Esrraaa2010
Oysa her şey ne güzeldi? Korkunç bir kaza, büyük kayıplar, yeniden yazılan kaderler, ormandaki esrarengiz kişi; kampa döndüklerinde onları iliklerine kadar kuşatacak, zangır zangır titretecek ve karmaşık duygular bir arada yaşatacak gerçek... Oysa bu çocuklar olacaklara hiç mi hiç hazır değil! Asıl mesele, ya sen hazır mısın?
-
Hepsi normal insanlardı. Gece uykusu gelen, fazla hareket edince yorulan, zaman geçtikçe acıkan; sıradan insanlardı. Henüz.
Hiçbiri tahmin edemezdi... Alternatif dünyalarda yaşam süren, bencil, kibri deryaları taşan, küstahlığıyla insanların onurunu aşağılayan, acımasızlığını herkesin yüreğine saplayan mahlukatlar yüzünden sahip oldukları tüm güzel şeyleri kaybedeceklerini düşünemezdi...
Hiç bilmedikleri bir yaşama hapsedilmek, onlardan kat be kat üstün düşmanlarla yalnız başına mücadele etmek, sayısını dahi bilmedikleri kadar çok canın güvenliğinden sorumlu olmak, geçmişin karanlıklarındandan gelen ve sorumlu olmadıkları büyük hataların cezasını çekmek, hiçbir fikirlerinin olmadığı o koskoca dünyaya canlarını adamak; onların kaçınılmaz yeni kaderi.
Her şey yolunda gitse bile, kaybedeceklerdi.
İster en utanç verici şekilde öldürülsünler, asırlar boyu üzerlerine lanet okunsun, isimlerini duyan kussun, ölüm yıldönümlerinde şenlik yapılsın... Onlar kaybedecek.
İster portreleri sarayların en görkemli köşesine asılsın, kılıçlarının önünde diz çökülsün, uyanır uyanmaz yarım gün boyunca onlar için ibadet edilsin, isimleri kutsal kılınsın, herkes onlara tapsın... Onlar yine kaybedecek.
Kaybetmek onların laneti.
Bu hikaye Büyük On Dört'ün felaketinin fitili.
Uzun lafın kısası, o kazadan sonra mutluluğu asla tadamayacaklar.
-
Umutluymuş gibi hissetmesede kalbi bu düşüncenin ardından ritmini bozdu ve hızlandı. Başını, onları karanlığına hapsetmiş gökyüzüne kaldırdı. "Tan