birsmeselesi
- Reads 536
- Votes 101
- Parts 8
"Bu şehirde çıkmaz sokak yoktur, Mardin'in her sokağı, yeni bir hikayeye açılır, demişti biri bana. Ama benim seninle karşılaştığım yol, çıkmaz sokaktı, Aladağ. Yıllardır içinde olduğum, kaybolduğum sokaktı. Sen, benim çıkmaz sokağımsın Gökalp Aladağ. O sokakta dönüp dolaşıp, sarmalında kaybolduğum çıkmazımsın. Hayatımdaki hiçbir sarmal, böylesine sevindirip, böylesine korkutmamıştı.
Korkuyorum.
Seni yaşadım, seni bir kez kaybettim.
Bir kez daha seni kaybetmekten çok korkuyorum."
Bazı şehirler insanı büyütmez; hesap sorar. Ona yuva vermez, kural verir; töre der, her şeyi devirir.
Mardin, taşlarıyla susmayı öğreten ama asla unutmayan bir şehir.
Dicle kıyısında başlayan bir çocukluk aşkı, yıllar sonra iki güçlü insanı yeniden karşı karşıya getirir. İkisi de CEO. İkisi de Mardinli. Aşkları eskisi gibi masum belki... Öyle umuyorlar.
Kadın, ekonomiyi bilen bir yönetici ve insan zihnini çözen bir psikologdur. Rakamlarla duyguları, güçle travmayı aynı masada tartmayı öğrenmiştir. Çünkü hayatta kalmak için başka bir yolu yoktur.
İhanet bazen bir kalp meselesi değildir; bir sistem meselesidir.
Ve her sistemin er ya da geç bir bilançosu çıkarılır.
Bu roman, aşkın değil bedelinin hikâyesidir.
Acı dolu çığlıkların olduğu taş evlerin avlularının, bir rüzgarın peşinde umutla koşulan kokunun, acı dolu geçmişin, ihanetlerin, acının ama mutluluğun hikâyesi.
Çünkü bazı ailelerin geçmişlerinin hesabı çocuklara kesilirdi.
Sarılmıştı geçmiş boğazıma, ne öldürüyor ne yaşatıyordu.
Ama en acıtan da kalbime aldıklarımı.
Acını anlatma sevdiğine, öfkelendiğinde basar yaranın en, en derinine.
İnsan, en keskin bıçağı, en sevdiğinin eline verirmiş.
"Kendimden kaçak, yârim keskin bıçak..."