Dilan
5 stories
Acıların Hükümdarı (Wisteria 2) by adorayagmur
adorayagmur
  • WpView
    Reads 987,796
  • WpVote
    Votes 57,424
  • WpPart
    Parts 38
Annesini ve kız kardeşini kaybeden Prenses Euria Vaseva, onların intikamını almak için yıllarca kendini eğitmiş, ve Ocreya Krallığının en ünlü suikastçisi olan Gümüş Firari kimliğine bürünmüştür. Hedefine çok yaklaştığı sırada babası, Ocreya Kralı, Gümüş Firari denen suikastçının yakalanmasını emreder ve Euria kendini son derece zor bir durumun içerisinde bulur. Bir seçim yapması gerekiyordur. Suikastçı kimliğini terk edip tahta geçecektir ya da intikamın peşinde tacını devredecektir.
Varislerin Oyunu (Wisteria 1) by adorayagmur
adorayagmur
  • WpView
    Reads 2,399,235
  • WpVote
    Votes 121,157
  • WpPart
    Parts 28
24 Krallıktan gelen genç prens ve prensesler için kurulmuş bir Kraliyet Okulu. Ancak acımasız bir suikastçı kendini soyluları teker teker öldürmeye adamıştır. Kaçış yok. Teslim olmak yok. Oyuna hazır mısınız?
ÖTANAZİ OKULU(Kitap Oldu) by Maral_Atmc6
Maral_Atmc6
  • WpView
    Reads 7,845,182
  • WpVote
    Votes 193,533
  • WpPart
    Parts 18
Dilsiz bir kızın kalbi tüm kötülükleri kendisine çekiyordu. Hiçbir kalp bu kadar değerli olmamıştır. Yeşil, Ötanazi Okulu'na sürgün edildiğinde o yıllarda henüz bir çocuktu. Öz babasının onu nasıl bir yere mahkûm ettiğini bile bilmiyordu. Ötanazi Okulu, Amerika Birleşik Devletleri'ne bağlı olan Alaska'da açılmış karanlık bir okuldu. Bildiğiniz tüm o okulları unutun çünkü Ötanazi Okulunda öğretmenler ders vermiyordu. Her biri kendi dalında uzman bilimcilerdi ve oradaki amaçları bir okul dolusu öğrencinin üzerinde deneyler yapmaktı. Öğrenciler ise sıradan öğrenciler değildi çünkü her biri idam cezası almış mahkûmlardı. Okul onları satın alarak kendi deneylerinde kullanan karanlık bir girdaptan farklı değildi. Bir kez içine girince çıkmak mümkün değildi. Yeşil tüm o tehlikeli mahkûmların içinde göğsünde değerli bir kalple yaşamak zorundaydı. Herkes onun kalbini isterken kurtların içine atılmış bir kuzudan farklı değildi. Kalbini isteyenlerden biri de öz babasıydı. Babasının onun kalbi için okula tehlikeli bir suikastçı göndermesiyle, belki de tüm ezberler bozulmaya başlamıştı. Avcı'da her zaman bu kadar acımasız değildi. Özellikle ateşten kızıl saçları olan ve bir katile gülümseyen hasta bir kadını tanıyana kadar. Şimdi karar verme sırası ondaydı. Avını öldürmeli mi, yoksa korumalı mı? Sayfalar üzerinde konuştuğu bu dilsiz kadınla tam olarak ne yapmalıydı? "Kadın kandan korkuyordu, adam ise kan kokuyordu. Şimdi sen söyle; böyle bir durumda kadın özleyebilir mi ölüm kokan bir adamı?" dedim. "Kadın aptaldı adam ise kadına kör. Şimdi sen cevap ver; her şeye, herkese ve özellikle küçük bir kadına kör olan bir adam bekleyebilir mi kadın tarafından özlenmeyi?" diyerek bana cevap verdi.
Karantina Serisi by beyzaalkoc
beyzaalkoc
  • WpView
    Reads 113,857,032
  • WpVote
    Votes 4,587,266
  • WpPart
    Parts 181
''Birlikte belanın içine batabileceğimiz kadar battık. Ve şimdi, seni bırakmayacağım... Benimle misin?'' --- Zeynep, kendini yeni okuluna başladığı ilk gün bir felaketin ortasında buldu. Okulu, salgın bir hastalık nedeniyle karantina altına alındı. Karantinanın akşamında ise kendini okulun karanlık koridorlarında bir kız öğrencinin cesedinin başında buldu. Üstelik yalnız değil, onlar da yanında... Mahşerin üç atlısı. Bu, sadece bedenleri değil ruhları da karantinaya alınan dört kişinin hikayesi. Bu onların özgürlüklerine ulaşmak için yaşadıkları esaretin hikayesi. Bu, birbirlerinin her şeyi haline gelen, birbirlerine gökyüzündeki son yıldız yanıp kül oluncaya kadar birlikte olacaklarına söz veren dört arkadaşın hikayesi. Bu mahşerin dört atlısının hikayesi. Şimdi, bizimle misiniz? "Bizim bedenlerimizi karantinaya almadılar. Ruhlarımızı karantinaya aldılar. Bizim ruhlarımız tanıştığımızdan beri karantina altında. Ne çıkabiliyoruz bu karantinadan, ne de birbirimizden ayrılabiliyoruz. Ruhlarımızı birlikte bir karantina altına aldılar, ve bizim bundan sonraki tek savaşımız bu karantinadan kurtulmak. Kurtulduğumuzda bile birlikte olacağız, ama özgür olacağız. Savaş bitti, ve biz sağ kaldık. Savaş bitti, ve biz hala ayaktayız."
Veda Suskunluğu by benegenicisi452
benegenicisi452
  • WpView
    Reads 416
  • WpVote
    Votes 45
  • WpPart
    Parts 9
Annemin beyaz tişörtü kırmızı renge boyanmıştı. Sessizce ağlamaya başlamıştım. Annem kırmızı rengini sevmezdi. Bir keresinde annemle birlikte bana elbise almaya giderken kırmızı bir elbise beğenmiştim. Anneme elbisenin nasıl olduğunu sorduğumda bana 'Kırmızı rengi güzel değildir kızım.' demişti. Ona 'Neden?' diye sorduğumda ise 'Kırmızı rengi acıyı temsil eder.' demişti. O zaman yedi yaşımdaydım ve annemin anlattıklarına karşı kırmızı renginden korkmaya başlamıştım. Ama şimdi 9 yaşındayım ve hala kırmızı renginden korkuyorum. ben büyümüştüm, büyükler hiçbir şeyden korkmazdı. O halde ben neden korkuyordum. Ben babamdan da korkuyordum yoksa büyümemiş miydim? Ama bana herkes büyüdüğümü ve abla olduğumu söylüyorlardı. Erva küçük yaşta babasının annesini öldürdüğüne şahit olmuştu. Babasına karşı büyük bir nefret ve korku besleyen Erva reşit olana kadar amcasıyla yaşamış sonrasında kendine ait bir eve yerleşip öğretmenlik yapmaya başlamıştı. Her şey yolunda gidiyordu Ta ki aşık olana kadar. Aynı zamanda babası tekrardan ortaya çıkan Erva'yı büyük bir intikam oyunu bekliyordu.