demonessblood
- Reads 435
- Votes 122
- Parts 5
"Hayatta kalmak için gözlerine mi güveneceksin, yoksa kalbine mi?"
Romanya'nın taş sokaklarına çöken dondurucu soğuk, yaklaşan kıştan çok daha fazlasını haber verir. Kiliselerin karanlık gargoyle'ları ve durmaksızın yağan sulu kar arasında Arel Karahan, efsanelerle çevrili Transilvanya'ya adım atar.
Arel için batıl inançlar, bölgeyi gizemli göstermek için uydurulmuş hikâyelerdir. Lanetler, vampirler ve kadim korkular onun gözünde turistik birer kurmacadır. Bu yolculuk onun için sıradan bir seyahat değildir; üniversitede kendisini öne çıkaracak, ses getirecek bir gazetecilik dosyasının peşindedir. Ancak Transilvanya'da karşılaştığı şeyler, mantığın sınırlarını zorladıkça Arel'in inandığı her şey sarsılmaya başlar.
Geceler uzar, gölgeler derinleşir. Arel, bir anda kendini yaşamla ölüm arasındaki tehlikeli bir oyunun içinde bulur. Mantığı ona kaçmasını söylerken, kalbi kalmasını ister. Güçlü, gizemli ve ölümsüz varlıkların arasında sıkışıp kalan Arel, hayatta kalmak için yalnızca cesaretine değil, duygularına da güvenmek zorunda kalacaktır.
Zaman acımasızdır.
Düşmanlar yaklaşmaktadır.
Ve Arel, yanlış bir seçim yaparsa yalnızca hayatını değil, kalbini de kaybedecektir.