serserigirl6
- Reads 1,923
- Votes 113
- Parts 38
"Beş yıl, bin sekiz yüz yirmi beş gün eder. Kendinize her gün unuttuğunuzu söylerseniz, bin sekiz yüz yirmi beşinci günün sonunda bu yalana gerçekten inanıyorsunuz. Ta ki o yalan, bildiğiniz en tanıdık çift gözle çarpışıp tuzla buz olana kadar."
Araya giren beş koca yıl, farklı şehirler, yeni unvanlar ve parmağa takılan bir nişan yüzüğü... Zeynep geri döndüğünde, içindeki o eski fırtınanın çoktan dindiğinden, Hilal'i sadece 'eski bir dost' olarak görebileceğinden emindi. Hilal ise geçmişin hayaletlerini hayatından tamamen çıkardığına, kendine kurduğu bu güvenli ve düzenli yeni hayatta mutlu olduğuna inanıyordu. İlk karşılaştıkları an, ikisi de gözlerindeki sızıyı gizleyip kendilerine aynı yalanı söyledi: 'Ben unuttum.' Ancak aynı şirketin koridorlarında, aynı altı kişilik arkadaş masasında geçen her mesai, onlara acımasız bir gerçeği öğretecekti: Zaman bazı yaraları iyileştirmez, sadece üzerini örter. Ve aşk, onca inkâra ve uzak durmaya rağmen, Zeynep ve Hilal için kaldığı yerden kanamaya hazırdır.