Marielle_Paxley
- Reads 19,924
- Votes 145
- Parts 1
Tanımadığım bir yerde gözlerimi ilk kez açmıştım. Bana "merhaba" diyen tek şey, tavandaki lambadan yayılan beyaz ışığın gözlerimi yakarcasına acıtmasıydı. Etrafım yabancıydı; soğuk metal duvarlar, tavandan sarkan kablolar, içlerinde bulanık sıvılar bulunan deney kapsülleri... Havanın keskin soğuğu çıplak tenime değiyor, bedenimi ürpertiyordu. Makinelerden yükselen mekanik uğultular odanın içinde yankılanırken, ben yalnızca boş boş etrafıma bakıyordum. Kaybolmuş hissediyordum. Ama aynı zamanda kaybolduğumu bile tam olarak anlayamayacak kadar boşlukta gibiydim.
Gökyüzü neydi?
İlk kez gördüğümde onu anlamlandıramamıştım. Sonsuza kadar uzanan devasa bir boşluk gibi görünüyordu. Derin, sessiz ve dipsiz bir kuyu. İçine baktıkça insanı yutan bir bilinmezlik gibi. Ağaçlar, kuşlar, kediler, köpekler.. ve insanlar. Hepsi aynı dünyanın içinde yaşıyor, aynı havayı soluyor, kendi hayatlarını sürdürüyordu. Gülüyorlar, ağlıyorlar, korkuyorlar, seviyorlar... Yaşıyorlardı.
Peki ya biz?
Ben ve abim de bu dünyanın bir parçası olabilir miydik? Güvenli bir evde, sıcak bir sofranın etrafında oturup korkmadan uyuyabilir miydik? Sevgi dolu bir hayat... Bunu kim istemezdi ki?
"İnsanlar gibi olabilecek miyiz, abi?" diye sormuştum bir gün sessizce. "Bizi de birbirimizden ayırmayacaklar değil mi?"
Çünkü umut etmek bile bazen insanın canını acıtıyordu.Sonuçta ben ve o başarısız olanlarız...
___
Marissa ve Chuuya, bir laboratuvarda doğup büyütülen iki kardeştir. Onlara hiçbir zaman insan gibi davranılmamış, yalnızca birer denek olarak görülmüşlerdir. Özgürlük, aile, normal bir hayat onlar için yalnızca uzaktan duydukları anlamsız kelimelerdir. Kaderlerinin kendileri için yazılmasını reddedip bir gece zincirlerini kırar ve bildikleri tek dünyayı, laboratuvarı, geride bırakarak kaçarlar. Amaçları basittir: Özgür olmak, kendi seçimleri