shimmer000
- Reads 133
- Votes 39
- Parts 12
Fredrana'daki ülkelerin vatandaşları, oyun lenslerini taktı ve bulut yataklarına uzandı. Lensler gözlerinin arka tarafındaki sinirlerle etkileşime girdiğinde zihinleri oyun için hazırdı. Yeni etap başlamadan önce o tanıdık yazı önlerine serildi.
''Bütün oyunu bitirebilirseniz, oyundaki tüm kişisel verileriniz silinecektir. Kaos dolu günler dileriz.''
Gerçek hayatta özel gücünüz yoksa oyuna sadece bir savaşçı olarak katılabilirdiniz. Bu durum Hena için de aynıydı. Babasının Akantra hükümdarı olması da bu gerçeği perdeleyemiyordu maalesef. Özel gücünü bulamadığı gibi, aylar öncesinde yaptığı hatadan dolayı da halkın nefretini üzerine çekmeyi başarmıştı.
Hena bir istisna olsa da Dijital Çağ'da sanilerin hayat konusunda endişe duyacağı konular kısıtlıydı, belki de yoktu bile. Ta ki, o kan donduran güne kadar. Bulutların üzerinde yerleşim kurmuş olan saniler, irisleri beyaza dönmüş bir halde bulut uçurumlarından aşağıya atlıyorlardı.
Tıpkı Hena'nın zihninde duyduğu o sinsi gülüş gibi, günler geçtikçe hastalık zihinlerini sarmaladıkça sarmaladı. Tek kurtuluş ise Zihin Savaşları'ydı. Bu savaşlara Hena'nın anlamlandıramadığı halüsinasyonları, azınlıkların yakacağı isyan kıvılcımı, filizlenmeye başlamış olan aşkların sancısı ve ihanetlerin bedeli de zehirli bir sarmaşık misali eklendiğinde yıkım kaçınılmaz oldu.
Eko, şarkısını tersten söyledi. Kuklacı, iplerini yanlış yöne sarkıttı. Telkin ustası, kendini bile telkin edemedi. İğne kirpik, iğneyi kendisine batırdı. Cam şemsiyelinin canı da camdan olsaydı keşke. Çürük nefesli, küllerini saçamadı. Jelibon tenli, kendi teninin intikamını almak istedi. Kokarca çocuk, günlerce duş almayınca hayata tutundu. Işık saçlı, karanlıktan kaçamadı. Baloncuk huzmeli, kendi balonlarını tek tek patlattı.
Geçmiş gören ise hiçbir şey göremedi.