Romantik
2 stories
Yasaklı Sohbet (+18) *Texting* by BenUlke
BenUlke
  • WpView
    Reads 138,713
  • WpVote
    Votes 5,680
  • WpPart
    Parts 25
Roman Eryüksel... Medya patronu maskesi altında, silah kaçakçılığı, kara para aklama ve siber suçları yönetiyor. Şehrin karanlık tarafı onun avuçlarının içinde. Kimse ona dokunamaz. Kimse onunla iletişime geçmeye bile cesaret edemez. Ta ki... arkadaşının sınırı fazlasıyla aşan bir şakayla, onun özel numarasını milyonluk Instagram hesabında paylaşmasına kadar. Binlerce kişi arasında, sadece bir kişi ona yazmaya cesaret eder. ♤♤♤♤ Sare: "Seni piç kurusu! Sorularıma zamanında cevap ver!" Roman: "Ne dedin sen!" Roman: "Hayatımda ilk defa, ölüme bu kadar susayan birini görüyorum." ♤♤♤ 🩸 BÖLÜMLER HAFTA BOYUNCA DÜZENLİ OLARAK YAYINLANIYOR. 🩸Uyarı: Hikayede +18 yoğun cinsellik, kan ve şiddet öğeleri bulunmaktadır.
SERÇEYİ ÖLDÜRMEK by bosverdilan
bosverdilan
  • WpView
    Reads 9,633,420
  • WpVote
    Votes 550,004
  • WpPart
    Parts 83
Efsun Zorlu; atandığı Urfa'da mecburi hizmetini yapan tıp fakültesinden yeni mezun, çiçeği burnunda bir hekimdir. Daha mesleğinin ilk günlerinde, henüz on sekizine yeni girmiş bir hastanın intihar vakasıyla karşı karşıya kalır. Hastasının vücuduna bırakılan izler onu adım adım kendi geçmişine götürürken, geleceğini aniden tanımadığı insanların dudakları arasında bulur. Asla geçmemiş geçmiş, verilmiş sözler, kurtarılan hayatlar, doğrultulan namlular, yalanlar, fermanlar ve aşk. Devrim gibi bir kadın, Urfa'nın göbeğinde destan gibi bir sevdanın koynunda bulur kendini. Koca düzene baş kaldırıp o düzenin minnet ettiğine yenilmekse ne aklının ne de kalbinin kabulüdür. *** "Ağlarsam ölürüm." derken sesim düz, çoktan kabullendiğim bu gerçeği ilk defa dile getirişime rağmen sakindi. Çoktan. Saatlere dökülürdü ama bana şehirler aştıracak kadar çok gelen o vakit. Vücudumun ağrısı ruhumun sancısının çok altındaydı. Onun gözleri bende olsa da ben boşluğa odaklanmıştım. Üzerimde olan bakışlarının ağırlaştığını hissettim. Fetih bana çok ağır bakıyordu. Sırtıma yüklenen çuvallar biraz daha bel bükmeme sebep oldu. "Neden," dediğinde ne dediğimi çok iyi anlamış da yersiz bir sorgulayışa bürünmüş gibiydi. "serçe misin sen?" Kaşlarım hafifçe havalandı, başımın ağrısı belirginleşti. Uzun süreden sonra ona bakan ben oldum. Söylediği şeyin altındaki anlamı yakalamaya çalışıyordum ama buna çok uzaktım. Bunu anladı ve dudakları kıvrılacak sandım. Halbuki gülümsemeye çok uzaktık. "Serçeler," yüzünü hafifçe yüzüme yaklaştırdı. "Ağlayınca ölürlermiş. Bu yüzden mi bunca zamandır gözlerinin kuruluğu?" Bu konuşmadan sonra onun serçesi olacağımı, hatta olduğumu bilemezdim. Tıpkı bu topraklarda serçeyi öldürmenin kadını ağlatmak olduğunu bilmediğim gibi.