yeyla_
- Reads 301
- Votes 72
- Parts 11
"Dün, piyano tuşlarında gezinen parmaklarım; bugün, vatanı için gizli bildiriler basan bir matbaanın soğuk demirine değiyordu."
2026'da piyano çalarken parmaklarımın ucunda sadece notalar vardı. Şimdi ise İzmir'in o isli, karanlık bir matbaasında, ellerim mürekkep içinde vatanın kaderini kağıtlara döküyorum. Tarih kitaplarında okurken "geçmiş" dediğim o acı, şimdi tenimi yakan bir gerçeklik. Barut kokusu parfümüm, top sesleri ise ninnim oldu. Ben bu çileli yüzyıla ait değilim ama bu yüzyılın acısı artık benim ciğerlerimde.
Ve o... Üsteğmen Andreas.
**************
Andreas, elindeki şiir kitabını masaya sertçe bıraktı ve bana bir adım yaklaştı. Aramızdaki mesafe sadece birkaç santimdi ama aramızda kanlı bir savaşın uçurumu vardı.
"Bana öyle bakma Tomris," diye fısıldadı sesi titrerken. "Benim üzerimdeki bu üniforma senin vatanının düşmanı olabilir ama senin o gözlerin var ya, benim ruhumun tek sahibi. Bu savaşı ben başlatmadım ama senin gözlerindeki o yangında kül olmaya hazırım."
Geri çekilmedim. Boynumdaki kolyeyi sıktım, arkasında onun adının yazdığını henüz bilmeden yüzüne haykırdım:
"Senin üniforman barut kokuyor Üsteğmen. Benim vatanım ise hürriyet. Bizim hikayemiz, daha göz göze geldiğimiz ilk anda yarım kalmaya mahkûmdu."
**************
Kolyenin arkasındaki o sır, zamanın döngüsünü tamamlamak için gün sayıyordu:
"Andreas'tan Tomris'e..."
Hiç tanımadığım bir işgal subayı, hiç bilmediğim bir zamanda, adımı bir kolyeye nasıl mühürlemişti? Aşk, vatan sevgisinden daha mı büyüktü, yoksa bu sadece bir yıkımın başlangıcı mıydı?
Başlama Tarihi: 17 Nisan 2026