redwhib
- Reads 4,154
- Votes 48
- Parts 4
Karanlık...
Zincirlerin tangırtısı yankılanıyordu loş odada.
Kafesler, tasmalar, kelepçeler... Ve bir silah.
Hepsi oradaydı; sessizce ama tehditkâr biçimde varlıklarını hissettiriyorlardı.
Ve sonra fark ettim onu.
Yatakta, neredeyse görünmeyecek kadar sessiz, varlığı gözardı edilmeyecek kadar iri, oturan bir adam vardı.
Sanki orada değilmiş gibi, sanki o karanlık onun bir parçasıymış gibi...
İki hafta sonra...
O koku.
Birden, burnuma dolan tanıdık o yoğun koku...
Refleksle başımı çevirdim, koltukta oturan adama doğru.
Olamazdı.
Aynı adam olamazdı!
Bu... imkânsızdı.
Ama yine de içimdeki ses susmuyordu:
O'ydu. Tanıyamayacağım kadar farklı ama unutamayacağım kadar tanıdık...