🤍🤍🤍
83 stories
- 𝐊𝐚𝐧𝐚𝐭𝐬ı𝐳ı𝐦 | Teoman Akkaya by brbtdoll
brbtdoll
  • WpView
    Reads 20,071
  • WpVote
    Votes 1,940
  • WpPart
    Parts 27
Aşk yok olmak diyor biri. Yar ben yokum yok zaten.
N'olur? // Teoman Akkaya by ongyluv
ongyluv
  • WpView
    Reads 19,886
  • WpVote
    Votes 1,919
  • WpPart
    Parts 20
❝Bir adım atsan bana doğru Görüversen sonra beni Ne hâli varsa yalnızlığın O da bunu görse bari Bir kere olsun n'olur n'olur Göz göze gelsek senle sonra Dursa bir anda tüm yalanlar Unutsak neymiş dünya hâli Esas söylediğim, Bak ben zır deliyim Ya benimsin ya da ölüsün Budur tek söylediğim N'olur n'olur n'olur Bu suç belki af bulur N'olur n'olur n'olur Kendini bana ver Gözden çıkardım yâri Yalnız ölmesem bari N'olur n'olur n'olur Kendini bana ver.❞ 𓆙 ❝Heveslenmek bir hataydı.❞ 29/08/26 #daha17🥇
Siz Mafyasınız Galiba|Texting  by Esmaran8221
Esmaran8221
  • WpView
    Reads 981,223
  • WpVote
    Votes 59,973
  • WpPart
    Parts 45
Bilinmeyen numara: Emanet hazır mı? (14.05) Siz: Kaç santim lazımdı? (14.07) Bilinmeyen numara: 32 santim olması gerek siz beni nerenizle dinliyorsunuz siktiğimin herifleri. Siz: O kadar büyük emaneti nereden bulayım?
ÖTANAZİ OKULU(Kitap Oldu) by Maral_Atmc6
Maral_Atmc6
  • WpView
    Reads 7,991,575
  • WpVote
    Votes 197,127
  • WpPart
    Parts 18
Dilsiz bir kızın kalbi tüm kötülükleri kendisine çekiyordu. Hiçbir kalp bu kadar değerli olmamıştır. Yeşil, Ötanazi Okulu'na sürgün edildiğinde o yıllarda henüz bir çocuktu. Öz babasının onu nasıl bir yere mahkûm ettiğini bile bilmiyordu. Ötanazi Okulu, Amerika Birleşik Devletleri'ne bağlı olan Alaska'da açılmış karanlık bir okuldu. Bildiğiniz tüm o okulları unutun çünkü Ötanazi Okulunda öğretmenler ders vermiyordu. Her biri kendi dalında uzman bilimcilerdi ve oradaki amaçları bir okul dolusu öğrencinin üzerinde deneyler yapmaktı. Öğrenciler ise sıradan öğrenciler değildi çünkü her biri idam cezası almış mahkûmlardı. Okul onları satın alarak kendi deneylerinde kullanan karanlık bir girdaptan farklı değildi. Bir kez içine girince çıkmak mümkün değildi. Yeşil tüm o tehlikeli mahkûmların içinde göğsünde değerli bir kalple yaşamak zorundaydı. Herkes onun kalbini isterken kurtların içine atılmış bir kuzudan farklı değildi. Kalbini isteyenlerden biri de öz babasıydı. Babasının onun kalbi için okula tehlikeli bir suikastçı göndermesiyle, belki de tüm ezberler bozulmaya başlamıştı. Avcı'da her zaman bu kadar acımasız değildi. Özellikle ateşten kızıl saçları olan ve bir katile gülümseyen hasta bir kadını tanıyana kadar. Şimdi karar verme sırası ondaydı. Avını öldürmeli mi, yoksa korumalı mı? Sayfalar üzerinde konuştuğu bu dilsiz kadınla tam olarak ne yapmalıydı? "Kadın kandan korkuyordu, adam ise kan kokuyordu. Şimdi sen söyle; böyle bir durumda kadın özleyebilir mi ölüm kokan bir adamı?" dedim. "Kadın aptaldı adam ise kadına kör. Şimdi sen cevap ver; her şeye, herkese ve özellikle küçük bir kadına kör olan bir adam bekleyebilir mi kadın tarafından özlenmeyi?" diyerek bana cevap verdi.
Deney Günlüğü by UZAKlSlKLAR
UZAKlSlKLAR
  • WpView
    Reads 1,490
  • WpVote
    Votes 111
  • WpPart
    Parts 20
"Her şeyini kaybettiğini düşündüğün anda... Ayağa tekrar nasıl kalkarsın?" Adını kaybettiklerinde başlar her şey. Sadece bir numara, bir denek, bir deneyin sonucu olursun. Sana "güç" verdiklerini söylerler. Ama kimse o gücün önce içini yakacağını söylemez. Rose ve Lukas. Birbirine sırtını dayamış, karanlık bir düzenin içinde boğulmamaya çalışan iki ruh. Ama dostluk dediğin şey... bazen en çok seni kıran bağdır. Rose, güvenmeyi unutan bir yürek. Lukas, ilerledikçe kendine bile yabancılaşan bir zihin. Gözlerindeki ışıltı giderek yerini karanlığa bırakırken, ikisi de hayatta kalmaya çalışıyor. Ama ne pahasına? Güçle gelen yalnızlık, yakınlıkla gelen kıskançlık, sadakatle örtülen bencillik... Bu hikâye, kahramanların değil; parçalanan kişiliklerin, kırık bağların ve iç savaşların hikâyesi. Fantastik bir dünyanın içinde, gerçek duygularla şekillenmiş bir düşüş. Güvendiğin birinin artık o kişi olmadığını fark ettiğinde ne yaparsın? Yüzünü hâlâ tanıyorsundur, ama gözleri başka biri gibidir. Bir isim bu kadar şeyi değiştirebilir mi? Peki sen... Her şeyini kaybettiğini düşündüğün anda... Ayağa tekrar nasıl kalkarsın?
SERÇEYİ ÖLDÜRMEK by bosverdilan
bosverdilan
  • WpView
    Reads 11,064,629
  • WpVote
    Votes 593,402
  • WpPart
    Parts 83
Efsun Zorlu; atandığı Urfa'da mecburi hizmetini yapan tıp fakültesinden yeni mezun, çiçeği burnunda bir hekimdir. Daha mesleğinin ilk günlerinde, henüz on sekizine yeni girmiş bir hastanın intihar vakasıyla karşı karşıya kalır. Hastasının vücuduna bırakılan izler onu adım adım kendi geçmişine götürürken, geleceğini aniden tanımadığı insanların dudakları arasında bulur. Asla geçmemiş geçmiş, verilmiş sözler, kurtarılan hayatlar, doğrultulan namlular, yalanlar, fermanlar ve aşk. Devrim gibi bir kadın, Urfa'nın göbeğinde destan gibi bir sevdanın koynunda bulur kendini. Koca düzene baş kaldırıp o düzenin minnet ettiğine yenilmekse ne aklının ne de kalbinin kabulüdür. *** "Ağlarsam ölürüm." derken sesim düz, çoktan kabullendiğim bu gerçeği ilk defa dile getirişime rağmen sakindi. Çoktan. Saatlere dökülürdü ama bana şehirler aştıracak kadar çok gelen o vakit. Vücudumun ağrısı ruhumun sancısının çok altındaydı. Onun gözleri bende olsa da ben boşluğa odaklanmıştım. Üzerimde olan bakışlarının ağırlaştığını hissettim. Fetih bana çok ağır bakıyordu. Sırtıma yüklenen çuvallar biraz daha bel bükmeme sebep oldu. "Neden," dediğinde ne dediğimi çok iyi anlamış da yersiz bir sorgulayışa bürünmüş gibiydi. "serçe misin sen?" Kaşlarım hafifçe havalandı, başımın ağrısı belirginleşti. Uzun süreden sonra ona bakan ben oldum. Söylediği şeyin altındaki anlamı yakalamaya çalışıyordum ama buna çok uzaktım. Bunu anladı ve dudakları kıvrılacak sandım. Halbuki gülümsemeye çok uzaktık. "Serçeler," yüzünü hafifçe yüzüme yaklaştırdı. "Ağlayınca ölürlermiş. Bu yüzden mi bunca zamandır gözlerinin kuruluğu?" Bu konuşmadan sonra onun serçesi olacağımı, hatta olduğumu bilemezdim. Tıpkı bu topraklarda serçeyi öldürmenin kadını ağlatmak olduğunu bilmediğim gibi.
THALRON: ADANMIŞLAR by asliaarslan
asliaarslan
  • WpView
    Reads 747,670
  • WpVote
    Votes 56,833
  • WpPart
    Parts 25
Seneler... Seneler sonra, dünya, nefes almanın bile zarar verdiği geri dönülemez bir felaketle sarsıldı. Ve hiçbir şey aynı kalmadı. Milyonlarca insan öldü, geriye kalanlar ise hayatta kalmak için dünyalarını yeniden kurmak zorunda kaldı. Burada doğmak ve ölmek yasaktı! Kuzeyin en uç noktası, gecenin aylarca hüküm sürdüğü o yer kuruldu. THALRON! Ve insanlar dört sınıfa ayrıldı... Din İnsanları, Asiller, Tüccarlar ve Köksüzler... Fakat yarattıkları dünya onları daha da büyük bir felakete sürükleyecekti. Çünkü duygular yok edilemezdi: Güç, Savaş, Tutku, Aşk, İhanet, İntikam, Fedakarlık ve Kader... Kaderle savaşmak mümkündü ama kazanmak asla. Çünkü kader çoktan kararını vermişti.
Helal Bro by kamerluna
kamerluna
  • WpView
    Reads 355,323
  • WpVote
    Votes 39,387
  • WpPart
    Parts 24
"Biri kursun önündeki asfalta koca harflerle 'SENİ SEVİREM HAFIZ' yazmış." dedi Vesile Hoca. Sinirli bir şekilde güldü ve bakışlarını bize çevirdi. "Hem de kırmızı harflerle." Hocanın karşında dizilen biz, kendimizi gülememek için zor tutuyorduk. En sonunda o homurdanma sesi birimizden çıkmış ve bütün ciddiyetimizi bozmuştu. Aslında hocamızın karşısında gülemmek için iç organlarımıza doğru kusuyor gibi gözüküyorduk. Vesile Hoca bakışları dik, sessiz bir şekilde bize doğru fısıldadı. "Siz temizleyeceksiniz. Cuma günü çıkıştan önce halletmiş olun. " "Ama Hocam-" "Tabii ailelerinizin kulağına gitmesini istemiyorsanız. " diyerek şirin bir şekilde güldü ve odadan çıktı.
ÜZÜM BUĞUSU by bosverdilan
bosverdilan
  • WpView
    Reads 5,707,491
  • WpVote
    Votes 301,784
  • WpPart
    Parts 48
Sene 1992, ülke sağ ve sol çatışmasının izlerini hâlâ taşıyorken henüz yoluna girmiş bir düzen yoktur. Bu çatışmanın içerisinde aynı evde doğup büyümüş olan Firuze ve Ecevit birbirlerinin tek ve en sevdiği oyun arkadaşıdır. Yetişkinlerin kavgalarının ötesinde, boya kalemleri ve oyunlarıyla büyüyen iki çocuğun doğarken beraber yazılan hikayeleri; bir doğum gününde sert bir silgiyle silinir, hiç var olmamış gibi koparlar birbirlerinden. Silgi yazıyı siler, kağıdı hırpalar ve Ecevit bir ailenin avucunun içinde yok edilir. Suçlar ve cezalar. Cezaları yalnızca suçlular mı çeker? Silgi yazıyı siler, leke bırakır ve Firuze en sevdiği oyun arkadaşını kaybeder. Suçlananlar ve cezalandırılanlar. Suçlular sadece yetişkinlerden mi çıkar? Firuze Akın ellerinde fırçalar, karşısında tablolarla yıllardır oyun arkadaşını beklemektedir. Seneler sonra aynı sayfa açılır, silgi de kalem de tek kişinin eline düşer. Ali Ecevit Tarhan, yazıp silmek için yok edildiği o yere geri döner. *** "Firuze sen benim çocukluğumsun," Gözleri derin bir şefkatle bana bakıyordu. Konuşan Ecevit'ti. Onu evvelden tanıyordum. Gözlerindeki şefkat avucunun içine düştü, un ufak edildi. "Firuze sen benim çocukluğumun katilisin," dedi acıyla, nefesini keskin bir bıçak kesti, o bıçağı ben tuttum sandım. Konuşan Ali Ecevit Tarhan'dı. Onu yeni tanıyordum.
SON KAPI | KUĞU KIYIM by cerennmelek
cerennmelek
  • WpView
    Reads 1,547,002
  • WpVote
    Votes 80,210
  • WpPart
    Parts 30
Yapay zekâ... Ucu bucağı olmayan, her saniye gelişmeye devam eden mükemmel bir sistemdi ta ki insanlarla tanışıncaya kadar... Peki ya bu sistem bir gün başkaldırırsa ve onu oluşturanlar bile ona mâni olamazsa...