elfalleyys
"Sana iki seçenek sunuyorum İrina Soykan," kurumuş dudaklarını diliyle ıslatıp, her bir kelimesini vurgular bir tonda asıl konuya girdi. "Ya benimle birlikte gelirsin, ya da-" cümlesini tamamlamasına izin vermeden lafına atladım.
"Ne? Ne yaparsın? Beni de mi öldürürsün yoksa." Dediğimde dudak ucuyla güldü.
"Seni değil belki ama, yanında gezdirdiğin yürek yemiş o çakalı olabilir." dedi.
İstediğini kabul etmem için bütün aralık olan kapılara bir bir kilit vuruyordu.
"Ya da diğer sevkiyatların da patlar." Cümlesinde hiçbir açıklık payı yoktu.
İki dudağının arasından çıkan seçeneklerin, tek bir yanından bile sıyrılıp kurtulamazdım.
Gözlerimi kapatıp esen rüzgarı tenimde hissettim. En iyi kararlar, her zaman en doğru karar olamıyordu.
İstediğini ona vermek, diğer sevkiyatları kurtarmak demekti.
İstediğini ona vermek, bir hata daha olmayacağı anlamına geliyordu.
Hızlanan soluğumu düzene koymaya çalışırken, göğsüm şiddetle inip kalkıyordu.
Dudaklarım arasından çıkacak olan cümleler; ya her şeyi kurtaracaktı, yâda herşeyi yerle yeksan edecekti.
Son bir kez dudaklarımı aralayıp, sanki soluğumu kesecekmiş gibi nefes aldım.
"Kabul ediyorum, seninle gelmeyi kabul ediyorum." Dediğimde, gözlerimi yavaşça aralayıp etrafa son bir kez göz gezdirdim.
Arkamda duran adam, belime sarmış olduğu kolunu geri çekti.
Ne yaptığını anlayamadığım için arkamı dönerken, ensemde hisettiğim keskin sızı ile gözümün önünü örten siyah perde ile elimi kolumu nereye koyacağımı bilemedim.
Dizlerimde ki bütün güç sanki bir anda çekilmiş gibi dizlerimin bağı çözülürken, düştüğümü hissettim.
Birkaç saniye sonra, belki de yere kapaklanmama ramak kala birinin beni belimden ve dizlerimin altından tutup kaldırdığını hissetim.
Başım, tanıdık olmayan adamın omzuna düşerken kulağıma dolan son ses, yine aynı kişiye aitti.
"Yine doğru