Bebeğimin Bebekleri
2 stories
MARSEL by nazhaniminiz
nazhaniminiz
  • WpView
    Reads 30
  • WpVote
    Votes 6
  • WpPart
    Parts 1
"Kötü kadınlar, her zaman kötü adamlara mı tutulurlar?" Ayla Marsel, çocukluğundan beri ülkesine hizmet etme hayaliyle yanıp tutuşan bir istihbarat uzmanıdır. Hastalıklı bir zihne, hastalıklı bir kalbe sahiptir. Ona ceza olarak gelen kişiyse hayatını hiç beklemediği kadar farklı yönlere sürükleyecektir. Merhameti, dostluğu ve aşkı öğrenecek, bir başkasını kendinden fazla sevmenin nasıl bir his olduğunu tadacaktır. ~ "Ben hastayım, Batur." dediğimde gözyaşlarımı ilk defa başkası için akıtmanın şaşkınlığını bile yaşayamamıştım. Çok acıtıyordu. Onun için ondan vazgeçmek canımı öylesine acıtıyordu ki daha fazla ayakta duramamış, yere yığılmıştım. "Biz mutlu olamayız. En başında da demiştin. Ben şımarık, küçük bir kız çocuğuyum. Sense tanıdığım insanlar içinde mutlu olmayı en çok hak eden adamsın." Hıçkırarak ağlamaya başladığımda arkama oturup bacaklarını iki yanımdan uzattı, kollarını vücuduma sardığında bir daha bu anı yaşayamacak oluşum kalbime büyük sancılar sokuyordu. Bir daha ona dokunamayacaktım bile çünkü bir başkasının sevgilisi olacaktı. Yüzünde oluşacak ufak bir tebessüm için ikinci kadın olmayı çoktan kabullenmiştim. "Ben seni mutlu edemem. Kalbini kırar, canını yakarım." Dizlerimi kendime çekip göğsüne başımı yasladım, kalp atışlarını dinlemeye başladım. Her yakınlaşmamızda düzenli bir şekilde atan kalbi, ilk defa kendini parçalayacakmış gibi hızlı atıyordu. "Ona git. Yalvarırım, ona git." Demek okuduğum yüzlerce kitabın bir köşesinde yerini alan aşk acısı böyle bir şeydi. Demek aşkın için kendi mutluluğundan vazgeçmek de böyle hissettiriyordu. Ben yalnızca mutluluğumdan değil, onun için kendimden de vazgeçmeyi göze almıştım. Kimsem yoktu, o giderse eskisi gibi yapayalnız kalacaktım ve biliyordum ki bu beni artık ölüme sürükleyecekti.
YALVARIŞ by nazhaniminiz
nazhaniminiz
  • WpView
    Reads 7,023
  • WpVote
    Votes 709
  • WpPart
    Parts 9
Gece tehlikeli, dağ buz gibiydi. Saat üç sularında kapısı çalınan adam merakla kapıyı açtığında karşısında yaralı bir Türk askerini bulacağından habersizdi. Ve tabii, bu Türk askerinin oldukça tanıdık çıkacağından da... Tomris İlay Arel, Türkiye'nin başarılı özel kuvvetler askerlerinden biriydi. Tek gayesi ülkesinin en büyük dertlerinden biri olan KKP'yi bitirmek, ailesini gözlerinin önünde şehit eden hainlerden intikamını almaktı. Esir düştüğü kamptan kaçtığında nereye gittiğini bilmeden koşmuş, karşısına çıkan evin kapısını çalmıştı. Öleceğine inancı tamdı. Fakat bazen inandığımız şeyler doğru olmayabilirdi. ~ "Belki de hislerin daha derinlerdedir, Tomris. Daha eskidir bu yaşadıklarımız, belki de unuttuğun yalnızca yedi gün değildir. Bir gelecektir, bir geçmiştir, şimdidir." ~ "Sonra susuyorsun ve vazgeçiyorsun. Ondan değil, kendinden. O koca umut yığınından geriye sana kalan tek şey gülerken çektiğin fotoğrafı oluyor. Bakıp duruyorsun gülüşüne, bir süre sonra ezberliyorsun." "Hiç unutulmuyor mu? Acısı hiç geçmiyor mu?" "Geçmiyor ama alışıyorsun. Öyle bir benimsiyorsun ki o hissi, asıl olmayınca acı çekiyorsun. Sevdiğinden kalan şey sızı bile olsa, ondan kaldı sonuçta deyip sımsıkı sarılıyorsun." "Aşktan korkmalıyım o hâlde... Sızı dediğin sevilir mi? Delilik bu." "Aşk değil bu, sevda. Zaten deli olmayan sevemez bence. Akıl işi değil çünkü." "Deliren sever diyorsun. Seven sevdadan delirir mi peki?" "Ben delirdim." dedi sigarasından derin bir nefes çekerken. "Diğer sevdalıları bilemem." Kapak Tasarım: @EkimAksak