SINIRDA SERİSİ III
Üsteğmen Kürşat Öztürk'ün özel bir görevle İtalya'ya gitmesiyle örgüt kurucusu Mossimo Vigor'un bale öğretmeni kızıyla yolları kesişir.
Bu karanlık krallığa tek başına değil iki kişi olarak savaş açacaklardır.
Balerin babasının onun arkasından çevirdiği işleri öğrenir öğrenmez Guerra Rossi'nin asıl kimliğini öğrenir ve birlikte babasına karşı savaşmayı teklif eder. Guerra Rossi kılığındaki Üsteğmen Kürşat Öztürk'ün mücadelesi nasıl ilerleyecek? Bu karanlık örgüte tek başına mı yoksa iki kişi mi savaşacaklar?
Tesis'te başarılı bir ajan olan Magenta Mavi Mibalva'nın, Venator ekibine transferi gerçekleşir.
Görevler, kaçışlar, aksiyonlar ve rakipler.
Aşk, dehşet, acı ve sevgi.
Cıvıl cıvıl, neşeli, enerjik bir kadın.
Soğuk, duygusuz, ruhsuz adam.
Çocukluğunda parçalanan o küçük kız güçlü bir asker olursa?
Ya da gittiği yerde hayatının aşkını bulursa?
Peki geçmişi onu bırakmazsa?
Çok, çok fazla soru..
Tek cevap; TEK NEFES
Bu onların hikayesi, 2 cesur askerin...
***
Kapak tasarımı @NnyksE aittir.
Kitabın bütün hakları şahsıma aittir, çalınması ya da kopyalanması söz konusu dahi değildir.
"Biz Kartalız...Ölüm kokarız, barut kokarız, kan kokarız anlıyor musun? Bu yuvaya girmek ölüm demek!"
Genç kadın dolu gözlerle buruk bir şekilde tebessüm etti. Kendini büyük bir arzuyla ölümün kollarına bırakmaya razıydı; kendini yuvaya adamaya hazırdı.
"Yuva ölümse ben bizzat toprak olurum... Senin için sizin için toprak olmaya hazırım."
Genç adamın gözleri buğulandı, dudaklarına buruk bir tebbesüm yayıldı. Biliyordu çünkü o kan koksa da sevdiği kadın ölüm kokacaktı ve onu tamamlayacaktı. Onu kendi yuvasına almaktan başka çaresi yoktu. Kartal yuvası ölümse topraktan ayrılamazdı..
Elini genç kadının yüzüne koydu, "O zaman Kartal yuvasına hoşgeldin.." dedi.
[Kitap düzenlenmektedir.]
Kapak Tasarımı : theguldesign
Dram#1
Komedi#1
Atatürk#1
Istihbarat#1
''Bizi ne bitirdi?'' diye sordum, sesimdeki titremeyi gizleyemeyerek.
Bakışlarını uzaklara dikti, dudakları acı bir tebessümle kıvrıldı. ''Susmak,'' dedi, sesi bir kurşun kadar ağır ve netti.
''Peki, bizi ne kurtarır?''
Başını yavaşça çevirdi ve o kara gözlerini doğrudan gözlerime mühürledi. Bakışlarında hem bir veda hem de sarsılmaz bir yemin vardı.
''Bordoya karışmak,'' dediğinde, aramızdaki o devasa sessizlik nihayet yerini kaderin mutlak kabullenişine bırakmıştı.
Onlar MAHFUZDU, onlar saklıydı, onlar bilinmezlikti, onlar ayrılmazdı.
Peki ya onlar yeni bir üyeye açık mıydı ?
Bizler MAHFUZUZ, bizler bilinmeyenleriz, bizler ölümün sevgilileriyiz.
🖤