.
68 stories
ŞEYDA BÜLBÜL by EfendiOlric
EfendiOlric
  • WpView
    Reads 22,979
  • WpVote
    Votes 1,492
  • WpPart
    Parts 15
"Siz onu hiç tanımadınız tabii. Bilmezsiniz kollarının arasında olmanın verdiği güveni. Öyle bir sarardı ki o kolları, o zamanlar kumral olan şu bembayaz saçlarımdan bir koku çekerdi içine, sonra yeşil gözlerime iki buse kondururdu... Ben babamın evinde, annemin dizinin dibinde küçük bir kız çocuğuyken dahi öyle huzurlu, korkusuz, güvende hissetmemiştim. Ev onun olduğu her yerdi, kollarının arasıydı, sıcak sinesiydi. Huzur, o varsa vardı. Beni öyle severdi ki hayatında hiç sevilmemişsin sen Süheyla derdim kendime. Derdim de bilmezdim işte o sevginin kıymetini. Kör, cahil, aklını kaybetmiş biriydim. Şeyda Bülbüldüm. Size hikâyeyi anlatacağım ancak bilmelisiniz ki bu hikâye benim hikayem değil. Size bir adamın hikayesinden bahsedeceğim." 🍁 "Seni Süheyla... Sadece seni... Bir seni Süheyla, bir seni. Bir seni her şeye rağmen, bir seni hâlâ... " 🦋 Ömrünü yanlış bir aşkın uğruna heba eden herkese.
Her Şey Para İçin! by hemhal890
hemhal890
  • WpView
    Reads 733,146
  • WpVote
    Votes 57,685
  • WpPart
    Parts 52
Tek sorun onunla anlaşmalı evlilik yapacak kadını nereden bulacağıydı. "Üniversiteden Firuze!" dedi yakın arkadaşı Mehmet. "Para avcısı Firuze." Hızla telefon rehberinde göz gezdirirken karşısındaki adam sırtını koltuğa yaslamış kahvesinden bir yudum içiyordu. "Sıfır risk. Yakana yapışmaz. Boşanmamak için direnmez. Parayı alır ve yapması gerekeni yapıp gözden kaybolur." "Firuze mi?" Hikaye içerisinde reklam yapmayın lütfen. 11.10.2025
KÖYGÖÇÜREN by servestizm
servestizm
  • WpView
    Reads 5,759,761
  • WpVote
    Votes 456,131
  • WpPart
    Parts 86
Hasret köyden uzakta bir dere kenarındaki küçücük evinde hem hayatla hem de annesiyle mücadele eden başı dik, dili sivri bir kızdır. Yaşadığı yerin yazı kurak, kışı çorak, baharı biraz rahattır. Ama babası olmadığından evin direği sürekli gıcırdar. Annesinin zoruyla gittiği bir düğünde gözü bir Külhanbeyine çarpar, ama başı diktir, pek yüz vermek istemez. Düğün boyu bakışırlar, tek kelime etmezler. Adam da pek bir hoşuna gitse de Hasret bunca bakışı hayra yormaz, yine de içi kıpraşır. Beyaz gömleğine, yanık tenine, kara kaşına, üstünden ayrılmayan kara gözüne... Sonra nasıl olduysa düğünün gecesinde evine gitmiş, saçılmış dökünmüşken penceresinden bir ses işitir, akşamki adamı daha görmeden tanır. Penceresinin köşesine siner, perdesinin arkasına saklanır. Sesini duyar adamın, sonra sesini duyurur. Onca yıllık Hasret bir toz olur bir duman. Sonrası dere kenarı, dut ağaçları, üzüm bağları.. Geçmişten gelen bir Köygöçüren lafı, Hamza'nın Görgülü belası... ..... Tarihi bir hikayedir.
ERKEKLER DE YANAR by gricebren
gricebren
  • WpView
    Reads 5,398
  • WpVote
    Votes 576
  • WpPart
    Parts 5
Lise ikinci sınıfta kaybettiği annesinden sonra, hayat onun için pek renkli halini kaybetmişti. Akıllı, hırslı ama kendi etrafında deliler gibi dönen, çiçek bahçelerinde koşan bir çocuktu. Annesi vefat edene kadar da, çocuk olmaya devam etmişti. Onu kaybettiğinde, bir evi olmadığını hazmetmesi çok zaman almamıştı. Bir evi olmaması da, onu abisi ve babasına düşman etmişti. Hayatı tam o noktada sonlanmak yerine, devam etti. Çünkü Engin Atahan Kozal, Gülsu Ak'ın hayatındaki ikinci renkli kalemiydi. (+18) Hikayede yetişkin içerik mevcuttur. Lütfen dikkate alınız. Kuzeyden Adamlar Serisi, 2.
MÜBREM by milisaaaat
milisaaaat
  • WpView
    Reads 53,711
  • WpVote
    Votes 3,806
  • WpPart
    Parts 14
Züleyha, abisini hapishaneye görmeye gittiği zamanlarda sadece göz göze geldiği bir adamın hayatını değiştireceğini bilmiyordu. O göz göze geldiği adamın kendisine takıntılı olacağını da bilmiyordu... Mübrem: çok gerekli olan şey anlamına gelir. *Zaman kurgusudur.
BİR NERGİS TUFANI | TEFECİ (KİTAP OLDU) by ceylinpetrikor
ceylinpetrikor
  • WpView
    Reads 2,777,687
  • WpVote
    Votes 153,355
  • WpPart
    Parts 44
"Tefeciden para alıp kaçarsam ne olur?" "Seni bulur." ⛓️ Gerilim, korku ve şiddet içerir. Yetişkinlere yöneliktir. Her hakkı saklı tutulmaktadır. Benzerlik ya da çalıntı durumunda saklı tutulan tüm haklar kullanılacaktır.
SIFIRINCI SOKAK by yezpena
yezpena
  • WpView
    Reads 51,290
  • WpVote
    Votes 3,374
  • WpPart
    Parts 30
İzem Meva Ulusoy, bir gece ansızın evine giren bir adamı ne denli tanıyabileceğinin sınırlarını dahi bilmezken; fark etmeden bu sınırların etrafında dolaşmaya başlamış ve sınırlarının içerisine yaralı bir adamı da alacak kadar körleşmişti. Bu çetin yalnızlıkla sürdürdüğü hayatının tek odak noktası kendisi ve arkadaşlarına ait ünlü, zincir bir restoranın gizli ortağı olmakken bin farklı kelimeyle sınadığı bir adama nasıl güvenecekti? Aslında İzem Meva, nefreti iliklerine kadar hissettiğini düşünürken birine öylece güvenmenin neleri beraberinde getireceğini de öğreniyordu. Ona göre ilk adım tanımaktı ve zihninde bir zorundalığı yaşatan İzem Meva, ilk önce yaralı bir adam tanıdı. Ancak yaralı adam, kendi yarasını kendisinin açabileceği kadar gözü kara; açtığı yarayı kendisinin dikebileceği kadar da zekiydi. Tek amacı ailesinden kaçmak olan, bilakis delicesine bir zekâyla sarmalanmış, gayesini başarıya ve yeteneklerine adamış; ruhu da dili kadar gürültülü, her şeyin uzağında kalan bir adam vardı karşısında. Had yoktu lakin hesaplar epey çoktu. Her şey birdenbire tersine döndüğünde tanımanın darbesi de fazla sancılıdır. Pars kaçmakta olduğu düzenin en önemli adamı hâline gelir, kapısını çaldığı kadının yaşamını avuç çizgilerine taşımak, onu bir bilinmezliğin içindeyken yaşatmak zorunda kalır ve dünya, artık kaçması gereken her yolda ona tek bir kişiyi göstermeye başlar. Hem gizli bir kurulu yönetmek hem de tek kişilik hayatına inatçı bir kadını daha sığdırmak mecburiyetinde olması, onlara neler yaptırır? Yine de... İkinci adım öğrenmekti ve yaralı bir adam, canı yanmış bir kadının neler yapabildiğini öğrenecekti. Her ikisi de pimi çekilmeye hazır iki bombayı da ellerinde tutuyorlarken, ilk kim pes edecekti? 𒌐
KUTSAL TÜRAP   by asravalen
asravalen
  • WpView
    Reads 1,088,953
  • WpVote
    Votes 40,072
  • WpPart
    Parts 35
21. yüzyıl modern Mısır prensesi x Antik Mısır'dan gelen (savaşçı-kralların soyundan) adam ❗️ Bu isimle yazılan ilk eserdir ve konusu da benim tarafımdan bir ilk olarak üretilmiştir. Özgün eserimin tüm hakları bana aittir. İlham adı altındaki uyarlamalar, benzerlikler ve tema kopyalamaları hoş karşılanmayacaktır.
KORATEŞ by acherus
acherus
  • WpView
    Reads 292,513
  • WpVote
    Votes 15,855
  • WpPart
    Parts 65
Ellerimde şifa bulmak isteyen cellat, sevdiğim adamın canına susamıştı. Ateş, alevlenmese de korları hala avuçlarımı yakıyordu. İçten içe yana kızıl haleleri dışarıdan izlemek, avucumu yakmasına izin vermek benim hatamdı. Korateş, 𝘣𝘦𝘯𝘪𝘮 hatamdı.
SERÇEYİ ÖLDÜRMEK by bosverdilan
bosverdilan
  • WpView
    Reads 10,492,531
  • WpVote
    Votes 576,241
  • WpPart
    Parts 83
Efsun Zorlu; atandığı Urfa'da mecburi hizmetini yapan tıp fakültesinden yeni mezun, çiçeği burnunda bir hekimdir. Daha mesleğinin ilk günlerinde, henüz on sekizine yeni girmiş bir hastanın intihar vakasıyla karşı karşıya kalır. Hastasının vücuduna bırakılan izler onu adım adım kendi geçmişine götürürken, geleceğini aniden tanımadığı insanların dudakları arasında bulur. Asla geçmemiş geçmiş, verilmiş sözler, kurtarılan hayatlar, doğrultulan namlular, yalanlar, fermanlar ve aşk. Devrim gibi bir kadın, Urfa'nın göbeğinde destan gibi bir sevdanın koynunda bulur kendini. Koca düzene baş kaldırıp o düzenin minnet ettiğine yenilmekse ne aklının ne de kalbinin kabulüdür. *** "Ağlarsam ölürüm." derken sesim düz, çoktan kabullendiğim bu gerçeği ilk defa dile getirişime rağmen sakindi. Çoktan. Saatlere dökülürdü ama bana şehirler aştıracak kadar çok gelen o vakit. Vücudumun ağrısı ruhumun sancısının çok altındaydı. Onun gözleri bende olsa da ben boşluğa odaklanmıştım. Üzerimde olan bakışlarının ağırlaştığını hissettim. Fetih bana çok ağır bakıyordu. Sırtıma yüklenen çuvallar biraz daha bel bükmeme sebep oldu. "Neden," dediğinde ne dediğimi çok iyi anlamış da yersiz bir sorgulayışa bürünmüş gibiydi. "serçe misin sen?" Kaşlarım hafifçe havalandı, başımın ağrısı belirginleşti. Uzun süreden sonra ona bakan ben oldum. Söylediği şeyin altındaki anlamı yakalamaya çalışıyordum ama buna çok uzaktım. Bunu anladı ve dudakları kıvrılacak sandım. Halbuki gülümsemeye çok uzaktık. "Serçeler," yüzünü hafifçe yüzüme yaklaştırdı. "Ağlayınca ölürlermiş. Bu yüzden mi bunca zamandır gözlerinin kuruluğu?" Bu konuşmadan sonra onun serçesi olacağımı, hatta olduğumu bilemezdim. Tıpkı bu topraklarda serçeyi öldürmenin kadını ağlatmak olduğunu bilmediğim gibi.