fatoskiseniyemiski
- Reads 3,491
- Votes 23
- Parts 1
Herkesin sahte bir parıltıyla parıldadığı çoklu evrenin başkenti Velreya'da, her şey sadece bir rolden ibaretti.
Bu görkemli sarayların, aristokratik entrikaların ve kibirli tanrıların arasında, etrafına yaşam saçan ama aslında kimsenin gerçek ruhunu görmediği bir Hayat Tanrıçası vardı: Alexia. O, herkesin göz bebeğiydi ama bir o kadar da görünmezdi.
Ve onun tam zıddı... Attığı her adımda yeşillikleri küle çeviren, dokunulması bile evrenin sonu sayılan bir Ölüm Tanrısı: Theodore. O, Velreya'nın en tehlikeli, en yalıtılmış canavarıydı.
Ta ki o efil efil esen yaz sabahına kadar...
Velreya'nın gizli bir bahçesinde, imkansız bir paradoksun peşinden giden Alexia, ölümün o buz gibi boynuna kollarını doladı. Evrenin tüm yasaları o saniyede altüst oldu. Çünkü Hayat Ölüm'e dokunmuştu ve Ölüm... ilk kez bir can almamıştı. Aksine, Theodore'un o güne kadar hiç atmamış gibi duran kalbi, o salisede vahşi bir ritimle uyanmıştı.
Kibirli maskeli baloların arkasına gizlenen tehlikelerin, gizli kıskançlıkların ve saray duvarlarından sızan tekinsiz gölgelerin arasında, iki zıt kutup birbirini iyileştirmek için tehlikeli bir oyuna girişecekti. Hayat Tanrıçası o huysuz canavarı karanlığından çekip çıkarmaya kararlıydı; arkasından gelecek olan yıkımı bilmeden...
Çünkü bazı hikayelerde yaşam, ölümün kalbindeki o tek bir saliselik ritimde gizlidir.Ve bazı tanrılar, kuralları yıkmak için yaratılmıştır.
"Varlığımın amacı aşktır benim..."