Kapak:@1453ahilas
Yürümekten yorulmuştuk ama kütüphaneye gelmiştik. Rafların birinde gözüme hiç okumadığım ve görmediğim bir kitap takıldı. Kitabı elime aldım. Fazlaca tozluydu. Üstüne üflemem ile çoğu toz gitmişti. Kitabın üstünde yazı yoktu. Hızlıca masaya döndüm ve okumaya başladım. Bu bir kitap değildi bu bir günlük gibiydi. Bir kısmında 'İblisler bize oyun oynadı. Karanlık vaatler ve insanlarla bilr oynadılar. Bizi çöküş için zorladı. Lordumuzu kaçırdı. İnsanları manipüle etti. Bize karşı kullandılar. Onlara güvenmek en büyük hatamızdı. Lordumuz bu olanları görse üzülürdü. İnsanları köle olarak kullanıyorlardı. Bizi de öyle.' Kitaba öylece baktım. O yıkılan krallığın insanlarının mahkum olduğunu bilmiyordum. Krallıktan hepsi yok olmuştu hani? Ve onlar lordunuzu mu kaçırdı? Yani lord yaşıyor muydu? Ve biz insanları nasıl manipüle etmişlerdi?
Ryu'nun elini önümde şaklatması ile ona baktım. 'Dalıp gittin. Ve yüzün beyazlamış gibi. İyi misin?' Shu'ya baktım ve kafamı salladım. Mırıltı halinde ''iyiyim'' diyebildim. Ryu ise gözünü bir yere odaklamış bakıyordu. 'Noldu Ryu?' Bize baktı. 'Sen geldiğinden beri şu üçü sana bakıyor.' Güldüm. ''Bir şey olmaz gidip bir kitaba daha bakmalıyım. Alıp geliyorum.'' Kabul etti ve arkasına yaslandı. Kalktım ve aradığım kitabı bulmaya çalıştım. Arkamda duyduğum sesle tam dönerken biri ağzımı kapattı. 'Bağırma kötü bir niyetimiz yok sadece senden yardım istiyoruz.' Sakince durdum ve kafamı küçük bir şekilde salladım. Elini ağzımdan çekti ve bana baktı. 'Bize inandığın için teşekkür ederiz.' Kızıl saçlı olan bana baktı. Çok derin ve delici bakışları vardı. 'Kısa konuşacam. Lordumuzu bulmamıza yardım eder misin?'
bxg
Bir tacın parçalanmasıyla birlikte uyandırılan sırlar, unutulması gereken hakikatler ve adları bile fısıldanamayan güçler, üç krallığı aynı karanlık yazgının içine çeker.
By: kitty_felix0 ve reminiistt
Kapak: @1453ahilas
Tüm bunların böyle olmasını istemedim ben.' Derin bir iç çekti ve kapıyı zorlamayı bıraktı. 'Aimi.' Hüzünlü bir sesle yere eğildiğini duydum. 'Seni asla üzmek istemedim. Seni bırakmakta. Seni seviyordum Aimi. Şimdi de seviyorum. Yaşlanınca da seveceğim.' Bende kapının önünde yere eğildim. ''Yalan söylüyorsun. Beni bıraktın. Ve artık bana eskisi gibi bakmıyorsun. Nasıl inanayım sana?'' Sinirden gözlerim dolmuştu. 'Aimi-' Sinirle tekrar bağırdım. ''O gün de böyleydi bakışların.'' Gözlerimde ki yaşlar artık kendini bırakmıştı.
'Aimi sadece zarar görmeni istemedim. Ve seni sevmeyi nasıl bırakabilirim.' Kapının arasındaki boşluktan bir kolye uzattı. 'Gideceğin gün bunu verecektim. Ama sen kabul etmezsin dedim. Ayrılmıştık sonuçta.' Ağlamaya devam ettim. ''Senden nefret ediyorum. Sana dair tüm anılarımı bir anda sildiğin için.'' Elindeki kalem başı gibi duran kolyeyi aldım ve kapıyı açıp köşede gözlerimi silmeye çalıştım.
Arkadan sarılan kolları engellemek istesem de- Aslında istemiyordum. Onun sarılmasını istiyordum engel olmak değil. Yüzümü ona dönmem ile daha sıkı bana sarıldı. 'Ben senden hiç bir zaman nefret etmedim Aimi.' Yüzümü yavaşça kaldırdı. Gözlerimi itina ile sildi. 'Hadi ama Aimi. Yazdığın mahwada da ağlıyordun.' Gülmesi ile sinirlenmiştim. Ona yavaş yumruklar ile vurmuştum. Ama ellerimi tutup yüzünü yüzüme yakınlaştırması ile durdum.
Dudaklarıma baktı ve eski flörtöz gülümsemesi ile dudaklarıma kapandı. Bende buna direnmek istemiyordum. Dudaklarımdan ayrıldıktan sonra güldü. 'Seni özledim Aimi.'
BxG
Etrafa bakındık ve müşteri çekmeye çalıştık. Öğle vakti olduğunda Hyerin ve Chaerin yiyecek bir şeyler almaya gitmişlerdi. Bu sırada ayağımın altından geçen yavru bir kedi ile irkildim. Durdu ve biraz benim bacağıma sürtünüp durdu. Ama arkasından gelen mavi hanboklu kız bana bakıp. 'Tut onu. Kaçmasın lütfen.' Kedi onu görünce irkildi ve koşmaya başladı. Kız biraz soluklandı ve koşmaya devam etti. İçimden gelen yardım isteği fazlaca bastırmıştı beni. Ve bu baskı ile bende arkalarından koşmaya başladım. Bir şekilde koşarken kızın önüne geçmiştim.
Sonunda karahindibağ tarlasına geldiğimiz vakit kediyi tutarken yere düşmüştüm. Ama yakalayamamıştım. Kedi ise sanki bana göz dağı verir gibi üstüme çıktı ve kendini temizlemeye koyuldu. O sıra kedi için gelen siyah saçlı kız hızını alamayıp üstüme düştü. Sanki zaman durmuş gibiydi. Öylece gözlerine bakakaldım. Etrafta uçuşan karahindibağlar da onu melek gibi gösteriyordu. 'Özür dilerim.' Üstümden kalkarken sessizce mırıldandı. O zamana kadar fark etmedim ama yüzünde hafif bir pembelik vardı.
Ayağa kalktım ve gözüm saçında olan karahindibağlara takıldı. Bir kaç tane topladıktan sonra arkasından gelen ikizler ile bakıştık. 'OPPAAA! İyi misin?' Sesizce ikizlere bakan mavi hanboklu kıza bakıyordum. Gözleri büyümüş onlara bakmaya devam etti. 'Inha!' Hyerin ona yaklaştı. 'Sende iyi misin?' Kafasını salladı ve Chaerin'in ayağına sürtünen kediye baktı. Ve hızlı bir hamle ile kucağına aldı.
BxG
Kapak: @1453ahilas
Tükenmişlik nedir? İnsan nasıl tükenir yada nasıl tüketilir? İnsanların çoğu anlamaz ama depresif görünenler her zaman tükenmiş yada ölme meraklısı değildir. En mutlu görünen insan en fazla derdi olandır. Sadece kendilerini öyle görmelerini istemezler. Bazen ebeveynlerin davranışlarını ezberler insan. Onlar da bizim gibiymiş. Yeni anladım bunu. Daha erken öğrenmiş olsaydım belki aşabilirdim bütün bunları. Bazen sonlar da başlangıç olabilir. Benim sonum başka bir insanın başlangıcı olabilir. Tüm bu hayatım boyunca insanlara mutlu yüzümü sundum ama kimse içimde kopan fırtınaları bilmedi. Sonuç olarak..
BxG
Üniversiteye başlamadan önce harika bir takımım vardı. Onların hepsiyle tekrar buluşmak için her zaman antreman yaptığımız küçük ama içinde çok büyük anılar biriktirdiğimiz o küçük parka. Beraber oynadığımız günleri özlemiştim. Aslında iletişimimizi kesmemiştik ama hepsinin işleri vardı buna bende dahilim. Uzun zaman sonra buluşmak için evden çıkacaktık. Evet çıkacaktık. Çünkü benim biricik kuzenim de benimle yaşıyordu. Burada benim yanımda çalışıyordu. Ailemin lokantasında çalışıyordum. Annem her seferinde babana benziyorsun diyordu. Bu beni bazen üzüyor genel olacakta gururlandırıyordu.
Kapak:@1453ahilas
Ağlıyordum. Korku ve onları bulamamaktan. Ya öldüler ise ya yoklarsa artık. Sadece neden bunlar olmak zorundaydı. Bir kaç ses duyduktan sonra öylece ortada durdum. Yavaşça arkama baktım. Arkamda kocaman bir kurt sürüsü vardı. Birden hepsi dağıldı etrafımda daire oluşturdular. Korku tekrar içime sinmişti. En önde duran kişi bana yaklaştı ve gülümsedi. Bense derince yutkundum ve kolumu kendime siper ettim. İyice üstüme yürüdü ve ağaç ile onun arasında durdum. Yüzüme daha da yaklaştı. 'Neden sizin kadar güzel bir madam ormanda koşturuyor? Yoksa o korkak lord yüzünden mi?' Ona sinir ile baktım. Ve kendimi toparlayıp yüzüne dirsek attım. Yüzüne aldığı hasar ile benden uzaklaştı ve gülmeye başladı. Ardından yüzünde olan kanı sildi. Bunun bir şans olduğunu düşünüp ormana doğru koşmaya başladım. Arkamdan bağırmasını duydum. 'Kurtlar dan en güçlüsüne baş kaldırmak mı? Yanlış seçim Madam!'
B×G