jiminshiimm
- Reads 12,110
- Votes 212
- Parts 2
Bütün büyük hikâyeler, iki türlü başlar.
Ya bir insan, ardında bildiği ne varsa bırakarak uzun ve meşakkatli bir yolculuğa çıkar. Yahut bir gün, kimsenin beklemediği bir saatte, şehre bir yabancı gelir.
Bu hikâyede ise şehre gelen yabancı Jungkook idi.
Ne var ki, insan bazen bir şehre yalnızca ayaklarıyla girmez. Beraberinde geçmişini, kaybettiklerini, intikamını, verdiği sözleri ve henüz kendisinin dahi farkında olmadığı bütün zaaflarını da getirir. Jungkook da Kim Krallığı'nın topraklarına böyle gelmişti.
Kardeşinin intikamını almak üzere çıktığı o uzun ve tehlikeli yol, onu hiç ummadığı bir mukadderatın içine sürüklemişti.
Nice ordulara hükmetmiş, savaş meydanlarında adı korkuyla anılmış, sertliği ve merhametsizliği dillere destan olmuş Prens Taehyung, Jungkook'un gözünde başlangıçta yalnızca düşmandı.
Lakin zamanla bu kudretli prensin de kendi zaafları, kendi yaraları ve kendi karanlıkları bulunan bir insan olduğu ortaya çıkınca işler değişti.
Ve bir vakitler binlerce askerin önünde tek bir emriyle hüküm verebilen adam, nihayetinde, düşmanı bildiği o insanın varlığı karşısında kendi iradesinin dahi ne derece zayıf düşebileceğini öğrenmek mecburiyetinde kaldı.
|Düzyazı|
|SemeTae|