Kuzularımın güzellikleri💜💜💜
85 historias
DEMİR ZAMBAK por Loresimaa__
Loresimaa__
  • WpView
    LECTURAS 2,571,526
  • WpVote
    Votos 143,865
  • WpPart
    Partes 15
"Zambaklar en ıssız yerlerde açar, Ve vardır her vahşi çiçekte gurur... ⚜️🦅 Kapak tasarım; publlisherr ❤️
İHTİYACIN OLAN O AŞK por sedalena
sedalena
  • WpView
    LECTURAS 213,149
  • WpVote
    Votos 25,880
  • WpPart
    Partes 16
"Yanlışlık falan yok." Bir elini başımın hemen yanından koltuğa bastırıp yüzüme eğildi. "Sen benim karımsın." Lila, nikâh tarihi aldığı patronunun zaten evli olduğunu öğrendiğinde takipçilerine anlatacağı eğlenceli bir hikâye bulduğundan emindi çünkü patronuyla evlenen kadının kendisi olduğuna dair en ufak bir fikri yoktu.
Biri İle Evlensene! por Ssibellasibell
Ssibellasibell
  • WpView
    LECTURAS 1,322
  • WpVote
    Votos 183
  • WpPart
    Partes 3
Eğer otuz yaşına geldiyseniz ve hala bekârsanız toplum için resmi olarak çanlar çalmaya başlar. O saatten sonra seçme şansınız yoktur. Birileri çıkar, "Bu olur mu?" diye sormadan nikâh masasına oturturlar sizi. Ne olur mu? Kim olur mu? Önemli değil. Otur. Bazı kesim için evlenmemek diye bir seçenek yoktur. Evlilik sanki vatandaşlık göreviymiş gibi on sekiz yaşını geçince hadi bakalım, nikâh masasına... "Bekâr var mı?" "Var!" "Kaçıyor!" "Yakalayın!" Evlenmeyeni şeytan taşlıyormuş gibi büyük bir coşkuyla zorbalarlar. Onlar için evlenmeyen kadın evde kalmış demektir. Kimse onu istememiştir. Kesin kusurludur. Yüzünde, kişiliğinde, psikolojisinde bir bozukluk vardır. Ve tüm bunların üzerine giydirilen son ceket; "Kız kurusu." Hele ki toplumca kabul edilmiş bir yaş eşiği var ki o yaşı geçtiğiniz zaman hemen en uygun damat adayı araştırmaları başlar. Aman şöyle işi var, böyle iyi bir aile... ve sonrasında gelen o meşhur bağlaç, "ama." O 'ama' kelimesinden sonra insanın içi kararır. Dünya üstüne çöker ve damat adayı bir anda evrim geçirmiş gibi çirkinleşir. Peki o yaş eşiği kaçtır bilir misiniz? Bilmiyorsanız ben söyleyeyim yirmi beş... Yirmi beş yaşını geçtiyseniz ve bekârsanız vay halinize! Otuz yaşına gelmiş ve hâlâ evlenmemiş beni düşünün bir de. Yirmi beş yaş eşiğini çoktan geçmişim ama koca adayı bile yok, skandal! Mahallemize özel bir gazete çıksa baş manşetten medeni durumum haber olurdu öyle büyük bir olay.
KONUK SEVMEZ DENİZ por zanegzo
zanegzo
  • WpView
    LECTURAS 5,148,236
  • WpVote
    Votos 328,734
  • WpPart
    Partes 30
Bölümlerler yazdıkça gelmektedir. ❝Burası Karadeniz, burada hiçbir aşk mücadelesiz olmaz.❞ "Karadeniz'e eskiden Konuk Sevmez Deniz derlermiş," dedi. Sesindeki buz dağı yüreğimi titretti. Bunu daha önce hiç duymamıştım. Demek hırçın dalgaların sahibi olan Karadeniz'e Konuk Sevmez Deniz diyorlardı. İlk kez duyduğum için olsa gerek garibime gitmişti. Ben de buraya gelen bir konuktum. "Peki ya, öyle mi?" diye sorduğumda bakışlarımı usulca ona kaldırdım. "Burası gerçekten konuk sevmez mi?" "Sevmez," dedi Kuzey net bir dille. "Alır, götürür, öldürür seni. Sen de elbet gideceksin buralardan, ait olduğun yere döneceksin. Buralar hiç konuk sevmez." Bir düşman kapıyı çalar. Elinde ölümle bekler. İmkânsız bir aşk başlar.
GÜLDEN KAFES por alraganinsahibesi
alraganinsahibesi
  • WpView
    LECTURAS 4,733
  • WpVote
    Votos 569
  • WpPart
    Partes 4
"Dayan," dedi yalnızca. Enise'nin kalbi bin yerinden çatladı. "Her şey bittiğinde, benden kurtulacaksın Enise Temren. İpsiz bir çıtalı gibi, göklere salacağım seni. Yapman gereken tek şeyi biliyor musun? Yapman gereken tek şey dayanmak. Dayan. Ben bu kafesin kilidini senin için de benim için de açmak üzere geleceğim. O zamana kadar sadece dayan, Enise Temren. Sadece dayan."
Mir por humeyraao
humeyraao
  • WpView
    LECTURAS 648,932
  • WpVote
    Votos 50,883
  • WpPart
    Partes 31
Ölüm ve yaşam arası bir savaşta güneşi arkasına alıp üzerimde oluşturduğu o devasa gölgede biz onunla göz göze geldik. Bu meydanda, bir savaşın orta yerinde mağlubiyetin getirdiği bir galibiyetti sanki yaşadığımız. Şerrin hayra dönüştüğü, kuşların yolunu bulduğu, kafesin yok oluşu ama bir insanın bir insana tutsaklığıydı. ''Ben Şifa Sürmeli.'' Dedim nefes nefese. Yer ayaklarımın altından kayıyorken dizlerimin üstüne çöktüm. ''1 yıldır bu topraklarda esir tutuluyorum. Şimdi burada benim ülkem için hak, hukuk, bayrak, vatan sensin! Ülkeme dönmek için adaletinle birlikte merhametine sığınıyorum.'' ... Çıkılan bazı yolların dönüşü olmaz. Bazen ise çıkılan yolda kendini bulmuş olarak dönersin. Sen benim dönmeyi düşünmediğim o yolda kendimi bulduğumsun.
Bıçak Sırtı por humeyraao
humeyraao
  • WpView
    LECTURAS 165,676
  • WpVote
    Votos 15,702
  • WpPart
    Partes 17
Bir kurşun sesi duyuldu. Bir kurşun attığı adımı kesti. Aldığı soluğu bile veremeden bir kurşun daha saplandı sırtına. Koşuşturmalar, uğultular, artık ona isabet etmeyen bir sürü kurşun sesiyle birlikte etrafı bir duvar gibi örülürken onun sesini duydu. "Dila!" Feryadı yeri göğü inletti. Onu dizi getiremeyen sevdası bir kurşuna yenilmiş, yıllar sonra adını yere göğe duyuracak bir kudretle kazımıştı. Dakikalar, saniyeler, saliseler sonra onun kolları arasında onunla birlikte çöktü yere. Hayat hem çok acımasız hem çok cömertkardı. Onlara bir ömrü reva görmemiş ama son dakikalarını onun kolları arasında tamamlamasına müsade etmişti. Bir damla yaş gözlerinden avuçlarına usulca dökülürken "İskender." Dedi. Son nefesiyle adını hecelere böldü ama yine de bitmek bilmez sevdasıyla döküldü dudaklarından. Canı çıkıyordu. Canı çıkıyordu ama sevdası çıkmıyordu içinden. "Ölüm bile bana bu kadar yakınken, sen neden bu kadar uzak kaldın?"
ARAF  por lalgonul
lalgonul
  • WpView
    LECTURAS 49,227
  • WpVote
    Votos 3,277
  • WpPart
    Partes 29
"Senin yüzünden her gün birilerinin canının yandığını bile bile seninle aynı yolda yürüyemem. Bu kadar günahın içinde devam edemem. Göz göre göre ateşe yürümeni izleyemem. Belli ki birbirimizin nasibi değiliz." Yumruk yaptığı eliyle alnına birkaç defa hafif sayılmayacak şekilde vurdu. Daha fazla konuşmamalıyım uzadıkça üzülüyor görüyorum. Arkamı dönüp dış kapıya doğru henüz birkaç adım atmıştım ki sözleriyle olduğum yerde durup bakışlarımı tekrar ona doğru çevirmek zorunda kaldım. "Ben çok fazla anlamam öyle kader, alın yazısı falan ama şuna eminim; bir çocuğun geleceğini doğduğu ev belirler. Buğday ektiğin tarladan pamuk çıkmasını bekleyemezsin. Sen babanı camiye giderken görmüşsün ben kumarhaneye." *BU HİKAYEDEKİ OLAYLAR TAMAMEN HAYAL ÜRÜNÜDÜR. GERÇEK HİÇBİR KURUM KURULUŞ VE KİŞİLERLE İLİŞKİSİ BULUNMAMAKTADIR!*
İÇİMİZDE BÜYÜTTÜĞÜMÜZ ŞEYTANLAR por filizpuluc
filizpuluc
  • WpView
    LECTURAS 140,498
  • WpVote
    Votos 11,723
  • WpPart
    Partes 14
Hipnozla, acı hissini manipüle etmeyi başardığı araştırmasıyla Nobel Ödülü kazanan Adli Psikiyatrist Esin Taşkıran, araştırmasını daha ileri taşıyarak ayna nöronlardaki aktiviteyi telkinle arttırma suretiyle suça meyilli insanlarda empatiyi arttırarak insanları içlerindeki kötülükten arındırarak suç oranlarını düşürmeyi hedefler. Fakat ödül kazandığı gece kazandığı tek şey bir ödül değil, kötülüğün yok olamayacağını savunan Maenon isimli bir ısrarlı takipçidir. Adli Psikiyatrist Esin Taşkıran'ın mâhkûmlar üzerinde yürüttüğü araştırmada intiharlar baş gösterdiğinde medya bu intiharlardan Adli Psikiyatristi sorumlu tutar. Tüm kariyeri ve idealleri tehlikeye giren Esin, intiharların sebebini ve Maenon'la nasıl ilişkisi olduğunu bulmaya çalışırken kliniğe 'deli' raporu almak isteyen aklı oldukça başında bir adam gelir. Felsefi bir bilimkurgu olan bu kitapta, iyi-kötü, doğru-yanlış, etik-ahlak ikilimler eline alınarak insanlığın sınırları ve insan olmanın ne demek olduğu sorgulanırken, insanın yarattığı kimliklerin gerçek benliği üzerindeki etkilerine ve nihayetinde yalnızca bir insan olmanın yarattığı acizlik ve ilahilik üzerine alegoriler yapılır.