Okuman gerekli
124 stories
SON HASTAN BENİM by Karensi0
Karensi0
  • WpView
    Reads 11,602
  • WpVote
    Votes 1,177
  • WpPart
    Parts 6
Sekiz yıl boyunca aynı sıraları, aynı hayalleri ve aynı yorgunluğu paylaşan iki genç doktor adayı... Üniversitenin kalabalık amfilerinde başlayan bu sessiz aşk, yıllar içinde derinleşir, fedakârlıklarla büyür ve bir evlilik hayaline dönüşür. Azra, sevdiği adamla kuracağı gelecek uğruna mesleğinden vazgeçmeye bile hazırdır; çünkü ona göre bazı aşklar, her şeyden önce gelir. Ancak bir sabah, her şey tek bir notla altüst olur. Geride kalan cevaplanmamış sorular, yarım kalan hayaller ve söylenememiş gerçeklerdir. Azra için asıl yıkım, terk edilmekten çok, neden terk edildiğini asla bilememektir. Üstelik bu gidişin ardından hayat, ona sessiz ama sarsıcı bir gerçeği daha bırakır: Azra hamiledir. Sevdiği adamdan geriye kalan tek bağ, karnında büyüyen bir bebektir. Yıllar Azra'yı anneliğe, yalnızlığa ve mecburi bir olgunluğa taşır. Geçmişi kalbinde mühürlü tutarak yaşamayı öğrenir; bazı yaralar kapanmaz, sadece alışılır. Ta ki bir gün, tesadüf sandığı bir an, kaderin gecikmiş yüzleşmesine dönüşene kadar... Bir trafik kazasına ilk yardım eden Azra, yaralıyla birlikte hastaneye gittiğinde, onu karşılayan doktoru gördüğünde zaman yeniden durur. Karşısındaki adam, yıllar önce bir not bırakıp giden, hayatını yarım bırakan adamdır. Artık roller değişmiştir: Azra bir hasta yakını değil, geçmişiyle yüzleşmek zorunda kalan bir kadındır; adam ise suskunluğunu beyaz önlüğünün arkasına saklayan bir doktordur. Bu kitap; yarım kalan bir aşkın, yıllar sonra beklenmedik bir karşılaşmayla yeniden açılan yaralarını, söylenememiş gerçekleri ve bir çocuğun varlığıyla daha da ağırlaşan sırları anlatıyor. Azra'nın hikâyesi, aşkın zamana yenilmeyen hâlini, kaçılan geçmişin bir gün mutlaka karşıya çıkacağını ve bazı hesapların asla kapanmadığını hatırlatıyor.
(KIZILBÖRÜ) Mahalle, Asker Ve  Çocukluk by realistokuryazar
realistokuryazar
  • WpView
    Reads 15,064
  • WpVote
    Votes 646
  • WpPart
    Parts 28
Göğsüme çekip yatağa uzandığımızda, bütün o kocaman, gururlu adamlığı bir anda sıyrıldı üstünden. Bir çocuk gibi, sığınacak bir yer ararcasına bana sokuldu. Fısıldarken sesi, doğrudan göğsümün içinde, kalbimin tam orta yerinde yankılandı: "Şurasını... özledim." Dedi, kelimeleri boğuktu. Sonra göğsümün en kuytudaki, en korunaklı aralığına başını soktu. Derin bir nefes aldı, sanki ciğerlerine beni, kaybettiğimiz bütün ayları çekecekmiş gibi için için kokladı. Kollarını belime doladı, sıkı sıkıya, bir daha asla bırakmayacakmışçasına. Nefesi tenimi yakıyor, ıslak kirpikleri cildime yapışıyordu. "Bir çocuğun annesine muhtaçlığı gibi," diye fısıldadı, sesi göğsümde titreyerek, "ben sana muhtaç kaldım Nazlı. Ciğerimde nefes, canımda can gibiydin. Alsan da götürsen, bıraksan da gitsen, o muhtaçlık hiç bitmedi bende. İçimi kemirdi, beni benlikten çıkardı."
AĞAÇ KABUĞU - MAHALLE HİKAYESİ  by esra_nurer
esra_nurer
  • WpView
    Reads 51,831
  • WpVote
    Votes 3,788
  • WpPart
    Parts 15
"Kız Hayat Annenler gelecek mi yarın ki düğüne?" Ay yoksa... Alp evleniyor da benim mi haberim yoktu? "Kimin düğünü abla?" diye sordum, tereddütlü çıkan sesime içimden küfür ederek. Eşarbının alnını düzeltip güldü babaannemin eski kiracısı olduğunu hatırladığım maviş gözlü teyzem. "Kız kimin olacak, Alp'lerin işte." Ay durun! "Kız Fatoş! Yan-" diye konuştuğumda cümlesini kesen Fatoş ablanın yanındaki kadın oldu. "Kız bu Cihangir değil mi?" Kimi diyordu bunlar? Başımı çevirirken düştüğüm için ağrıyan boynumla dudaklarımdan 'ah' nidası çıksa da kim olduğuna bakmadan da bilirdim de geri kalamazdım işte. Abimin biricik arkadaşı Cihangir'i diyorlardı. "O, o. Baksana nasıl boylu poslu gız!" Kucağında torununu gezdiren bakkalın karısı Nuran abla sözlerini sürdürdü. "Öyle öyle. Pek bi' çalışkan maşallah. İdeal koca adayı işte!" Adamın uzun boyundan olsa gerek sesinden, nefesinden önce, hakkında çıkan laflar önden geliyordu. Erkek olmasına rağmen çizilmiş gibi bir yüze sahipti. Hani derler ya Allah özene bözene yaratmış diye. Vallahi öyleydi. Kalem gibi çizilmiş biçimli olan kavisli kaşları, birbirine tam ölçülü ne kalın ne ince dudaklarıyla dergilerden çıkmış gibi havası vardı. ... Ağaç kabuğu ailesine hoş geldin değerli okuyucu umarım keyifle okursun🏵️
Birini sevmekle ilgili  by merrycruzzz
merrycruzzz
  • WpView
    Reads 13,794
  • WpVote
    Votes 920
  • WpPart
    Parts 12
" Bırak annenin saçını canını yakıyorsun" dedi Davut gülümseyerek saçlarımı Nurdan kurtarırken Ama ben dediği sözde takılı kalmıştım. Annen mi demişti o? Evet ben hep Nur Senayı kızım olarak görmüştüm ama onun beni annesi olarak görmesi... çok farklıydı. Neden böyle demişti ki? 2 aydır bu evdeydim ve hiç bunun konusu geçmemişti Davut bey başını kaldırıp benim şaşkın ve meraklı ifademi görünce gülümsedi. " Madem o senin kızın sen de onun annesisin Haziran. 2 aydır ona gözün gibi bakıyorsun. Kızım sözü birgün bile düşmedi dilinden. Geceleri bile bazen beşiğinin yanında onu izlerken uyuya kalıyorsun. Bu seni anne yapmaz mı? Kendi annesinden fazlan bile var Haziran. Kendi annesi onun canına kıymaya çalışırken sen onun biraz gözü dolsa ondan önce ağlıyorsun. Anne için doğurmak gerekmez. Sevmek, korumak gerekir. Hepsini de fazlasıyla Nur Senaya veriyorsun. Bırak sana desin anne. Bunun için ne onu doğurmana ne de babasının eşi olmana gerek yok." Gözlerimdeki yaşlar akmaya başlamıştı. Nur Senaya baktım. Güzel yüzüne tatlı, ifadesine, parlayan gözlerine. Benim kızım... Haziran & Davut
Sessizliğimin Roman'ı by kardomii
kardomii
  • WpView
    Reads 48,644
  • WpVote
    Votes 3,205
  • WpPart
    Parts 13
Genç ressam Neva Alanka, yıllardır kalbinde ve aklında üzerini örttüğü kişiyi sır gibi saklıyordu. Aslında her şey açıktı, görmek isteyen görüyor, duymak isteyen duyuyordu. Ama Roman Oflaz... O sevgiyi yıllarca görmedi, o sevgiyi dile getiren kelimeleri duymadı. O sevginin üzerini örten katran karası renkteki nefreti ise anlayamadı. Neva Alanka, tüm tablolarında tek bir kişiyi ve o kişinin ona bıraktığı acıyı yansıttı. Fırça darbeleri, kalbini dinleyerek kağıtların üzerinde ağır ağır gezindi, anılar, acılar, görünmeyen yaralar çizdi. Sevdiği adam için sesini kaybetmişti, özünü, ruhunu unutmuştu. Kimse anlamadı. Roman Oflaz ise, onun adını haykıran küçük kızı duymadığı gibi onun kalbine bıraktığı acıyı da, ruhuna açtığı derin yaraları da bilmedi, görmezden geldi. Her karşılıksız aşktan, bir nefret doğardı... Neva Alanka, kalbini parçalara ayıran, ruhuna daima kanayacak yaralar açan, şen sesini duymayan, onu hiç görmeyen Roman Oflaz'a, yara mı olacaktı yoksa yara bandı mı? KİTABIN TÜM HAKLARI ŞAHSIMA AİTTİR, (Ç)ALINTI DURUMU OLURSA HUKİKİ İŞLEMLER BAŞLATILACAKTIR. 02/02/2025
AZALANLAR by monafesa
monafesa
  • WpView
    Reads 603,707
  • WpVote
    Votes 37,137
  • WpPart
    Parts 53
"Yok olacak kadar azalan bir insan, en tehlikelisidir." Aylar önce kurtlar sofrasına bir sandalye çekmiş, kanlı bir ziyafetin içine oturmuştum. Senelerce bastırılmış bir açlıkla doluydum; iştahla intikam yemeğinin önüme serilmesini bekliyordum. Fakat bir süre sonra anladım ki, burası acıkınca oturulan bir masa değildi. Aksine, burası güçsüz olanın sofraya serildiği, üstüne de kadehlerin tokuşturulduğu bir masaydı. İntikam yemeği hiçbir zaman gelmeyecekti; çünkü burası zaten intikamın ta kendisiydi. ⚠️ Kitapta bazı tetikleyici unsurlar bulunmaktadır, lütfen bunun bilinciyle okuyunuz. Yayınlanma Tarihi: 16 Mart 2023
BADEMLİ MAHALLESİ by ZehraAyar0
ZehraAyar0
  • WpView
    Reads 3,725,901
  • WpVote
    Votes 131,387
  • WpPart
    Parts 38
"Sana her yaklaştığımda," dediğinde başını eğip dudaklarını usul usul kulağımın kenarına getirdi. Nefesi resmen nefesimdeydi. Bu çok fazlaydı.. O gecekinden daha farklıydı bu. Yirmi iki yıllık ömrümde tanıdığım Kerim abi değildi bu karşımdaki adam. "Benden sanki bir vebalıymışım gibi bir canavarmışım gibi kaçışın," sıcak nefesi önce kulağıma sonra boynuma çarptı. Gözlerim artık kendiliğinden kapandı. İşkenceden beterdi bu durum. Biz şu an ne yapıyorduk? Cümlesini tamamlamadan son kez derin bir nefes çekti ciğerlerine. Bunu yaparken burnu benim kulağımın tam üstünde, saçlarımın tam başlangıcındaydı. "Şu koskoca bedenimi bitirdi, tüketti Işıl." baştaki cümlenin amacından sapan bu cümle de ne demek oluyordu? Neler söylüyordu bu adam, neler hissettiriyordu bana!? Dudaklarının arasından usul usul bıraktığı kısık nefesler saçlarımın arasına vurduğunu ve onları yavaşça havalandırdığını hissettim. Tüm tüylerim havaya kalktığında yeni doğmuş bir bebeğin açmaya çalıştığı gözleri gibi bende araladım gözlerimi ve dudaklarımın kıyısına vuran bir hevesle mırıldandım. "Kerim a-" "Şşş," titreyerek söylemeye çalıştığım sözler bıçak gibi kesildi, irkildim. Tüm bedenime etkisi altına alan bir ürperti yayıldı. Tüm hislerim öyle bir karmaşıklığa gömülmüştü ki ne hareket edebiliyor, ne de buna itiraz edebiliyordum. O ise göz kapakları birbirine geçili, sanki boşlukta sallanıyor gibiydi. Sanki bir hayalin içindeydi ve o hayalde yalnızca ikimiz vardık. Sonra bir an kapalı göz kapakları titredi. Nabzım her geçen saniye hızlanıyor, bana yaşam alanı bırakmıyordu. Ama meğer ben daha hiçbir şey duymamışım ki. Zira saniyeler sonra duyduğum Kerim abinin işkenceden farksız pürüzlü sesi canı çekilen parmaklarımın tutunmak amacıyla bir yerlere savrulmasına sebep oldu. "Abi yok, artık abi yok güzelim."
DİLDÂDE by bordoyahayran
bordoyahayran
  • WpView
    Reads 366,068
  • WpVote
    Votes 15,420
  • WpPart
    Parts 29
Dikiş tutmayan yaralarım vardı. Kabuk bile bağlamadılar. Ona kadar. Sırtıma saplanan hançerlerin sızısı göğsüme vurdu, haykırışlarım yeri göğü inletti. Bu bir lanetti. Parmak uçlarımda yanan şey; geçmişti. Göğsümde harlanıp alev alan şey ise; gelecekti. Ve ben; bana hiç kimse değil de kimsem olan bir adama kaderimi emanet ettim. Kurguda geçen kişi, kurum ve kuruluşlar tamamen hayal ürünüdür.
BEYZADE by sickmundfreud
sickmundfreud
  • WpView
    Reads 197,816
  • WpVote
    Votes 519
  • WpPart
    Parts 1
20. yüzyılın ilk yarısında, Büyükada'nın meşhur konaklarının birinde filizlenen gizli saklı bir aşkın hikayesi. (...) "Ne yapıyorsunuz?" "Aşekayı söküyorum." Bakışları eldivenli ellerin söktüğü uzun sarmaşıklara yöneldi. "Fakat çok güzel görünmüyorlar mı?" diye sordu merakla. "Ne zararı var ki?" "Olmaz mı?" dedi adam abartılı bir tavırla. Müteakiben kovası dolunca alıp iki metre ötedeki bir diğer ağacın dibine geçti, Hülya da onu takip etmişti. "Güzelliğe aldanmamak gerek hanımefendi, güzellik yanıltıcıdır." "Doğru." diye onayladı onu genç kız dalgınca. "Aldanmamak gerek." "Bu sarmaşıklar ağaçların gövdelerine usulca dolanır. Pek de güzel dururlar ha. Lâkin bir bakarsınız mendeburlar iliğini kemiğini kurutmuş koskocaman çınarın. Geriye kof bir kabuktan ötesini de bırakmamış, her bir nimeti kendisine almış."
ZEMHERİ by senayyls
senayyls
  • WpView
    Reads 544,275
  • WpVote
    Votes 21,703
  • WpPart
    Parts 31
"Söylesene Güllü?" dedi tekrarlayarak. "Gönlünde büyük adam olabilmeyi başarabildim mi?" "Beni, senden gizleyen herkesi karşına aldığın günden beri..." Kurumuş dudaklarımı ıslatmama fırsat bile vermeden dudaklarıma kapanıp cayır cayır yanmama sebep oldu. ... Mirza Devran Polat ve Gülfem Asel Karaca çocukluk arkadaşı, aynı zamanda zamanda karşılıklı dairelerde oturan aile dostlarıdır. Günlerden bir gün Mirzalar, babasının polis oluşundan dolayı Ankara'ya taşınmak durumunda kalırlar. Bu taşınmanın üzerinden yıllar geçer ve artık Gülfem ile Mirza büyümüşlerdir. Mirza, babası gibi polis olurken Gülfem Ankara'da yani, çocukluk arkadaşı olan Mirza'nın yaşadığı şehirde Hukuk Fakültesi kazanmıştır. Gülfem okulu için Ankara'ya gittiğinde aile büyüklerinin ısrarları üzerine, Mirza ve ailesi ile birlikte aynı evde yaşamaya başlar. Yıllar önce ayrılmak zorunda kalan Gülfem ve Mirza, yıllar sonra yolları kesiştiğinde tekrar bir arada olabilmeyi başarabilecekler miydi? 170623 . . .