ayseedemirall adlı kullanıcının Okuma Listesi
54 stories
KAYIP YANSIMA by DilaraKeskin2
DilaraKeskin2
  • WpView
    Reads 126,488
  • WpVote
    Votes 10,618
  • WpPart
    Parts 12
Akyazı'da sırlar, hiçbir zaman sır olarak kalmaz. * 18 yaşındaki Mira Altınok ikiz kardeşinin aksine kural tanımaz, asi bir kızdır. Yaşadığı bir hayal kırıklığı sonucu doğup büyüdüğü Akyazı kasabasını terk etmek zorunda kalmıştır. Yaklaşık bir yıl sonra kasabaya geri döndüğünde karanlık zamanların geride kaldığına olan inancı tamdır. Ve sonra günlerden bir gün, bir katilden bilmeceler almaya başlar. * Lina Altınok ailesinin pırlanta çocuğudur. Kusursuzca piyano çalabilir, derslerinde her zaman başarılıdır, herkese karşı kibardır, kendi gibi popüler bir erkek arkadaşı vardır. Hayatı tam anlamıyla mükemmeldir. Ailesinin ona koyduğu kurallara her zaman uymaktadır. Biri hariç: kasabanın en zengin ailesinin serseri oğlu Egemen'den uzak durmak.
Atlantis'in Beş Kurucusu (Düzenleniyor) by whysoserious46
whysoserious46
  • WpView
    Reads 1,175,258
  • WpVote
    Votes 57,552
  • WpPart
    Parts 68
--En yüksek: Bilim Kurgu #1, Fantastik #1, Aksiyon #3 -- Claire hafızasını kaybetmiş bir biçimde kendisini yabancı bir evrende bulur. Kafasındaki bir ses sürekli olarak kaçmasını söylüyor. Ama bir yabancı. Tek bir yabancı. Kalmasını sağlayan tek şey o. Sürekli gidecek bir yeri olmadığını hatırlatıyor. Bağlanma sorunları olan yarı alkolik bir ressam, memnuniyetsiz bir teknoloji dehası, istediğini elde etmek için her şeyi yapabilecek kendinden büyük bir kaplanı olan bir hayvan sever, her şeye sırtını dönmüşken eve geri dönmek zorunda olan bir dansçı... Ülkeyi yönetenler bunlar. Bir de adından başka bir şey hatırlamayan Claire. Ne yanlış gidebilir ki?
Ayyıldızın Kaderi  by sevilay2345679
sevilay2345679
  • WpView
    Reads 113,797
  • WpVote
    Votes 6,083
  • WpPart
    Parts 32
"Her insan kendi kaderini yazar kim bilirdi ki aynı kaderi yaşayacaklarını"
SAFİR VE YAKUT by mystoryswia
mystoryswia
  • WpView
    Reads 94,456
  • WpVote
    Votes 6,682
  • WpPart
    Parts 8
"Avukat..." Dedi, kapımın yanındaki isimdeki bakışları kısaca gezindi. Gözleri bir ifadeye büründü, ama bunu anlayamadım. O an onun eskisi gibi olmadığını fark ettiğim, zamanın sadece bana değil ona da uğradığını anladığım bir andı. "Asena Lara Şafak." Adımı, dudaklarından taşar gibi söylerken, vicdanı tek bir an nasıl sızlamazdı? Bu onun eseriydi, bu onların eseriydi. Gözleri yavaş yavaş üstümde gezinirken, şah ve mat mahkeme salonunda yargılanmaya başlamış, karşılıklı oturuyordu. "Hırslarının mahkeme duvarlarına vuracak olmasını tahmin ediyordum." Bakışları yüzümde gezinmeye devam ettiğinde, konuşmama fırsat vermeden devam etti. Gözleri, yüzümün her noktasında izinsizce gezindi. "Sana baktığımda hırstan başka bir şey göremiyorum." Hırslarım yüzünden burada olduğumu düşünüyordu. Rahat bir tavırla soluk uzun sarı saçlarımı kulağımın arkasına sıkıştırdığımda, bakışları çok kısa süreliğine ellerime kaydı. Dudaklarımda oluşan gülümsemeyle, gözlerim çok kısa bir an geçmişe sürüklendi. Orada çakılıp kaldım. "Kimisinin kendi mahkemesi kendi vicdanıdır." Diye mırıldandım, cümlemin ne kadarını anladığını test ederek. Ama artık o benim geçmişime ait bir isimdi. "Sonuçta sizler için yargılamak, yargılanmaktan her zaman daha kolay öyle değil mi?" Kaşlarımı havalandırırken, tek bir an çekinmeden, "Beni bu konuma getiren hırslarım değildi Akel, vicdanımdı."
SİYAHIN YANSIMASI by evrem_65
evrem_65
  • WpView
    Reads 8,026,599
  • WpVote
    Votes 250,054
  • WpPart
    Parts 73
Manevi ailesini kaybeden ve bundan dolayı manevi kardeşiyle arası açılan Berra Derin duyduğu hakaretlere, gördüğü dışlanmaya daha fazla dayanamayıp soluğu İstanbul'da alır. Kendine yeni bir yol çizmeye karar verirken hesapta olmadığı bir şey olur. Kaan Erdinç ile yolları kesişir. Kaan Erdinç'in geçmişi açığa çıkmasıyla beraber Berra kendini siyah beyaz dünyasında bulur. Bu dünyadan kendini uzaklaştırmak isterken Kaan'ın eli Berra'nın hep üstünde olur. ALINTI "Gideceksin dedim!" Dudağının arasından tısladı. Sinirli hali beni korkutuyordu. Fakat gitmemi istiyordu. Burasının benim için tehlikeli olduğunu söylüyordu. Beni mi düşünüyordu? Sanırım bu son soruyu bin defada tekrarlasam usanmayacaktım. Çünkü söz konusu bendim. "Benim hakkımda hiç bir şeye karar veremezsin anladın mı?" Yüzüne avazım çıktığı kadar bağırdım. İki ellerimle omzuna bastırdım. "Hiç bir yere gitmiyorum, bunu o taş kafana sok!" Kaan'ı omzundan iterek odadan koşar adımlarla çıktım. Arkamdan "Berra!" Diye kükredi. Asansörün kapısı açılınca '0' düğmesine bastım. Kapının hızlı kapanması için düğmeyi zorladım. Kapı yavaş yavaş kapanırken gözlerimi kapattım. Rahat bir nefes verip gözlerimi açtım. Asansör kapısının arasında el görünce çığlık attım. Tek eliyle asansörü durdurdu! "Sen manyaksın!" Yüz ifadesi beni çok ürkütüyordu. Üstüme doğru gelince kendimi kapana sıkışmış gibi hissettim. Hızlı bir hareketle herhangi bir asansör düğmesine bastı. Asansör ani bir çekimle durdu. Işıkların sönmesiyle gözlerimi kapattım. "Kes şunu!" Soğuk ve güçlü elini çenemde hissettim. Çenemi sıktığında acıyla inledim. Refleks olarak iki elimle, çenemi sıktığı elini tuttum. İtmeye çalışıyordum fakat gücüne karşı gelemiyordum. Ne yaptığını idrak etmeye çalışırken nefesini tenimde hissettim.
Lilith'in Gözyaşları by kedilimedi
kedilimedi
  • WpView
    Reads 2,220,971
  • WpVote
    Votes 83,516
  • WpPart
    Parts 28
Hafızasını kaybetmiş bir halde baş düşmanının evinde esir olarak uyanan Meira, geçmişte işlediği affedilemez bir günâhın bedelini ödüyor olduğunu öğrenir. Meira uyandığında ona söylediği ilk sözü "Biz düşmanız" olan adamın, bir zamanlar gözlerinin içine aşkla baktığını öğrendiğinde işlediği günahın hiç de sandığı kadar basit bir ihanet olmadığını ve altında çok daha korkunç bir entrikanın yattığını anlar. İki düşmanın kader ağları, tutku ve nefretin ateşiyle birbirine örülmüş; kurdun kuzu postuna bürünüp kuzunun kurda dönüştüğü çarpık bir ihanet oyununa evrilmiştir, artık birbirlerinden kaçmaları da ne mümkün! Bu yapbozu ise çözmenin tek bir yolu var: Gördüğün ve duyduğun hiçbir şeye inanma. Bunu geçmişteki sen bile söylüyor olsa... Fantastik değildir, karanlık aşk türündedir. DİKKAT! Bu kitapta cinayet, psikolojik ve fiziksel şiddet gibi rahatsız edici olabilecek içerikler bulunmaktadır.
NOTANIN ERVAHI (Kitap oldu) by SumeyyeDemirkan
SumeyyeDemirkan
  • WpView
    Reads 6,675,952
  • WpVote
    Votes 504,559
  • WpPart
    Parts 62
''Şeytanın bileklerinde saklıdır belki de insanlığın rehberi zira böylesine bir insanlık yalnızca ondan öğrenilmiş kadar kötü olabilirdi.'' Her şeye rağmen yaşamaya devam etti çünkü yaşaması gerekti. İdealleri uğruna, hiçe sayılmış ruhu uğruna ve yıkık dökük bir harabeyi andıran kalbi uğruna. Ellerinden alıp ellere verdikleri hayatını tırnaklarının uçlarıyla kazanmak pahasına yaşamak zorundaydı. Ve yaşadı. Çok acıdı, çok acıttı belki ama bir gün o acı bir başkasına karıştı. İşte bu sefer ikisi birden yanmaya başladı. Farklı notalarda tek bir ritim oldu, çünkü artık kalpleri aynı şarkıyı söylüyordu. Bu onlara aitti ve onlar susana kadar bu şarkı hiç bitmeyecekti.
SERÇEYİ ÖLDÜRMEK by bosverdilan
bosverdilan
  • WpView
    Reads 9,632,204
  • WpVote
    Votes 549,949
  • WpPart
    Parts 83
Efsun Zorlu; atandığı Urfa'da mecburi hizmetini yapan tıp fakültesinden yeni mezun, çiçeği burnunda bir hekimdir. Daha mesleğinin ilk günlerinde, henüz on sekizine yeni girmiş bir hastanın intihar vakasıyla karşı karşıya kalır. Hastasının vücuduna bırakılan izler onu adım adım kendi geçmişine götürürken, geleceğini aniden tanımadığı insanların dudakları arasında bulur. Asla geçmemiş geçmiş, verilmiş sözler, kurtarılan hayatlar, doğrultulan namlular, yalanlar, fermanlar ve aşk. Devrim gibi bir kadın, Urfa'nın göbeğinde destan gibi bir sevdanın koynunda bulur kendini. Koca düzene baş kaldırıp o düzenin minnet ettiğine yenilmekse ne aklının ne de kalbinin kabulüdür. *** "Ağlarsam ölürüm." derken sesim düz, çoktan kabullendiğim bu gerçeği ilk defa dile getirişime rağmen sakindi. Çoktan. Saatlere dökülürdü ama bana şehirler aştıracak kadar çok gelen o vakit. Vücudumun ağrısı ruhumun sancısının çok altındaydı. Onun gözleri bende olsa da ben boşluğa odaklanmıştım. Üzerimde olan bakışlarının ağırlaştığını hissettim. Fetih bana çok ağır bakıyordu. Sırtıma yüklenen çuvallar biraz daha bel bükmeme sebep oldu. "Neden," dediğinde ne dediğimi çok iyi anlamış da yersiz bir sorgulayışa bürünmüş gibiydi. "serçe misin sen?" Kaşlarım hafifçe havalandı, başımın ağrısı belirginleşti. Uzun süreden sonra ona bakan ben oldum. Söylediği şeyin altındaki anlamı yakalamaya çalışıyordum ama buna çok uzaktım. Bunu anladı ve dudakları kıvrılacak sandım. Halbuki gülümsemeye çok uzaktık. "Serçeler," yüzünü hafifçe yüzüme yaklaştırdı. "Ağlayınca ölürlermiş. Bu yüzden mi bunca zamandır gözlerinin kuruluğu?" Bu konuşmadan sonra onun serçesi olacağımı, hatta olduğumu bilemezdim. Tıpkı bu topraklarda serçeyi öldürmenin kadını ağlatmak olduğunu bilmediğim gibi.
YANGINLAR KİME AĞLAR by KubraKb
KubraKb
  • WpView
    Reads 141,335
  • WpVote
    Votes 14,168
  • WpPart
    Parts 27
Bir yangının hikâyesi. Yangının gözyaşlarının...