saolyews adlı kullanıcının Okuma Listesi
2 stories
Şakayık Buketi by kimsebirsenetmez
kimsebirsenetmez
  • WpView
    Reads 729
  • WpVote
    Votes 85
  • WpPart
    Parts 3
Yanağımı göğsüne sürttükten sonra alttan alttan bakmaya başladım. Saçlarımın üstünden öptü ve beni nefessiz bırakan sözleri söyledi. "Sen çiçeksin Ceylin. Benim çiçeğim, benim güzelim. Senden önce kuru bir ağaçtım, senden sonra meyve veren bir ağaç. Etrafımı güllerle papatyalarla sarmalayan çiçeğimsin. Sen yüzünü bana dönen ayçiçeği ol, ben sana toprak. Sen bana aşkı veren gülü ver ben sana benliğimi vereyim. Sen bana umudu veren frezya ol, ben sana sadakatimle papatya. Sen benim Şakayık çiçeğim ol, beni baharda yeşerten sendin, sen olacaksın, hep sensin." Bu sözlerin üstüne lâl olmuştum. Hiç birşey söyleyemedim sadece kollarımı daha sıkı sarabildim...
MEDUSANIN ÖLÜ KUMLARI (Kitap Oldu) by Maral_Atmc6
Maral_Atmc6
  • WpView
    Reads 9,286,399
  • WpVote
    Votes 725,650
  • WpPart
    Parts 72
Elzem Akay'ın sıradan ama güzel bir hayatı vardı. En iyi okullarda okumuş, en güzel oyuncaklara ve kıyafetlere sahip olmuştu. En değerli mücevherler daima onun boynunu süslemiştir. Lüks içinde yaşarken hayatta istediği her şeye kolayca sahip olmuştu. Üzerine titreyen iki abisi, onu hep güldüren kız kardeşi, iyi bir yengesi ve onu sürekli çıldırtan bir hizmetçisi varken hayat ona karşı fazlasıyla cömertti. Tüm bunları ne bozabilirdi ki? Bir gece korkunç bir ritüele kurban edildiğinde gözlerini bambaşka bir dünyada açar. Orta Çağın hiyerarşisinin içinde kalmışken eve dönmek hiç kolay değildi. Kendi dünyasında bir öğretmenken Ölümsüzlerin akademisinde bir hizmetçi olunca, sınıf farkının acımasız gerçekleriyle yüzleşir. Burası onun dünyası değildi, burası barbarların hüküm sürdüğü Araftı ve o, hayatta kalmak istiyorsa lüks alışkanlıklarından ödün vermeyi öğrenmeliydi. *** "Medeniyet yoksunu, vahşi barbar!" diye ona sesimi yükselttiğimde çatılan kaşları umurumda bile değildi. Tüm gün kuyudan su çeken o değildi. "Şu sivri dilin bir gün başına bela olacak." Sert bakışlarla beni uyardıktan sonra merdiveni işaret etti. "Kahyadan fırça yemek istemiyorsan işinin başına dön." "O kadın bir cadı." Ondan bahsederken bile tiksintiyle yüzümü buruşturdum. "Bence benden nefret ediyor." "Hayret." Kaşları alayla yukarı kalktı. "Oysaki çok sevilesi bir kadınsın." İğneleyici sesiyle ters ters ona baktım. "Sizde öyle Savcı Bey," dedim oyunbaz bir ifadeyle. "Sizi görenlerin yüzünde güller açıyor." "Bunu inanarak söylemiyorsun." "Tabii ki inanarak söylemiyorum." Gülerek bana ikinci kez merdiveni işaret etti. "İşinin başına dön aksi taktirde yarın seni sınıfıma almam. Bir hizmetçiye ders verdiğim için yeterince sorun yaşıyorum." Bu vahşiler kendi dünyamda ne kadar zengin ve asil olduğumu anlamak istemiyordu.