lunarrlynx
- Reads 1,660
- Votes 266
- Parts 21
"Ben seni dünyadan sakladığımı sanıyordum Julian. Meğer senin o kırık dökük kalbini, dünyadan korumaya çalışıyormuşum."
Yıl, 1855.
Londra.
Bir kontun biricik oğlu olan yirmi yaşındaki Julian, hayatının en karanlık kışına, ailesinin lanetle anıldığı o kanlı idam sabahıyla uyanır. Kraliçe'ye karşı düzenlenen bir suikast girişiminin baş faili ilan edilen anne ve babası, sahte delillerle "vatan haini" damgası yiyip giyotine gönderilirken; Julian hakkında aynı kesinlikte bir suç isnadı yapılamaz. Deliller onu suçlamak için yetersizdir. Narin, hastalıklı bedeni ve kırılgan ruhu, hapishane duvarları ardında çürütülmesini de uygunsuz kılar. Böylece Julian, özgürlüğünü değil, daha sessiz ve daha kişisel bir esareti miras alır. Kraliçe Victoria'nın "Sadık Kurdu" olarak nam salmış, otuz iki yaşındaki General Alexander Herrington'a teslim edilir. Resmî gerekçe "gözetim" ve "ıslah"tır; gerçekteyse bu, Julian'ın hem dünyadan hem de kendi kaderinden koparıldığı, kapıları kilitli ama cellatsız bir mahkûmiyettir.
"Bazı kafeslerin kapısı içerideki dışarı çıkmasın diye değil, dışarıdakiler içeri girmesin diye kilitlenir."