eylulmenka
Bu hikâye, annesi tarafından hiç sevilmediğini hissederek büyüyen bir kız çocuğunun iç dünyasını anlatır.
Anne, kendi hayatında yaşayamadığı hayallerin, yarım kalmış gençliğinin ve susturulmuş öfkesinin yükünü kızına yansıtır. Kız, annesine ne kadar benzedikçe ondan o kadar uzaklaşır. Aynı yüz hatları, aynı bakış, aynı ses tonu... Kız için aynaya bakmak, sevilmemenin kanıtına dönüşür.
Çocukluk boyunca kız, annesinin sevgisini kazanabilmek için kendinden vazgeçer. Daha az konuşur, daha az güler, daha az ister. Uslu oldukça sevileceğini sanır. Ama anne, kızın varlığında kendi kırılmışlığını gördüğü için ona yaklaşamaz. Sevgi, anne için bir suçlama gibidir.
Yıllar geçtikçe kız, sevilmemeyi hak ettiğine inanır. Kendini eksik, fazla, yanlış hisseder. Annesinin ona bakmadığı her an, içindeki çocuk biraz daha küçülür. Sevgiye duyduğu ihtiyaç, yerini utanca bırakır.
Hikâye, kızın büyüdüğünde annesine benzemekten korkarak kendinden kaçmasını ve sonunda şunu fark etmesini anlatır:
Sevilmemesi, onun değersizliğinden değil; annesinin kendi yaralarını saramamış olmasındandır.
Bu, bir kızın annesinin gözlerinde kaybolup, kendi gözlerinde yeniden doğma hikâyesidir.