Naciyecerit80 adlı kullanıcının Okuma Listesi
14 stories
ASENA VE BOZKURT by seyma_sarcaios
seyma_sarcaios
  • WpView
    Reads 189,146
  • WpVote
    Votes 6,973
  • WpPart
    Parts 50
Birbirlerinin asker olduğundan haberi olmayan ikili bir kaç kez karşılaşırlarsa ve adam kızın komutanı olursa ne olur...
POYRAZ by mavi_kartanesiii_
mavi_kartanesiii_
  • WpView
    Reads 264,944
  • WpVote
    Votes 19,242
  • WpPart
    Parts 36
Gözlerimi kapatmamak için güç sarfetmiyordum. Hayata tutunmak için bir çaba göstermiyordum. Sağımda bekleyen bedenin yere yığılması ve silah seslerinin çoğalmasıyla gülümsedim. Biz Türk'tük. Yeri gelince Koca Seyit olur 215 kilo mermi taşırız, yeri gelir Ömer Halis olur 30 kurşun yeriz, yeri gelir 9 yaşından 12 yaşına kadar cephede bilfiil savaşan Nezahat onbaşı oluruz. Ölecek miydim bilmiyorum ama mutluydum. Ölsem bile cesedim bu itlere kalmayacaktı. Ne kadar zaman geçti bilmiyorum ama yarama baskı uygulanmasıyla inleyerek açtım gözümü. "Ben Yüzbaşı Ali Kağan Güral. Az daha dayanın üsteğmenim."
ZEMHERİ by senayyls
senayyls
  • WpView
    Reads 439,509
  • WpVote
    Votes 17,786
  • WpPart
    Parts 28
"Söylesene Güllü?" dedi tekrarlayarak. "Gönlünde büyük adam olabilmeyi başarabildim mi?" "Beni, senden gizleyen herkesi karşına aldığın günden beri..." Kurumuş dudaklarımı ıslatmama fırsat bile vermeden dudaklarıma kapanıp cayır cayır yanmama sebep oldu. ... Mirza Devran Polat ve Gülfem Asel Karaca çocukluk arkadaşı, aynı zamanda zamanda karşılıklı dairelerde oturan aile dostlarıdır. Günlerden bir gün Mirzalar, babasının polis oluşundan dolayı Ankara'ya taşınmak durumunda kalırlar. Bu taşınmanın üzerinden yıllar geçer ve artık Gülfem ile Mirza büyümüşlerdir. Mirza, babası gibi polis olurken Gülfem Ankara'da yani, çocukluk arkadaşı olan Mirza'nın yaşadığı şehirde Hukuk Fakültesi kazanmıştır. Gülfem okulu için Ankara'ya gittiğinde aile büyüklerinin ısrarları üzerine, Mirza ve ailesi ile birlikte aynı evde yaşamaya başlar. Yıllar önce ayrılmak zorunda kalan Gülfem ve Mirza, yıllar sonra yolları kesiştiğinde tekrar bir arada olabilmeyi başarabilecekler miydi? 170623 . . .
Zemheri | Tamamlandı by derdiminguzelcicegi
derdiminguzelcicegi
  • WpView
    Reads 91,175
  • WpVote
    Votes 4,076
  • WpPart
    Parts 23
Yüzbaşı Zemheri Göktürk. Bir gün birileri bebeklerin karıştığını iddia ederse nolur?
GÖLGELERİN KAÇIŞI by Mehrinrova
Mehrinrova
  • WpView
    Reads 1,917,871
  • WpVote
    Votes 83,421
  • WpPart
    Parts 40
Son yirmi yedi saniye. Zaman gelmişti, kulaklıktaki ses son kez konuşacaktı. "Sonuna geldik, küçük hanım," Alacağı canları düşündükce duyduğu memnuniyet, gözlerini daha da büyütüyor, gülüşü dudaklarını aşmaya çalışıyordu. "Cana can!" Sesi sert, ancak bir o kadar da memnundu. "Kadına kadın!" Keskin nişancının parmağı yavaşça tetiğe baskı yapmaya başladı. "Kıza kız, Anıl!" Beş saniye... "İşini bitir!" "Onun gözleri, özgürlük bulduğum gökyüzü değil, boğulacağım denizdi. Ama artık boğulmaktan korkmuyordum, çünkü ben de onun yanmaktan korktuğu ateşe dönüşmüştüm." Bu kitapta bahsedilen kişiler ve kurumlar tamamen hayal ürünüdür; her ayrıntısı, sadece kurgusal bir dünya oluşturma amacını taşımaktadır.
Yusuf Abi [TAMAMLANDI] by masaltoma
masaltoma
  • WpView
    Reads 2,956,115
  • WpVote
    Votes 129,687
  • WpPart
    Parts 43
Abisinin arkadaşına yaptığı sosyal medya akımından sonra hayatı değişeceğini kim bile bilirdi ki? ○●□■ Siz : Seni bir arkadaş bir dostum gibi sevdim... Yusuf abi: Hayırdır Nazlı, ne diyorsun? Siz: Sen oturmuş bana aşktan dem vuruyorsun... "Bir şey mi duydu acaba ? Gerçi duyması imkansız kimse bilmiyor ki. Belli de etmiyorum aslında " Diye düşünüp telaşlandı Yusuf. Yusuf abi: Ne dem vurması. Tövbe tövbe... Siz: Sende sevdiğim çok şey var adı aşk değil... "Bende sevdiği çok şey olmasına mı sevinelim, yoksa aşk olmamasına mi üzülelim anasını satayım" diye homurdandı Yusuf...
KOMUTAN by aleynacce
aleynacce
  • WpView
    Reads 1,853,111
  • WpVote
    Votes 60,060
  • WpPart
    Parts 75
Kar taneleri genç adamın boynunu sıvazladı. Tüm ayaz gökyüzünün soğuk esintisiyle kavisli çenesine sinmiş gibi irkildi. "Çalı bile itmiyor kendine sığınan kuşu. Rüzgar değse düşecek gibisin, herkes iki dağı aşabilirsin zannediyor!" Ne denli kırdığının dahi farkında olmadan tüm selleri üzerime savuruyordu. Ruhu karamsar bir rüzgarda çöllerde savrulmuş gibi dokundu. "Ben sadece seni görmek..." Tam cümlemi bitireceğim sırada öfkesi yüzünde daha fazla hissedilmeye başladı. "Bana bak, Liva!" Tam karşımda dikilmiş buz mavisi gözlerini irislerime saptamıştı. "Sen ve ben diye bir şey yok!" durdu ve gözlerindeki irisleri koyu gölgelerinde kayboldu. ... "Herakleitos der ki! Karakter insanın kaderidir!" Ardından bana döndü. "Sezgi, aklın tekeridir! Bazen kadınlar sezgilerinde fazla duygusal davranabilir!" Söyledikleriyle bakışlarım koyu irislerine dokundu. "Sevgi affetmez! Sevgi yıpratır." diyebildim. ... "Vuslat" gözüyle bakarsan "Yâr" "Hasret" gözüyle bakarsan "Yara" ...
SARFINAZAR ~İçimdeki Yıldırım~ by RArsenDemir
RArsenDemir
  • WpView
    Reads 11,606,676
  • WpVote
    Votes 531,501
  • WpPart
    Parts 68
"Fazla vaktinizi almayacağım, direkt konuya gireceğim. Birçok şeyin farkındayım. Bana karşı beslediğiniz duygularınızın da, her görev emrinde dönüşümü beklediğinizin de, her yara aldığımda acı çektiğinizin de hepsinin farkındayım." Gözlerini gözlerimden ayırmadan sıkıntılı bir nefes çekti ciğerlerine. Kelimelerini özenle seçtiği o kadar belliydi ki, söyleyeceği şeyi söylemek aynı zamanda da bunu beni kırmadan yapmak için kendisini frenliyordu. "Kendinize bunu yapmayın. Size defalarca söyledim, benim hayatımda böyle bir şeye yer yok." Birkaç gündür ağlamaktan kuruyan gözlerim son cümlesiyle tekrar dolarken ona belli etmemek için başımı yere eğdim. Zorlamayacaktım, onu sevmem için onun sevgisine ihtiyacım yoktu. Ben onu, onsuz da severdim. "Anladım." dedim fısıltıyla. Eğer yüksek sesle söyleseydim ses tellerimin titrediğini anlardı. Karşısında sevgi dilenen aciz bir kız gibi durmak istemiyordum. Birini sevmek hiçbir zaman acizlik değildi. Zaaftı, her insanın tadamayacağı ama tadanın da binlerce kez şükredeceği bir duyguydu. Yaşamı boyunca bir insan için olup olabilecek en güzel zaaftı sevgi. "Başka bir şey yoksa eğer.. İyi günler." Dolu gözlerimi görmesin, bana acımasın diye başımı kaldıramadım. Yanından geçeceğim sırada kolumu tutan iri kemikli, nasırlı elleri tüm vücudumu ateşe vermiş gibi titretmişti. Sesli yutkunuşunu ve kolumdaki elinin titrediğini hissettim. Baş parmağı kolumun üzerini bilinçsizce okşarken yerde olan gözlerim kolumdaki elini buldu. Bir an için fikrini değiştirdiğini sandım ama o bunu fark ettiği gibi elini hızlıca geri çekti üzerimden. "Vazgeç.." diye mırıldandı acı çeker gibi. Sesi kısık ve pürüzlüydü. "Beni sevme. Ben ruhu olmayan, yaşamayı bilmeyen, acı hissetmeyen bir adamım. Sana acı vermek, bu hayatta isteyeceğim en son şey bile değil." 🔴 (Minimum Aksiyon/Bol Aşk)
MÜNFERİT by RArsenDemir
RArsenDemir
  • WpView
    Reads 6,185,521
  • WpVote
    Votes 335,316
  • WpPart
    Parts 54
Bedenini öne doğru büktü ve koyu kahvelerini kısarak dudaklarını büyük bir yavaşlıkla alnıma dokundurdu. Tam da o anda midemin aniden kasıldığını hissettim. "Eğer benden istediğin gerçekten buysa, abin olurum." Sarfettiği sözler ile kulaklarımda bir uğultu ve hemen ardından boğazımda bir yanma meydana geldi. Onu göğüsünden tutup kendimden uzaklaştırmak ve bu yakınlığın gereksiz olduğunu savunmak istedim ancak dudakları temasını kesmeden ve onu itmemden gram etkilenmeden sürtünerek burnumun ucuna kadar indi. "İhtiyaç duyduğunda, baban olurum." Dudakları burnuma küçük bir baskı uygulayarak kısa süreliğine tenimden ayrılırken çok geçmeden sıcak dudaklarının varlığını yanan yanaklarımda hissettim. Göğüsümde binbir çabayla canlı tutmak için çabaladığım, özenle sakladığım o minik kuşun kanatlarını delicesine çırptığına şahit oldum. Yutkunuşlarım arttı. Nefes alış verişlerim hızlandı. Dudaklarını aralayıp kısa bir nefes aldığı esnada burnunu bir kedi misali usulca yanağıma sürttü. "Sığınmak isteğinde, liman olurum." Ilık nefesini sertçe dışarı bırakarak aralık dudaklarımın arasından içeri sızmasını sağlarken kollarının arasında titredim. "Korktuğunda, kalkan olurum." Dudakları temasını kesmeden bir yol izlercesine dudaklarımı es geçip çeneme ilerledi ve bir sonraki durağında yumuşak bir baskıyla çeneme yaslandı. "Ne olmamı, neyin olmamı istiyorsan o olurum." Başını aşağıya eğmeden hemen önce bakışlarını gözlerime çevirerek yüz ifademi dikkatle inceledi. Rahatsız olup olmadığımı kontrol ediyor olmalıydı. Değildim. Biraz garip hisler içindeydim ancak bu senelerdir hissettiğim huzursuzluk, rahatsızlık ya da korku hislerine hiçte benzemiyordu. "İhtiyacına, isteğine göre şekillenirim ama bu durum kocan olduğum gerçeğini değiştirmez."
ÖYLE BİR UĞRADIM (Kitap Oldu) by Maral_Atmc6
Maral_Atmc6
  • WpView
    Reads 372,716
  • WpVote
    Votes 21,205
  • WpPart
    Parts 8
"Ondan hoşlanıyor musun?" Kıskanç çıkan sesine ne tepki vereceğimi bilemiyordum. "Ona sarıldın." Kaşları çatıldı. "Hoşlanmasaydın sarılmazdın. Hoşlanıyorsun ki sarıldın." Burnundan nefesini sertçe verdi. "Bana bile sarılmadın." Ters ters baktı. "Bana niye sarılmıyorsun?" Kıskandığı kişi en yakın arkadaşıydı. Ve onun arkadaşı benim babamdı. Hiçbir şeyden haberi yoktu. Eflah kim olduğumu bilmeden beni seviyordu ama ben, onun kim olduğunu bile bile ona âşık olmuştum. Benim günahım daha büyüktü. Bir insanın başına en kötü ne gelebilirdi? Babam gözlerimin önünde öldürüldüğünde ve onu öldüren annem olduğunda en kötüsünü yaşadığıma çok emindim. Artık annem cezaevinde, babam ise mezardaydı. Bundan daha kötü ne olabilirdi ki? 25 yıl geçmişe gitmek? Bu kötünün de kötüsü olabilir miydi? Ölümcül bir kaza sonucu kendimi 1998 yılında bulduğumda o an için bunun bir felaket olduğunu düşündüm. Felaket bir durumdu çünkü bu zaman diliminde anne ve babamla aynı yaşlardaydım. Onların hayatına bir yabancı gibi girmek zorundaydım. Ama aslında felaket sandığım şey mucize de olabilirdi. Mucizevi bir durumdu çünkü bu zaman diliminde annem cezaevinde, babam da mezarda değildi. Onların evlenmesinin nedeni annemin bana hamile kalmasıydı. Ana rahmine düşmeme sadece üç ay kaldığını anladığımda ise kendi doğumumu engellemenin nasıl olacağını düşünmeye başladım. Annemi cezaevinden, babamı da ölümden kurtarmanın tek yolu bu olabilir miydi? Belki de olabilirdi. Planını uygulamak için babamın arkadaşı Eflah'ın evine bir dadı olarak işe girmekse hayatımda verdiğim en kötü karardı. Bunu ona anlatmanın bir yolu var mıydı? Buraya ait olmadığımı, öyle bir uğradığımı anlatmanın bir yolu olmalıydı. Doğru insanı yanlış zamanda bulmak birine verilen en büyük ceza olmalı.