Okuyacaklarım
53 stories
Necla (Texting) by Tardela
Tardela
  • WpView
    Reads 57,404
  • WpVote
    Votes 5,090
  • WpPart
    Parts 58
Bilinmeyen numara| Neclaaa Siz| Ne var lan Bilinmeyen numara| Yan sınıftaki Begümün hoşlandığı biri var mı Siz| Bilmiyom kereviz sapı Bilinmeyen numara| Fotoğraf 📷 Bilinmeyen numara| Biliyorsundur bence ;) Siz| İçinde ne var onun Bilinmeyen numara| içi muzlu bol kremalı pasta üstünde çilekler var Siz| Niye inanacakmısim ki sana Bilinmeyen numara| Benim arkiler getiriyo şimdi "Necla bacı?" Başımı gömüldüğüm telefondan kaldırdığımda pasta gördüm. Aynısı! Kocaman açtığım gözlerimi kırpıştırıp kavanoz dibi gözlüğümü düzelttim. Duruyor orda! "İçi muzlu, bol kremalı mı?" dedim ağzım sulanırken. İki oğlan sırıttı. Okulun futbol takımındaki bebeler bunlar. "Aynen öyle." dediler. Telefonum titredi. Gözlerimi zorlukla pastadan çekip telefonuma döndüm. Bilinmeyen numara| Neclaaa Bilinmeyen numara| Begüm diyorduk Siz| Sertaçtan ayrıldıktan sonra ruhunu engin denizlere bırakmaya karar vermis. Erkekler kapatılsın diyodu Bilinmeyen numara| Afiyet olsun :/ Telefonu kenara atıp iki elimle pastayı aldım ellerinden. Çatal da var yanında! Bu gece ilk sahur. Ne kadar yersem kâr şimdi. Zil çalmadan pastayı mideme indireyim. Güldüm. İçi muzlu. Çok iyi be!
Duası Kadar Sever İnsan by -madamnisa
-madamnisa
  • WpView
    Reads 188,956
  • WpVote
    Votes 13,520
  • WpPart
    Parts 43
Kapı çaldığında sofraya son tabakları yerleştirmekle meşguldum. Gülsüm teyze eli hamurlu olduğu için kapıyı açmamı istediğinde kapıya ilerledim. Kapıyı açtığında uzun boylu sayılabilecek, üstünde jandarma forması olan, dik duruşlu ve oldukça sert mizaçlı bir adam karşıladı beni. Kim olduğuna dair en ufak bir fikrim yoktu. Sert bakışları bir an gözlerime değsede hemen çevirdi bakışlarını önüne. "Buyrun?" dedim çekingen bir sesle. Bakışları yerdeyken, "Sen kimsin?" diye sorduğunda, yanıtladım. "Feyza ben. Yeni kiracı." "İyi, hayırlı olsun," dedi tekdüze bir sesle. "Sağolunda, siz kimsiniz?" diye sormayı akıl ettim sonunda. "Bende Eyüp, ev sahibi. Şu an sizin durduğunuz dairede yaşıyorum." Harika, adamı kendi evine almak yerine hesap mı soruyordum cidden!
ZAMANIN KALBİNDEKİ SIR  by maafeliya
maafeliya
  • WpView
    Reads 95,192
  • WpVote
    Votes 4,636
  • WpPart
    Parts 31
Bade Serin, düzenli bir hayatı, mutlu bir ailesi olan bir genç kızdır. Bir gün kuzeninin ısrarı üzere katıldığı yarışmada, eseri sergilenmek üzere dereceye girer. Serginin açıldığı gün dereceye giren eserleri gezerken, hem kendisi hemde yakın bir dostu için önemli olan bir şiirin önünde durur. Eserin sahibine ulaşabilmek için sarf ettiği çabanın ardından, karşısında duran adamın, aslında aradığı kişinin ta kendisi olduğunu öğrenir. Emir Haki Alsancak, Bade Serinin hayatına tesadüf suretiyle girmeye çalışırken, kaderin onlardan önce bir planı vardır. Rüzgar eser... Kadın adamın önüne düşer...
ÇOK SEVMEK YASAKLANMALI | Mahalle Hikâyesi by senemeevren
senemeevren
  • WpView
    Reads 157,872
  • WpVote
    Votes 9,515
  • WpPart
    Parts 28
"Bir adam ile yara bandının hikâyesini hiç duydun mu?" diye sordum meraksız bir tonda. Çünkü anlatmak istediğim sıradan bir hikâye değildi, kendi yazdığım bir hikâyeydi. Yüzüne bakmadığım için ne tepki verdiğini görememiştim ama onu tanıdığım kadarıyla -bu da çok uzun bir zaman dilimine tekabül ediyordu- şu anda hafif çatık kaşlarıyla bana bakıyor olmalıydı. "Hayır," dediğinde sesinde bariz bir sorgu vardı. Onunla konuşmaktan kaçındığımı çok iyi bildiğinden onunla sözlü iletişime geçmiş olmama oldukça şaşırmıştı. "Bir gün bir adamın kolunda ufak bir yara açılmış." diye başladım çatallı sesimle konuşmaya. "Çok ufak bir yaramış ama, öyle hastaneye gitmesine gerek yokmuş. Küçük bir sıyrıkmış sadece." Kalbim acıyordu. Keşke bu şekilde gelmesiydi bana. Böyle gelmeseydi. Hafifçe yutkundum. "Bir yakınından yara bandı istemiş. Kapatmış yarasını o yara bandıyla. Kısa bir süre birlikte yaşamışlar mecburen. Birkaç gün içinde iyileşmiş adam ve kolundaki yara bandını bir an bile düşünmeden atmış çöpe. İhtiyacı olduğunda hemen sarıldığı yara bandından iyileştiğinde hemen kurtulmuş." Sustum, çünkü devamını getirmek zordu. Ona hayır demek çok zordu. Hafif ıslanmış gözlerimi tekrardan gözlerine çevirdiğimde onun hâlihazırda bana bakan gözleriyle karşılaştım. Gözlerinin içine bakarak devam ettim. "Olan da yara bandına olmuş. Temiz, tertemiz yaşamı bir çöpte sonlanmış. Çok zaman geçmiş, en sonunda biri bulup temizlemiş." Keyifsizce tebessüm ettim bir anlığına dolu dolu gözlerimle. Gözlerimdeki bakışları dudaklarıma düştü. "Eskisinden daha iyi, daha temiz görünüyormuş artık. Ama..." Gözlerimiz birleşti. "İçi paramparçaymış." "Dilara..." Bu gece ikinci kez kestim sözünü. "Ben yara bandının yaşadıklarını yaşamak istemiyorum."
Koyu Kestane: Ekim (TAMAMLANDI) by kahverengiajanda
kahverengiajanda
  • WpView
    Reads 8,551
  • WpVote
    Votes 700
  • WpPart
    Parts 32
Basit bir hikâyem var. Oldukça basit... Bir annem var, asla elini tutup da bu kadın benim annem diyemediğim. Bir babam var, asla yüzünü göremediğim, sırtımı dayayamadığım. Bir tane ablam var, hiçbir sırrımı paylaşamadığım, bana yol göstermeyen, en iyi arkadaşım olmayan. Bunların yanı sıra bir tane de abim var beni asla korumayan, bana gıcıklık yapmayan, abim olmayan. Emin olun yaşadığım bu büyüleyici altın kafeste, sadece yaşama hakkım olduğunda dolayı hayattayım. Sorsanız ama kocaman bir ailem var aslında. Siz bilemezsiniz... Sahip olduğu aile tarafından elinin tersiyle devamlı itilip kakılmanın ve hatta hayatınızın başkaları tarafından kontrol ediliyor oluşunu bilemezsiniz. Asla ama asla yaşamadan anlayamazsınız beni. Bu hayatı ben seçmedim. Ama bu hayattaki imtihanımın üstesinden ne olursa olsun gelmeyi, gelebilmeyi ben seçtim. Yani bu demek oluyor ki henüz yirmi yaşında olmam, benden neredeyse herkesin nefret ediyor olması, varlığımın bütün dünya alemi için bir hata olması, olmamam gereken o yerde var oluyor oluşum veya herkesin hayatında bir sorun olmam bana engel değil. Ben Samyeli. Öyle bir günde dünyaya gelmişim ki, Şah ailesine yakıcı sıcakları ben getirmişim. Rüzgârlar değil... ○○○ Koyu Kestane: Ekim | 202?
Sert Ve Kırılgan by Egeninincisiizmiiir
Egeninincisiizmiiir
  • WpView
    Reads 135,975
  • WpVote
    Votes 7,338
  • WpPart
    Parts 36
İnsan neyle yaşar? Ya da ne için yaşar? Kendisi için mi, yoksa etrafındakiler için mi? Yaşamak istediği için mi, yaşamak zorunda olduğu için mi? Ya da yaşamak zorunda mıydı ki? Peki ben ne için yaşayacağım? Hayattan zevk alan var mıydı? Hayattan nasıl zevk alınırdı? Hayattan zevk almak isteyen kimdi ki zaten?... Herşeye rağmen ben olabilirdim belki... ~ O her yerde, hep yanımda yada hiçbir yerde ve ben yalnızım. Ya da öyle olduğumu sanıyorum. Beni istiyor, yanına gitmemi istiyor... Bedeninimin kontrolünü eline almak istiyor... ~ "Korkmuyorum karanlığınla yüzleşmeye."dedi genç kadın. "Bunu sen istiyorsun!" Dedi genç adam, duvara yasladığı kadının kulağına doğru eğildi ve fısıldadı; "Ve ben sana istediğini vermeyeceğim. Seninle birlikte bu dünyada benim cehennemimi yaşamayacağız." Kadın adamın ondan çekilmesine izin vermeden tıpkı onun gibi fısıldadı; "Seninle birlikte bu dünyadaki cennetimi yaşamak için uğraşacağım." ~ Bizde zaman darmaduman, biz darmadumanız. ~ 22 yaşında, etrafındaki kalabalığın içerisinde yapayalnız, hayatında kararları kendi başına alamayan genç bir kadın. 25 yaşında, kafasındaki sesleri susturma yolunda çabalayan genç bir adam. İkisi de darmaduman... İki darmaduman beden birbirini bulduğunda ne olacaktı? Birbirlerinin enkazlarının altında mı ezilecekler? Yoksa birlikte mi yükselecekler? Başlangıç: 10.06.2024 Bitiş:
MABEDİM (Tamamlandı) Adım Adım Mutluluk-1 by MerveeNergiz
MerveeNergiz
  • WpView
    Reads 2,507,552
  • WpVote
    Votes 108,704
  • WpPart
    Parts 56
01.08.2017 ~ Genel Kurgu içinde #13 Arabasının içinde bekleyen Altan açılan kapıyı görünce hemen çıktı arabadan ama gelen sadece Zümrüt'tü. O an aklına gelen sadece, kızın neden bu halde dışarıya çıktığıydı. Ama kızın aklına bile gelmemişti evden çıkarken üzerine kalın bir şeyler almak. Altan hemen arabaya dönüp yan koltukta duran paltosunu alıp yanına gelen kızın omuzlarına bıraktı usulca. 'Niye böyle çıktınız?' Üzerindeki paltodan yayılan erkeksi koku doldu kızın genzine. Öyle derin bir nefes çekmişti ki içine artık ömrü boyunca gitmezdi o koku burnundan. 'Şey ben, bir an acele ile çıkıverince unutmuşum.' Adamın sesinde bariz hissedilen şefkatle kalbi ikiye katlandı kızın. Bu sert bakışlı adam kendisini mi düşünüyordu? Sonra devam etti sözlerine. 'Tuana uyuya kaldı da, ben onu haber verecektim. Kıyamadım uyandırmaya, dilerseniz bu gece yanımda kalsın. Yarın okula birlikte gideriz.' Adam kulaklarına ulaşan yumuşak sesle mest olmuş vaziyette dinledi Zümrüt'ü. 'Rahatsız olmayın. Tuana geceleri çok uyanır.' 'Olur mu hiç öyle şey, ne rahatsızlığı. Ben bakarım kızıma, uyanırsa ben de uyanırım tabi.' Adam kızın dilinden dökülen 'kızım' kelimesinden ötesini duymamıştı. Öyle isterdi ki bu dilden dökülen kızım lafı kendi kızlarına da söylensin. Şimdi içinden geçirdiği her temenni bir bir yazılıyordu kader sayfasına bu güzel yürekli, güzel seven adamın. Yayın tarihi 28.11.2016 Bitiş tarihi 02.07.2017 03.07.2017 ~ Genel Kurgu içinde # 25 21.07.2017 ~ Genel Kurgu içinde # 16 01.08.2017 ~ Genel Kurgu içinde # 13 26.08.2017 ~ Genel Kurgu içinde # 20 *Wattpadde, Mabedim isminde yazılan ilk ve tek kitap*
Öyle sıkı sarıl ki... by mehtapayranci
mehtapayranci
  • WpView
    Reads 401,228
  • WpVote
    Votes 17,954
  • WpPart
    Parts 50
Kerem genç kızın boynunu koklayıp usulca fısıldadı "Bana öyle sıkı sarıl ki..." Gizem genç adama sıkıca sarılıp, yarım kalan cümleyi tamamladı "Kokun üstümde kalsın." İki gencin gözleri buluştuğunda tüm dünyanın sesleri susmuştu ve sadece bakışları söylüyordu aşkın şarkısını. Ne dudakları birleşti, ne bakışları birbirini terk etti. Öylece izlemek yetiyordu hissetmelerine. Ve sarılmak, en güzel sahiplenme jestiydi onların dilinde. Aşkı nasıl yaşayacaklarını öğrenirken rastladıkları yedi kelimeydi dillerine dolanan. Biri başlayınca diğerinin bitirdiği cümle ikisinin bir olma yolunu keşfedişlerinde ki yol haritalarıydı. Söylüyorlardı çünkü biri sarılmayı unutursa diğeri hatırlatmalıydı. Çünkü sarılmadan bir olunmazdı. Yorgun bedenleri sarılırken sendelediğinde, gülümsediler. Dile getirmeseler de bakışmak için çok geç bir saat olduğunu idrak edip merdivenlere yöneldiler. Yan yana yatağa uzandıklarında masum bir iyi geceler öpücüğü birleştirdi dudaklarını. Anlık mutlulukları kalplerine siper edip, sarılarak uyudular. Yarının neler getireceğini düşünmenin kimseye faydası yoktu, gün bu gündü ve hak ettiği gibi yaşanmalıydı.
Gül İmparatorluğu (Tamamlandı) by funye49
funye49
  • WpView
    Reads 91,276
  • WpVote
    Votes 8,276
  • WpPart
    Parts 60
"Doğum günün kutlu olsun, gül güzeli." Gördü mü? Panikle arkamı dönüyorum, uzaklaşan sırtını buluyorum. Gördü mü yoksa tamamen tesadüf mü, bilemiyorum. Sormak istiyorum, soramıyorum. Öyle, beni bilir gibi seslenme diyemiyorum. En azından kuru bir teşekkür etsem, edemiyorum. Babam gibi sesleniyor, sonra babam gibi sırtını dönüp gidiyor. Mete Dilmen, düşündüğümden de tehlikeli çıkıyor. Ben savaşçı beklerken, o bana işçi gönderiyor. İmparatorluğun terk edilmiş sarayının tam yanına ilk tuğlayı dikiyor. *** Hem gülümseyeceğiniz, hem gözlerinizi dolduracak naif bir strateji oyununa davetlisiniz, Gülce ve Mete'nin hayatlarının tam ortasına! Bazılarınız ben bu oyunu küçükken oynamıştım diyecekler, bazılarınız ise bu oyunu hala her gün oynadığını söyleyecek. İkisi de doğru, biz bu oyunu küçükken ekranlarda büyürken günlük yaşamımızda sık sık gördük. Hepimiz eşi benzeri olmayan oyuncularız aslında. Hepimizin heybesinde varsayımları, olasılıkları ve stratejileri var. Önemli olan bu stratejilerin yanında, onlar uğruna yok sayılamayacak kadar değerli bir kalp taşıdığımızı da unutmamak. Bunu söylerken sadece kendimizinkini değil karşımızdakinin kalbini de kastediyorum, elbette. Neyse bu kadar gevezelik yeter, sizi artık Gül İmparatorluğu'na alalım! Mendillerinizi hazırlarken içlerine bir tane de pullu olanlardan koymayı unutmayın. Sadece göz yaşlarınızı silmek için değil kınada sallamak için de lazım olacaklar :) *** http://open.spotify.com/user/31qkhp7klkplruaqei6whna2pcqu/playlist/0rgFHEJzcSmene3AS04KG4 ***
Tevafuk  by kalpyaram19
kalpyaram19
  • WpView
    Reads 10,726
  • WpVote
    Votes 1,746
  • WpPart
    Parts 45
Arkasını dönüp gidecekken, seslendim ona: -Her şey için teşekkür ederim Yiğit , - Hayret... Kaşlarımı çattım: - Anlamadım neden hayret ettin? - Bu hayatta benden sonran olacağı için başının çaresine bakmak istediğini söylemedin de ondan? Bir tebessüm yayıldı yüzüme: - Hayret... Bu defa o kaşlarını çattı, anlamamışa beziyordu: -Sen neden hayret ettin? -Benim yerimde kim olsa aynı şeyi yapacağını söylemedin? Belki unutmuşsundur. Hatırlatayım dedim. İlk önce bir tebessüm oluştu yüzünde sonra da içten bir şekilde güldü. Ona dönüp yere bakarak, konuşmaya devam ettim: -Şaka yapıyorum. Artık Rabbimin bizi tevafuk eseri bir araya getirdiğini kabullendim . Derin bir tebessüm yayıldı yüzüne: - Rabbime emanet ediyorum seni Hafsa Diyip arkasını dönerek, okula doğru gitti. Benim her bir anımın seninle olmasını isterken ben her defasında sadece senin arkanı dönüp gitmeni görüyorum. Bilmiyorsun ki ben sadece başım derde girdiğinde tevafuk eseri karşılaşmamızı değil kaderinin kaderime bağlanmasını istiyorum Yiğit ... ___________________________________ "Ne aşk tesadüfleri sever ne de hayat , tevafuk denen bir şey var ve eğer Rabbin onu senin karşına çıkardıysa bil ki bunun bir sebebi var." diyordu çok sevdiğim bir kitapta. Peki bir insan, kaç defa karşılaşabilir onun kalbini teklemesine sebep olan kişiyle? Her nefes aldığında aldığı nefesin kesildiğini, heyecandan ellerinin titrediğini ve farklı duygular arasında gelip geçtiği bir karşılaşma düşünün üstelik tam o anda kızın aklında hep o soru " Acaba o da bunları hissediyor mu?" Resmen gözlerine dahi bakamadığı çocuğun düşüncelerinde kendisini arıyordu Hafsa... ❣Kapak Tasarımı: @Beyaz_Kelebek01 ❣