helennyazar
Büyücü Aetius, sisin dağıldığı noktaya bakarak yavaşça ayağa kalktı. Bastonunu kumun üzerine dayadı; bastonun ucunun değdiği yerde su hafifçe kabardı. "İlk taşıyıcı Vesry'den beri," dedi, sesi dalgalar kadar ağırdı, "Vaeloria her zaman bir dengeye ihtiyaç duydu. Taçları bir arada tutacak bir merkez, bir irade." Bana döndü.
"Ve o irade sendin, Alfa."
Bir an için nefes almayı unuttum. Ben yapamazdım, yani bu, bu saçmalıktı. Ben binlerce yıl öncesine nasıl denge getirebilirdim ki? Ama biliyordum; bu yaradılışın varlığı her zaman Otros ejderhası ve Alfa'nın ruhunun varlığıyla denge kurmuştu -tanrı diyarı terk ettiğinden beri-
"Hayır," dedim. Bu bir inkâr değildi. Bu, korkuydu. "Ben kaçtım," dedim. "Kaçtım çünkü yapamadım. Kaçtım çünkü-"
"Çünkü yapabildin," diye böldü Aetius.
"Sorun buydu." Sözleri bıçak gibi keskin ama sakindi. Yargılamıyordu. Daha kötüsü... anlıyordu. Yaşamak ve bilmek yetmiyordu her zaman; anladığımı sanıyordum, ne yaptığımı bildiğimi. Korku zihnime bir sis gibi çöküp sadece kurtuluşu fısıldarken ve bu beni bir kaçışa sürüklerken sadece yarınları feda ettiğimi sanıyordum ama şu an anlıyorum ki dünler de bu dengeye dahildi. Hiçbir şey yapmıyorken bile bir şeyleri dengede tutuyordum.
~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~
Tanrı evreni terk ettiğinde, geride yalnızca taçlar kaldı. Ve taçlar... sahipsiz kaldığında kana bulanır.
Vaeloria'da savaş bir sonuç değil, bir dengedir.
Kaos evreni yıkmak yerine ayakta tutar;
çünkü müdahale edilirse her şey daha kötü olacaktır.
Bir tanrının ardında bıraktığı evrende
adalet bir umut, inanç bir silah, gerçek ise en tehlikeli büyüdür.
Veskar, ihanetin kutsallaştığı, kaderin çarpıtıldığı ve tanrıların bile susmak zorunda kaldığı bir dünyanın hikâyesi.
Bu bir kurtuluş değil, hesaplaşma hikâyesi.