begulaybar
"Devletin kanunu varsa, bu toprakların da yazılmamış kuralları var Aziz'im!"
Yıllar geçmiş, sürgün bitmiş, Kapadokya'nın hırçın Keklik Kızı toprağına geri dönmüştü. Ancak içindeki o çocuk ne uslanmış ne de o keskin gözlem yeteneğini kaybetmişti. At çiftliğinin serinliğinde çocukluk yoldaşı Aziz ile yürürken, zihninde eski bir resim canlandı.
"Söylesene Aziz'im.. Bu kaymak kaymakam, bizim o dört gözlü bahtı kara değil mi?"
O, ailesinin aksine, köksüz bir söğüt misali şehirler arasında savrulmuş, modern dünyanın jilet gibi keskin bürokrasisinde kendine bir kimlik aramıştı. Şimdi ise devletin asık suratlı kanunu olarak geri dönmüştü.
Can Vali, tüm ciddiyetini, tüm bürokratik zırhlarını bir kenara bırakıp, kollarını ağır ağır kaldırdı ve çıktı er meydanına. Dizini toprağa vurduğu an, sadece bir oyunun değil; aşkın, aidiyetin ve asıl kimliğinin fermanını yazdı.
İlan etti kendini...