Şans verilmesi gereken bir kitap
6 stories
SEREPHİANIN ÇOCUKLARI by Sona_Askerova
Sona_Askerova
  • WpView
    Reads 5,357
  • WpVote
    Votes 1,597
  • WpPart
    Parts 24
Ben, Wild Minyar. Aldarin Minyar'ın ortanca oğlu, ağabeyim Geheris'in ölümüyle tahta geçen prens. Her şey, o uğursuz savaşta yaralanıp bilincimi yitirdiğim gün başladı. Gözlerimi açtığımda kendimi başka bir dünyanın, başka bir havanın içinde buldum. Ve orada... gerçek olamayacak kadar büyülü bir kadın karşımdaydı. Onunla ilk karşılaşmamdan sonra hiçbir şey eskisi gibi kalmadı. UYARI! (Kitapta 18+: savaş, kan, işkence sahneleri mövcuttur) Tür: karanlık fantastik, romantik, macera, korku ve gerilim ○mitolojik canlılar, efsaneler, ainler ve büyüler vardır. ●Hikaye için eklenen elf ve diğer etiketlerde birincilik kazanmıştır.
IŞIK İŞÇİLERİ by Sona_Askerova
Sona_Askerova
  • WpView
    Reads 133
  • WpVote
    Votes 65
  • WpPart
    Parts 2
Genç bir kızın gerçek benliğini arama hikayesidir. Farklı biri olduğunu fark ettiğinde hayatında herşey değişir.
KIRMIZI GÜLLER ÇABUK SOLAR by ceyzabel
ceyzabel
  • WpView
    Reads 866,623
  • WpVote
    Votes 63,465
  • WpPart
    Parts 54
"Ve unutma Zümrüt; tüm çiçekler yavaş yavaş, kırmızı güller çabuk solar." *** 1980 yılının Mayıs ayında, Dilektaşı Mahallesi'ndeki aylardır boş olan daireye genç bir adam taşındı. Tek başınaydı, bir karısı veya çocukları yoktu. Kimseyle konuşmazdı ve soğuk çehresi, tenindeki yanığa benzer farklı renkte izleri, şüpheli hareketleri nedeniyle kimsenin de onunla konuşmaya niyeti pek yoktu. Mahalleli, bu suskun ve gizemli adamın dönemin şartlarını da göz önünde bulundurarak bir Amerikan ajanı olduğuna karar vermişti ve adama kendi aralarında 'Dilsiz Ajan' diye sesleniyorlardı. Zümrüt Ayten Özsoy ise henüz yirmisine yeni basmıştı. Altı çocuklu bir ailenin ikinci çocuğuydu. Hayat hakkında bilgisi bu aileyle ve bu mahalleyle sınırlıydı. Liseyi yarıda bırakmak zorunda kalmıştı, hayata en büyük kızgınlığı da buydu. Hayallerini baltalayan şey yoksulluk ve yoksulluğunun sebebi ise başlarındaki sorumsuz babalarıydı. Çoğunlukla bu kalabalık mahallenin cıvıltısında ömrünün çürüyeceğini ve ailesine rağmen yapayalnız öleceğini düşünürdü. Onun için hayat, ışıltılı bir oyun sahnesiydi ve bu sahne, akşam babası eve geldikten sonra perdelerini kapatarak karanlığa bürünürdü. Ve bir gün Dilsiz Ajan nihayet konuştu. Zümrüt Ayten Özsoy ise hayallerine çok yakın olduğunun henüz farkında değildi. (30.03.2021)
YARA İZLERİ VE ÖPÜCÜKLER by vesperalov
vesperalov
  • WpView
    Reads 418,441
  • WpVote
    Votes 28,932
  • WpPart
    Parts 26
❝Sen ve beni, birbirimizden başka kimse iyileştiremez. Çünkü biz yaralarımızı nereden öpeceğimizi biliyoruz.❞ Otuz üç yaşında basit bir terzi olan ama zorunluluktan bir fabrikada çalışan Gülendam, yaşadığı mahallede adı çoktan 'evde kalmış kız kurusu' diye çıkmıştı. Başında şeytandan hallice olan üvey annesi ve onun kızı, arkasından yaptıkları oyun ile Gülendam'ı, mahallenin yıllarca arkasından konuştuğu bir adamla zorunlu evliliğe sürükler. 10.05.2024 -
MAHKUM by yamurblog
yamurblog
  • WpView
    Reads 2,939,709
  • WpVote
    Votes 141,197
  • WpPart
    Parts 31
Azılı bir suçlu. Masum bir doktor. Ve bu onların aşka düşüş hikâyesi. (01.08.2019)
STERİL DUYGULAR (tamamlandı) by MRVAKYZ7
MRVAKYZ7
  • WpView
    Reads 839,928
  • WpVote
    Votes 51,974
  • WpPart
    Parts 30
(!!!Bu kitap +18 içerikleri olan bir kitaptır.) Delâl ilk aşkının hayatının en büyük hatası olduğunu anladığında henüz on sekizine yeni basmıştır. Anne babasının dahi ona el vermediği bu hayatta tuttuğu elin onu ölümün kıyısına götürmesiyle, kırılgan benliğini ölüme, ruhunu ise intikam için yaşama mahkûm eder ve tam on üç yıl sonra ilk aşkının karşısına, onun hiç de beklemediği yeni bir görüntü ve güçlü bir konumla çıkar. O genç kalpte yeşeren saf aşk, artık kötülüğün sillesini yemiş kalpte saf bir nefrete dönmüştür ve kapanması gereken açık bir hesap varken, tüm steril duygular bir bir infilak etmeye başlar. * Derler ki, aşk nefretin çocuğudur ve nefret hiçbir zaman iyi bir ebeveyn olamamıştır. Toksiktir, harap edicidir ve eninde sonunda bir gün çocuk onu doğurup ama var edemeyen ebeveynini terk eder. Çünkü hayatta kalma iç güdüsü, bağlılıkların en büyüğüdür. * Bazı duygular tertemizdir. Katıksız bir nefret, el değmemiş bir aşk, saf bir öfke, iflah olmaz bir umut... Çünkü gerçektir, tüm varlığa ile kutsanmış, toprağa kök salmış ve göğün ardına kadar uzanmıştır. Hayat ya bu steril duygular, hiç de umulduğu gibi mutluluk vermez. Soluksuz bir acı doğurur, onunla kuşanır onunla büyür onunla var olursunuz. Duyguları steril halleriyle ele alırken, aşkın ve nefretin tabularını yeniden kurup, yıkacağız. M.A.