gezginn_4 adlı kullanıcının Okuma Listesi
2 stories
BİR ZAMANLARIN KRALLIĞI: Bereket Çağı by minnakyazar_
minnakyazar_
  • WpView
    Reads 211,402
  • WpVote
    Votes 14,427
  • WpPart
    Parts 40
~ WATTYS 2023 BÜYÜK ÖDÜL KAZANANI ~ Yüzyılda bir kez yaşanan ve ruhlar dünyasının kapılarının açıldığı Dhura gecesinde Aris isimli bir erkek çocuk dünyaya gelir. Yıllardır kemikleşmiş inanca göre Dhura gecesi doğan çocuklar lanetlidir ve öldürülmeleri gerekir ancak Aris bir şekilde hayata tutunmayı başarmıştır. Ne var ki Aris, sahip olduğu yeteneklerden dolayı gittiği her yerde parmakla işaret edilip lanetli olduğuna inandırılmaktadır. Kısa bir süre içinde sevdiği birçok şeyi kaybeden Aris, gerçekte kim olduğunu bulmaya çalışırken yüzyıllardır pusuda bekleyen karanlık da harekete geçmek üzeredir. Dünyanın düzenine karşı Seçtik karanlığı Bedenimiz ölümsüz oldu Ruhumuz karanlığa karıştı Yemin ettik ışığı yok etmeye Agnarf ebediyen hüküm sürebilsin diye Rahmuara uyanacak Zal'gath'ın ellerinde Güneş bir daha hiç doğmayacak Çok yakında bizim devrimiz başlayacak Üç kitap halinde yazmayı planladığım "Bir Zamanların Krallığı" adlı serinin ilk kitabıdır. © Kitabın tüm hakları tarafıma ait olup çalıntı durumunda yasal işlem başlatılacaktır.
SERÇEYİ ÖLDÜRMEK by bosverdilan
bosverdilan
  • WpView
    Reads 9,529,526
  • WpVote
    Votes 546,535
  • WpPart
    Parts 83
Efsun Zorlu; atandığı Urfa'da mecburi hizmetini yapan tıp fakültesinden yeni mezun, çiçeği burnunda bir hekimdir. Daha mesleğinin ilk günlerinde, henüz on sekizine yeni girmiş bir hastanın intihar vakasıyla karşı karşıya kalır. Hastasının vücuduna bırakılan izler onu adım adım kendi geçmişine götürürken, geleceğini aniden tanımadığı insanların dudakları arasında bulur. Asla geçmemiş geçmiş, verilmiş sözler, kurtarılan hayatlar, doğrultulan namlular, yalanlar, fermanlar ve aşk. Devrim gibi bir kadın, Urfa'nın göbeğinde destan gibi bir sevdanın koynunda bulur kendini. Koca düzene baş kaldırıp o düzenin minnet ettiğine yenilmekse ne aklının ne de kalbinin kabulüdür. *** "Ağlarsam ölürüm." derken sesim düz, çoktan kabullendiğim bu gerçeği ilk defa dile getirişime rağmen sakindi. Çoktan. Saatlere dökülürdü ama bana şehirler aştıracak kadar çok gelen o vakit. Vücudumun ağrısı ruhumun sancısının çok altındaydı. Onun gözleri bende olsa da ben boşluğa odaklanmıştım. Üzerimde olan bakışlarının ağırlaştığını hissettim. Fetih bana çok ağır bakıyordu. Sırtıma yüklenen çuvallar biraz daha bel bükmeme sebep oldu. "Neden," dediğinde ne dediğimi çok iyi anlamış da yersiz bir sorgulayışa bürünmüş gibiydi. "serçe misin sen?" Kaşlarım hafifçe havalandı, başımın ağrısı belirginleşti. Uzun süreden sonra ona bakan ben oldum. Söylediği şeyin altındaki anlamı yakalamaya çalışıyordum ama buna çok uzaktım. Bunu anladı ve dudakları kıvrılacak sandım. Halbuki gülümsemeye çok uzaktık. "Serçeler," yüzünü hafifçe yüzüme yaklaştırdı. "Ağlayınca ölürlermiş. Bu yüzden mi bunca zamandır gözlerinin kuruluğu?" Bu konuşmadan sonra onun serçesi olacağımı, hatta olduğumu bilemezdim. Tıpkı bu topraklarda serçeyi öldürmenin kadını ağlatmak olduğunu bilmediğim gibi.