Kurgularım🌝
3 stories
Yirmi Altı'dan Kalanlar by Meva_deSen
Meva_deSen
  • WpView
    Reads 160
  • WpVote
    Votes 41
  • WpPart
    Parts 8
Doktor, sandalyesini hafifçe öne çekerek eğildi. Şimdi daha yakındı, yüzündeki ince gülümseme kaybolmuş, yerini derin bir ciddiyet almıştı. "O zaman neden bu kadar huzursuzsun? Kendi zihnin bile sana bir savaş açmış durumda. Kaçmayı bırakman gerektiğini ne zaman anlayacaksın?" Bu sözler kanıma dokundu. Gözlerimi hızla ona çevirdim, ama o bakışlarımı yakalamıştı. "Zihnimle ilgili hiçbir şey bilmiyorsunuz." dedim, sesim daha sert çıkmıştı bu sefer. Doktor geriye yaslandı, bacağını indirip sandalyede rahat bir pozisyon aldı. Yine de bakışlarını benden ayırmıyordu. Öğrenmek için, sana yardım etmek için buradayım." Aklımda bir soru dolanıyordu, öyle bir soru ki, dilimin ucunda duruyor, beni sormadan rahat bırakmayacak kadar içimi dürtüyordu. En sonunda tutamadım ve doğrudan, hiç dolandırmadan sordum. "Deli doktoru musunuz siz?" Sözlerim odanın soğuk duvarlarında yankılandı. Bir an için bir gerginlik yarattığımı düşündüm ama onun yüzündeki ifade tamamen beklenmedikti. Doktor, bu kez gerçek gülümsemesini saklama gereği duymadı. Dudaklarının köşesi hafifçe yukarı kıvrıldı ve bu gülümseme öylesine samimiydi ki, içinde en ufak bir alay izi taşımıyordu. Gözleri bir an için aydınlandı, sanki söylediklerimde gizli bir anlam bulmuş gibiydi. "Peki ya sen?" dedi, hafifçe başını yana eğerek. "Sence sen delimisin?" Bu soru, beni hazırlıksız yakaladı. Ama aynı zamanda onun tonundaki sakinlik ve sıcaklık, beni istemsizce güldürdü. O an, odanın üzerimize çökmüş olan kasvetli havası bir anda dağılmış, yerine daha hafif, daha insani bir atmosfer yerleşmişti. Yüzümde beliren tebessümü gizlemek gibi bir çaba içine girmedim. "Sizce ben delimiyim?" dedim, onun oyununun bir parçası olmayı seçerek.
GÖLGEDEKİ İKİLİK+18 by Meva_deSen
Meva_deSen
  • WpView
    Reads 16,128
  • WpVote
    Votes 615
  • WpPart
    Parts 27
"Dur, kalkma" dedi Mehmet, sesinde hem bir yalvarış hem de bir buyruk vardı. Gözleri, Serin'in gözlerinde kilitliydi. Sonra, derin bir nefes aldı ve sesi daha da alçaldı. "Beni öpersen, özgür bırakırım seni." "Sen..." dedi Serin, öfke ve şaşkınlık karışımı bir tonla. Ama Mehmet, onun lafını tamamlamasına izin vermeden konuştu. "Bir kere olsun," diye devam etti Mehmet, gözleri hâlâ Serin'in gözlerinden ayrılmıyordu. "Bana bir an, sadece bir an için, gerçekten dokunmayı dene... Ben olduğumu bilerek. Sonra istediğin yere gidebilirsin." Serin'in gözlerinden iki damla yaş süzüldü. Bu temas, ruhunu sıkıştıran bir ağırlık gibi üzerindeydi; iğrençlik, korku ve çaresizlik arasında sıkışmıştı. Ama bir şansı olabileceği umuduyla, bu işkenceye dayanmak zorunda hissetti kendini. Mehmet'in hareketleri yavaş, öldürücü bir sabırla sürdü. Serin'in dudaklarına değen her temas, onun için acının başka bir boyutuydu. Yaklaşık otuz saniye süren bu öpücük, Serin'e bir ömür gibi geldi. Mehmet, dudaklarını Serin'inkinden usulca ayırırken, ellerini yüzünden çekmedi. Sanki bu anın sonsuza kadar sürmesini istiyormuş gibi sessiz kaldı. Parmakları, Serin'in yanaklarından akan yaşları silerken, fısıldar gibi konuştu. "Şşh... Ağlama." Sonra, neredeyse varla yok arasında bir öpücük daha kondurdu Serin'in dudaklarına. Bu kez daha kısa, ama daha derindi. Serin, yerinde donakalmıştı. Nefesi düzensizleşmiş, düşünceleri dağılmıştı. İçindeki tüm duygular birbirine karışmıştı. Mehmet, ondan yavaşça uzaklaştı. Gözleri hala Serin'in gözlerinde, yüzünde ise hüzünle karışık bir teslimiyet vardı. Derin bir nefes aldı ve kelimeler döküldü dudaklarından. "Şimdi öldürmeyi başardın işte. Dudaklarınla zehirledin beni." Bir an duraksadı, sanki son bir kez söylemek için kendini toparlıyormuş gibi. "Artık özgürsün, Serin."
Ruhumdaki Yangın +18 by Meva_deSen
Meva_deSen
  • WpView
    Reads 87,926
  • WpVote
    Votes 5,493
  • WpPart
    Parts 35
Siz: Karının yatağından çıkıp benim tenimdeki kokuyu silmeye çalışma. Ben senin kaçamağın ya da "orospun" olmayacağım Ateş. ​Ateş: Bir daha kendine o lafı yakıştırırsan yemin ederim çıkarım karşına, seni nefessiz bırakana kadar öperim. Durmam için yalvarırsın bana. ​Siz: Karşıma çıkman için önce beni bulman gerekiyor. ​Ateş: Emin ol ki bulurum. ​Siz: Bulamazsın. Ateş: Şu an yatağında uzanmış, tavanı izlerken bu cümlenin imkansızlığına inanmaya çalışıyorsun. Ama unutma, ben senin nefes alışındaki o kesikliği bile ezbere biliyorum. ​Siz: Sadece tahmin yürütüyorsun. Beni tanıdığını sanman ne kadar acınası. ​Ateş: Seni tanımıyorum, seni yaşıyorum. Aramızdaki mesafe sadece bir yanılsama. Şimdi... Ateş: Bana bir fotoğrafını at ​Siz:Atmayacağımı, buna asla cesaret edemeyeceğimi biliyorsun Ateş. Ayrıca neden atayım? Kendi karınla yetinmelisin. ​Ateş: Ahu ile beni aynı cümleye kurman sadece vaktini boşa harcatır. Ben senin şu anki halini merak ediyorum. Saçların hala nemli mi? ​Siz:İnadımın bu kadar kolay kırılmayacağını öğrenmiş olmalısın. ​Ateş: Kolay olan hiçbir şey benim ilgimi çekmedi, biliyorsun. Eğer atmazsan, yarın kapının önünde bizzat çekmek zorunda kalırım. ​Siz: Tehditlerin artık beni korkutmuyor. Ateş: Öyleyse neden mesajı okur okumaz doğrulup oturdun? Neden telefonunu sıkan parmakların titriyor? Ben senin korkun değil, gerçeğinim. ​Siz: Sen sadece zihnimdeki bir yanılsamasın. Ateş: O zaman neden o yanılsamanın her kelimesi canını yakıyor? Neden başka birinin ceketine sığınarak benden kaçmaya çalışıyorsun? (00:33) ​Siz: Kaçmıyorum! Sadece senin o boğucu dünyandan nefes almak için dışarı çıkıyorum. Başka tenler, başka kokular... Belki de benim sandığım kadar vazgeçilmez değilsindir, Ateş. ​Ateş: Ne zırvalıyorsun sen? Ateş: O ağzına aldığı