Ruhumdamurrekkepizi
"Genç kadın avuçları ile masaya sert bir şekilde vurup duraksadı. Farkında olmadan kafasını öne eğmişti. Masada uğultuyla yükselen sesler aniden susmuş pür dikkat genç kadına bakıyorlardı. Genç kadın derin bir nefes alıp başını kaldırdı. Göz göze geldikleri her zaman yanında olanlardı, her zaman onu izleyenler, onunla büyüyenler... Tek tek hepsini süzdükten sonra farkına vardı. Masa da her an ölümü için iskemleyi tekmelemek adına fırsat kollayan düşmanları vardı. Keskin bir bakış attı ve gözlerini kapatıp açtığında masa bomboştu. Karşısındaki aynaya baktı uzunca bir süre. İşte o zaman gözlerinin içinde hapsolmuş düşmanların izini gördü genç kadın, işte o zaman anladı aslında içinde onunla büyüyen duygulardı düşmanları, gözünden akan yaşı naifçe sildi ve duygularını bir kutuya hapsedip sıkıca kilitledi ve anahtarı zihninin en kuytu köşesinde kaybetti."
Böylece kızıl doğdu. Kanlar içinde yıkandıkça benliğini buldu ve bulduğu benlikte kaybetti ne varsa kendine dair. Kafamızda kalıplaşan dengelerin aslında ne kadar dengesiz olduğunun kanıtıydı bazı yaşamlar. Görmeyi öğrenemedikçe yaşamayı da beceremeyeceğiz.