin içinde kalmışken eve dönmek hiç kolay değildi. Kendi dünyasında bir öğretmenken Ölümsüzlerin akademisinde bir hizmetçi olunca, sınıf farkının acımasız gerçekleriyle yüzleşir. Burası onun dünyası değildi, burası barbarların hüküm sürdüğü Araftı ve o, hayatta kalmak istiyorsa lüks alışkanlıklarından ödün vermeyi öğrenmeliydi. *** "Medeniyet yoksunu, vahşi barbar!" diye ona sesimi yükselttiğimde çatılan kaşları umurumda bile değildi. Tüm gün kuyudan su çeken o değildi. "Şu sivri dilin bir gün başına bela olacak." Sert bakışlarla beni uyardıktan sonra merdiveni işaret etti. "Kahyadan fırça yemek istemiyorsan işinin başına dön." "O kadın bir cadı." Ondan bahsederken bile tiksintiyle yüzümü buruşturdum. "Bence benden nefret ediyor." "Hayret." Kaşları alayla yukarı kalktı. "Oysaki çok sevilesi bir kadınsın." İğneleyici sesiyle ters ters ona baktım. "Sizde öyle Savcı Bey," dedim oyunbaz bir ifadeyle. "Sizi görenlerin yüzünde güller açıyor." "Bunu inanarak söylemiyorsun." "Tabii ki inanarak söylemiyorum." Gülerek bana ikinci kez merdiveni işaret etti. "İşinin başına dön aksi taktirde yarın seni sınıfıma almam. Bir hizmetçiye ders verdiğim için yeterince sorun yaşıyorum." Bu vahşiler kendi dünyamda ne kadar zengin ve asil olduğumu anlamak istemiyordu.
Deliler Ağlamaz KİTAP OLUYOR por ilmelistan
ilmelistan
  • WpView
    LECTURAS 4,887,151
  • WpVote
    Votos 15,664
  • WpPart
    Partes 3
"Soyun!" dedi ve dudaklarındaki o histerik, şeytani gülümseme yeniden kendisini gösterdi. "Bunu yapamam." dedim korku, bedenime hükmetmeye yüz tutmuşken. Umursamadı. Bakışları, bir psikopat kadar anlamlı, bir deli kadarsa ardı görülemez şekilde parıldıyordu. "Sana yapabilir misin diye sormuyorum. Kıyafetlerini çıkar ve buraya gel. " Bir psikopatla nasıl başa çıkacağınızı bilirdiniz. Ardında yapacağı hamleler, kafasındaki kurduğu dünyadan nefes alırdı. Ama o, ardı arkası kesilmeyen bir dehşetin yüzüydü ve bunun farkındaydı. Çünkü tam olarak bu olmak istiyordu. O psikopatla taçlandırılamayacak kadar deliydi. Ve istediklerini yapmazsam, zelzelesi dünyama kıyameti yaşatmaya ant içmişti. Onu tanımak, sokakta yaşayan bir adamı yaşamak kadar korkutucuydu. Onu hatırlamak, damarlarımda dolanan kanı donduracak kadar soğuktu. Onu yaşamak, gökyüzü gibiydi. Günün her saatinde, değişebilecek milyonlarca mucizeyi ellerine verecek kadar kudretli ve ulaşması imkânsız olandı. Onu bilmek ise imkânsızdı. Çünkü o var olanı, var olmayanlarla süsleyecek tek insandı. O, Bir deliydi.
ÖYLE BİR UĞRADIM (Kitap Oldu) por Maral_Atmc6
Maral_Atmc6
  • WpView
    LECTURAS 375,531
  • WpVote
    Votos 21,250
  • WpPart
    Partes 8
"Ondan hoşlanıyor musun?" Kıskanç çıkan sesine ne tepki vereceğimi bilemiyordum. "Ona sarıldın." Kaşları çatıldı. "Hoşlanmasaydın sarılmazdın. Hoşlanıyorsun ki sarıldın." Burnundan nefesini sertçe verdi. "Bana bile sarılmadın." Ters ters baktı. "Bana niye sarılmıyorsun?" Kıskandığı kişi en yakın arkadaşıydı. Ve onun arkadaşı benim babamdı. Hiçbir şeyden haberi yoktu. Eflah kim olduğumu bilmeden beni seviyordu ama ben, onun kim olduğunu bile bile ona âşık olmuştum. Benim günahım daha büyüktü. Bir insanın başına en kötü ne gelebilirdi? Babam gözlerimin önünde öldürüldüğünde ve onu öldüren annem olduğunda en kötüsünü yaşadığıma çok emindim. Artık annem cezaevinde, babam ise mezardaydı. Bundan daha kötü ne olabilirdi ki? 25 yıl geçmişe gitmek? Bu kötünün de kötüsü olabilir miydi? Ölümcül bir kaza sonucu kendimi 1998 yılında bulduğumda o an için bunun bir felaket olduğunu düşündüm. Felaket bir durumdu çünkü bu zaman diliminde anne ve babamla aynı yaşlardaydım. Onların hayatına bir yabancı gibi girmek zorundaydım. Ama aslında felaket sandığım şey mucize de olabilirdi. Mucizevi bir durumdu çünkü bu zaman diliminde annem cezaevinde, babam da mezarda değildi. Onların evlenmesinin nedeni annemin bana hamile kalmasıydı. Ana rahmine düşmeme sadece üç ay kaldığını anladığımda ise kendi doğumumu engellemenin nasıl olacağını düşünmeye başladım. Annemi cezaevinden, babamı da ölümden kurtarmanın tek yolu bu olabilir miydi? Belki de olabilirdi. Planını uygulamak için babamın arkadaşı Eflah'ın evine bir dadı olarak işe girmekse hayatımda verdiğim en kötü karardı. Bunu ona anlatmanın bir yolu var mıydı? Buraya ait olmadığımı, öyle bir uğradığımı anlatmanın bir yolu olmalıydı. Doğru insanı yanlış zamanda bulmak birine verilen en büyük ceza olmalı.
SAKA VE SANRI(Kitap Oldu) por Maral_Atmc6
Maral_Atmc6
  • WpView
    LECTURAS 36,228,475
  • WpVote
    Votos 1,604,534
  • WpPart
    Partes 58
"Karımı artık yanımda, odamda ve yatağımda görmek istiyorum!" diye bağırınca donup kaldım. Ne söylediğinin farkında mıydı? Bir başkasının kimliğiyle evlenmek mümkün müydü? Gerçekten nikâhta bile sahtekârlık yapılabilir miydi? Başına gelene kadar Bige Saka bunun mümkün olduğunu sanmıyordu. İlk görüşte aşktı onunkisi, bu yüzden âşık olması ve duygularına yenik düşüp evlenmesi çok hızlı olmuştu. Evlendiği gün sevgilisinin bir dolandırıcı olduğunu öğrenmişti. Üstelik zaten evliydi ve başka bir adamın adını, soyadını, kimliğini hatta gerçeğinden ayırt edilemeyecek imzasını kullanarak Bige'yi evlendiklerine inandırmaya çalışmıştı. Son ana kadar Bige bu gerçeği görememişti. Peki, nikâh cüzdanında adı geçen gerçek Karun Kalender kimdi? Evlendiğinden haberi var mıydı? Böyle bir durumda nikâh geçersiz sayılırdı değil mi? "Ne demek nikâh geçerli?" Şaşkına dönmüş bir halde avukata bakıyordum. Benden haberi bile olmayan bir adamın karısı olduğumu mu savunuyordu? "Üzgünüm Bige Hanım," dediğinde olağan bir şeyden bahseder gibi sakindi. "Nikâh memuruna kadar her şey gerçek. Eski sevgiliniz Serhat Bey ile o masaya oturduğunuzu doğrulayacak hiç görgü tanığınız yok. Bu nikâhın başka bir adamın kimliğini kullanarak kıyıldığına dair hiçbir kanıtınız yok. Böyle bir durumda yapılacak en mantıklı şey Karun Bey'i bulmak ve ona olanları anlatıp boşanma evraklarını imzalatmak." Bu adam ne dediğinin farkında mı? Bahsi geçen adamın benden haberi bile yoktu. Karşısına geçip ona ne diyeceğim? Senin ruhun bile duymadan evlendik hadi şimdi de boşanalım mı? Bu koskoca bir saçmalıktı!
Varislerin Oyunu (Wisteria 1) por adorayagmur
adorayagmur
  • WpView
    LECTURAS 2,396,777
  • WpVote
    Votos 121,079
  • WpPart
    Partes 28
24 Krallıktan gelen genç prens ve prensesler için kurulmuş bir Kraliyet Okulu. Ancak acımasız bir suikastçı kendini soyluları teker teker öldürmeye adamıştır. Kaçış yok. Teslim olmak yok. Oyuna hazır mısınız?
ÖTANAZİ OKULU(Kitap Oldu) por Maral_Atmc6
Maral_Atmc6
  • WpView
    LECTURAS 7,837,744
  • WpVote
    Votos 193,341
  • WpPart
    Partes 18
Dilsiz bir kızın kalbi tüm kötülükleri kendisine çekiyordu. Hiçbir kalp bu kadar değerli olmamıştır. Yeşil, Ötanazi Okulu'na sürgün edildiğinde o yıllarda henüz bir çocuktu. Öz babasının onu nasıl bir yere mahkûm ettiğini bile bilmiyordu. Ötanazi Okulu, Amerika Birleşik Devletleri'ne bağlı olan Alaska'da açılmış karanlık bir okuldu. Bildiğiniz tüm o okulları unutun çünkü Ötanazi Okulunda öğretmenler ders vermiyordu. Her biri kendi dalında uzman bilimcilerdi ve oradaki amaçları bir okul dolusu öğrencinin üzerinde deneyler yapmaktı. Öğrenciler ise sıradan öğrenciler değildi çünkü her biri idam cezası almış mahkûmlardı. Okul onları satın alarak kendi deneylerinde kullanan karanlık bir girdaptan farklı değildi. Bir kez içine girince çıkmak mümkün değildi. Yeşil tüm o tehlikeli mahkûmların içinde göğsünde değerli bir kalple yaşamak zorundaydı. Herkes onun kalbini isterken kurtların içine atılmış bir kuzudan farklı değildi. Kalbini isteyenlerden biri de öz babasıydı. Babasının onun kalbi için okula tehlikeli bir suikastçı göndermesiyle, belki de tüm ezberler bozulmaya başlamıştı. Avcı'da her zaman bu kadar acımasız değildi. Özellikle ateşten kızıl saçları olan ve bir katile gülümseyen hasta bir kadını tanıyana kadar. Şimdi karar verme sırası ondaydı. Avını öldürmeli mi, yoksa korumalı mı? Sayfalar üzerinde konuştuğu bu dilsiz kadınla tam olarak ne yapmalıydı? "Kadın kandan korkuyordu, adam ise kan kokuyordu. Şimdi sen söyle; böyle bir durumda kadın özleyebilir mi ölüm kokan bir adamı?" dedim. "Kadın aptaldı adam ise kadına kör. Şimdi sen cevap ver; her şeye, herkese ve özellikle küçük bir kadına kör olan bir adam bekleyebilir mi kadın tarafından özlenmeyi?" diyerek bana cevap verdi.