Kurgularım🌝
4 stories
SİYAH İLTİCA by obskur_ng
obskur_ng
  • WpView
    Reads 66
  • WpVote
    Votes 31
  • WpPart
    Parts 11
"Beni koruduğuna emin misin?" diye sordum, sesimdeki o hırçınlığı bastıramayarak. Elini indirip yumruk yaparken,"Evet" dedi, sesi bu sefer daha derin, daha yaralı bir tona bürünmüştü. "Ama siz ısrarla o ateşin içine, sırf birilerine inat olsun diye yürüyorsunuz." "Babam beni böyle büyüttü." dedim bakışlarımı ondan kaçırarak. Kuzey'in göz bebekleri bakışlarımı takip ederek, yüzümde karanlık bir harita çizer gibi gezindi. "Seni mermilerden koruyabilirim Arselen," dedi, sesi hırıltılıydı. "Seni pusulardan, namlulardan, o sikik heriflerden koruyabilirim. Ama kendi hırsından, o dinmek bilmeyen öfkenden ve kendimden koruyamam." Öfkeyle soludum. "Sadece işini yap Kuzey! Sakın bir daha benim kararlarıma bu tonda müdahale etme. Fazlasını istemiyorum." "Siz fazlasını çoktan aldınız." dedi, bir adım geri çekilip mesafeyi tekrar o soğuk profesyonelliğe çekerken. Kalp atışlarım hızlanırken dediğini duyamamış gibi yaparak bakışlarımı ondan yine kaçırdım. Arkamı dönmeden önce, omzumun üzerinden ona son bir kez, en keskin bakışlarımla baktım. Bu, bu geceki son ikazımdı. ​"Ve bir şey daha," dedim, sesimdeki o otoriter tınıyı yeniden kuşanarak. "Bana sadece sinirlendiğinde sen diye hitap etmeyi kes. Ya hep, ya hiç." Ona bu kadar yakınken kuralları hatırlatmak, aramıza o aşılmaz uçurumu yeniden kazımaktı. Ben bir Arselen'dim o ise benim gölgem. Sınırları belirleyen bendim, o ise o sınırların içinde kaybolan. Seçimi ona bırakmıştım ve Kuzey Koroğlu, "hiç" olmayı seçecek kadar gururluydu.
GÖLGEDEKİ İKİLİK+18 by obskur_ng
obskur_ng
  • WpView
    Reads 18,484
  • WpVote
    Votes 668
  • WpPart
    Parts 27
"Dur, kalkma" dedi Mehmet, sesinde hem bir yalvarış hem de bir buyruk vardı. Gözleri, Serin'in gözlerinde kilitliydi. Sonra, derin bir nefes aldı ve sesi daha da alçaldı. "Beni öpersen, özgür bırakırım seni." "Sen..." dedi Serin, öfke ve şaşkınlık karışımı bir tonla. Ama Mehmet, onun lafını tamamlamasına izin vermeden konuştu. "Bir kere olsun," diye devam etti Mehmet, gözleri hâlâ Serin'in gözlerinden ayrılmıyordu. "Bana bir an, sadece bir an için, gerçekten dokunmayı dene... Ben olduğumu bilerek. Sonra istediğin yere gidebilirsin." Serin'in gözlerinden iki damla yaş süzüldü. Bu temas, ruhunu sıkıştıran bir ağırlık gibi üzerindeydi; iğrençlik, korku ve çaresizlik arasında sıkışmıştı. Ama bir şansı olabileceği umuduyla, bu işkenceye dayanmak zorunda hissetti kendini. Mehmet'in hareketleri yavaş, öldürücü bir sabırla sürdü. Serin'in dudaklarına değen her temas, onun için acının başka bir boyutuydu. Yaklaşık otuz saniye süren bu öpücük, Serin'e bir ömür gibi geldi. Mehmet, dudaklarını Serin'inkinden usulca ayırırken, ellerini yüzünden çekmedi. Sanki bu anın sonsuza kadar sürmesini istiyormuş gibi sessiz kaldı. Parmakları, Serin'in yanaklarından akan yaşları silerken, fısıldar gibi konuştu. "Şşh... Ağlama." Sonra, neredeyse varla yok arasında bir öpücük daha kondurdu Serin'in dudaklarına. Bu kez daha kısa, ama daha derindi. Serin, yerinde donakalmıştı. Nefesi düzensizleşmiş, düşünceleri dağılmıştı. İçindeki tüm duygular birbirine karışmıştı. Mehmet, ondan yavaşça uzaklaştı. Gözleri hala Serin'in gözlerinde, yüzünde ise hüzünle karışık bir teslimiyet vardı. Derin bir nefes aldı ve kelimeler döküldü dudaklarından. "Şimdi öldürmeyi başardın işte. Dudaklarınla zehirledin beni." Bir an duraksadı, sanki son bir kez söylemek için kendini toparlıyormuş gibi. "Artık özgürsün, Serin."
Ruhumdaki Yangın +18 by obskur_ng
obskur_ng
  • WpView
    Reads 94,352
  • WpVote
    Votes 5,651
  • WpPart
    Parts 37
Siz: Karının yatağından çıkıp benim tenimdeki kokuyu silmeye çalışma. Ben senin kaçamağın ya da "orospun" olmayacağım Ateş. ​Ateş: Bir daha kendine o lafı yakıştırırsan yemin ederim çıkarım karşına, seni nefessiz bırakana kadar öperim. Durmam için yalvarırsın bana. ​Siz: Karşıma çıkman için önce beni bulman gerekiyor. ​Ateş: Emin ol ki bulurum. ​Siz: Bulamazsın. Ateş: Şu an yatağında uzanmış, tavanı izlerken bu cümlenin imkansızlığına inanmaya çalışıyorsun. Ama unutma, ben senin nefes alışındaki o kesikliği bile ezbere biliyorum. ​Siz: Sadece tahmin yürütüyorsun. Beni tanıdığını sanman ne kadar acınası. ​Ateş: Seni tanımıyorum, seni yaşıyorum. Aramızdaki mesafe sadece bir yanılsama. Şimdi... Ateş: Bana bir fotoğrafını at ​Siz:Atmayacağımı, buna asla cesaret edemeyeceğimi biliyorsun Ateş. Ayrıca neden atayım? Kendi karınla yetinmelisin. ​Ateş: Ahu ile beni aynı cümleye kurman sadece vaktini boşa harcatır. Ben senin şu anki halini merak ediyorum. Saçların hala nemli mi? ​Siz:İnadımın bu kadar kolay kırılmayacağını öğrenmiş olmalısın. ​Ateş: Kolay olan hiçbir şey benim ilgimi çekmedi, biliyorsun. Eğer atmazsan, yarın kapının önünde bizzat çekmek zorunda kalırım. ​Siz: Tehditlerin artık beni korkutmuyor. Ateş: Öyleyse neden mesajı okur okumaz doğrulup oturdun? Neden telefonunu sıkan parmakların titriyor? Ben senin korkun değil, gerçeğinim. ​Siz: Sen sadece zihnimdeki bir yanılsamasın. Ateş: O zaman neden o yanılsamanın her kelimesi canını yakıyor? Neden başka birinin ceketine sığınarak benden kaçmaya çalışıyorsun? (00:33) ​Siz: Kaçmıyorum! Sadece senin o boğucu dünyandan nefes almak için dışarı çıkıyorum. Başka tenler, başka kokular... Belki de benim sandığım kadar vazgeçilmez değilsindir, Ateş. ​Ateş: Ne zırvalıyorsun sen?