Lia_Lethe
- Прочтений 1,527
- Голосов 8
- Частей 3
"Aşkın ısıtamadığı kalpleri, nefretin koruyla yakmaya geldiler."
Eskiler der ya; bir varmış, bir yokmuş...
Aslında bir varmış, hiç yokmuş. Ve yok olan, bu dünyada zaten hiç var olmamış olandı.
Büyük bir facianın, karanlık bir kazanın gölgesinde iki hayat un ufak oldu. Bir ruh alevler içinde yanıp kül olurken; diğeri yaşarken her gün, her nefeste yeniden öldü.
Adaletin çoktan can verdiği, her gün ölümlerin ve ruhi çöküşlerin yaşandığı kirli bir düzende; artık savaşan kalpler yoktu. Sadece, savaşan çaresiz bedenler vardı. Ölümün o soğuk yüzüne her şeyini feda edenler, bir ülkeye adaleti getirmek için önce kendi varlıklarından vazgeçtiler.
Yekta Han Şahsuvar.
Nam-ı diğer Y.H.Ş.
Yıkılmış bir ülkeye kendi adaletiyle can vermek için ant içmiş, karanlık bir örgütün lideri. Çıktığı bu dönüşü olmayan, kanlı ve zorlu yolda; kaderi acımasız bir düğümle, ruhu da bedeni de amansız bir hastalıkla pençeleşen bir kadının patikasına sapıyor:
Mehlika Saygın.
İşte asıl büyük savaş, o iki enkazın karşı karşıya geldiği an başlıyor. Çünkü yaşayarak ölenler, aslında bu dünyada hiç yaşamamış olanlardı.
Bir nefret, bin yangını harlar.
Bir aşk ise, bin koru kalbe saplar.
Karanlığın içinden yükselen o buz gibi, acımasız sesiyle elindeki silahın namlusunu Mehlika'nın göğsüne doğrulttu:
"Yaşadığın süre boyunca, nefes aldığın her saniyede; ruhunda, aklında, bedeninin her zerresinde ölmek için yalvardığın o seslerin izleri olacak. Sen değil yaşamak, ölmek için her gün benim gözlerimin içine bakıp yalvaracaksın! Asıl yaşama gayen, her gün öldüğün o kaderin birer haykırışı olacak. Ölüsün, ölensin Mehlika. Daima ölensin."
Olaylar tamamen bir kurgudan ibarettir. Gerçek kişi ve kurumlarla hiçbir alakası yoktur!!!