atbas64_Amara's Reading List
5 stories
LALE DEVRİ (+18) by yagmurunhikayeleri
yagmurunhikayeleri
  • WpView
    Reads 249,214
  • WpVote
    Votes 10,613
  • WpPart
    Parts 29
Bazı kadınlar kendi kaderlerini karartıp kardeşlerinin yolunu aydınlatırlar. Bir gece... Genç bir çocuk kayboldu. Bir kadın sustu. Bir devir başladı. O, kardeşi için yanmaya hazırken, bir başkasının tutkularında kül olacak. O, masum kalmaya çabalarken, elleri kana bulanacak. Ve o, tam düşerken... en çok sevdiği tutacak onu, ama tutan el, en büyük yalanı olacak. Bu hikâyede sevgi yıkar, aşk yakar. Ve hiçbir yara göründüğü yerde açılmaz. Bu, bir kadının kendi devrini başlatma hikayesi.
ŞEHİT GÜLŞAH GÜLER  by GulsahSultan16
GulsahSultan16
  • WpView
    Reads 5,237
  • WpVote
    Votes 527
  • WpPart
    Parts 13
Bir öykü var,bir kahramanlık öyküsü.Binlerce yiğide öncülük yapan bir kadın var.Her şey VATAN için diyerek göğsünü,şanlı ünifromasını siper eden birisi var. Gülşah Komiser tüm saflığı ile katılmıştı bu teşkilata,O'na kıydılar. O'na kıyanlar unutmasın ki bizde Gülşah'ın cesareti,yiğitliği ve asla solmayacak olan gülüşü var. Budur tesellimiz,budur bizi ayakta tutan.Gülşah Güler 15 Temmuz darbesinde yuvası olan Özel Harekat Dairesi Başkanlığında kahpece ŞEHİT edildi.O bir Özel Harekatçıya yakışır şekilde erdi Şehadete,olduğun yerin güzelliğini biliyoruz Gülşah Sultan. Ve senin kahramanlık destanını her dinleyişimizde aklımıza şu dizeleri getiriyoruz. "Saflarımız seyrelse de yine ileri! Düşenlerin kanlarından doğar bir şafak. Haydi sarssın yeri,göğü cenk türküleri. Kanımızla yarın burda güller açacak!"🇹🇷🦅
BERDEL by TugbaKpplnn
TugbaKpplnn
  • WpView
    Reads 8,594,892
  • WpVote
    Votes 418,962
  • WpPart
    Parts 47
Berdel sonucu yatalak bir Ağanın eşi olacaktım... Ama nedenlerde boğulacağım bir sır dünyasına gireceğimi nerden bilebilirdim ki? Hadi hayat serüvenime sende katıl :)
Şeker Kız Bilge | Texting by Tardela
Tardela
  • WpView
    Reads 24,276
  • WpVote
    Votes 1,842
  • WpPart
    Parts 22
Bilge/ Yaa sen çok şeker bir şeysin var ya Bilge/ Sadece söylemek istedim Yakışıklı Beyim/ Öyle mi Bilge/ Sınıfa girdiğinde bana bakmasan da olsun. Öyle tabii Yakışıklı Beyim/ Bu beni mutlu etti güzelim Güzelim? Bilge/ Güzelim miii Yakışıklı Beyim/ Fotoğraf atsana. Konuştuğum bu tatlı bayanın yüzünü görmek beni mutlu eder Niye böyle ağır abi havaları takınıyor? Oysaki çok şekerdin sen. Bilge/ Ama sen daha beni tahmin etmedin. Hemen olmaz. Yakışıklı Beyim/ Ne önemi var? Kız değil misin? Neee! Bilge/ Neee Bilge/ İnanmıyorum Eren. Ben seni böyle bilmezdim. Moralim bozuldu şu an Yakışıklı Beyim/ Eren de olurum güzelim. Fark etmez Gözlerimi kırpıştırıp tekrar tekrar baktım mesaja. Bi dakika Bilge/ Foto atsana. Yakışıklı Beyim/ Sonra sen atacaksın ama. Söz mü Bilge/ Hadi at Yakışıklı Beyim/ Fotoğraf📷 Gördüğüm kişiyle gözlerim yuvalarından çıkacakmış gibi oldu. Nerden baksan 50'ye merdiven dayamış bir adam. Aman Allahım! Ben ne yaptım böyle! Bu kişiyi engellediniz
LAVİN by kayiphis
kayiphis
  • WpView
    Reads 147,656
  • WpVote
    Votes 851
  • WpPart
    Parts 4
Lavin, 'babana bile güvenme' sözünü kulağına değil kalbinde sessizce çırpınan bir sızı gibi taşıyordu. Her atışında biraz daha derine işleyen, sustukça büyüyen, görünmeyen ama hep orada olan bir ağırlıktı bu... Çocukluğu, güvenin kırık aynasından süzülüp gelen keskin yansımalarla doluydu; neye elini uzatsa kesiliyor, kime sırtını yaslasa parçalanıyordu. Her anı, cam kırıklarının üzerinde yürüyormuşçasına ince bir acıyla örülmüştü. İnsanlara tutunmayı hiç öğrenememişti; ellerini uzattığında karşılaştığı hep soğukluk, hep boşluktu. Kalabalıklar içinde bile yapayalnız kalmanın ne demek olduğunu erken yaşta öğrenmişti. Tek sığınağı, annesinin sarılışında bulduğu o sessiz ve sıcak sevgiydi - fırtınanın ortasında soluk bir liman gibi... Onun kucağı, dünyanın tüm gürültüsünü susturabilen tek yerdi. Annesinin ölümüyle birlikte, Lavin'in içindeki son ışık da sönmüştü. Onu hayata bağlayan, karanlıkta yolunu bulmasını sağlayan tek parıltı yok olmuştu. Geriye sadece bir gölge kaldı-nefes alan, yürüyen ama yaşamayan bir gölge. Ta ki bir gün, griye boyanmış bir şehrin, unutulmuş bir kaldırım kenarında otururken... Bir yabancı, sessizce yanına yaklaştı. Hiçbir söz söylemeden, yalnızca elini uzattı ona. O an, Lavin'in donuk gözlerinde bir şey kıpırdadı-yıllardır kımıldamayan, kıpırdamaya cesaret edemeyen bir şey. O el, geçmişin tüm yükünü silip atmadı belki ama çok daha derin bir geleceğin ilk taşını döşedi. Lavin, ilk kez bir elin sadece uzatılmak için, sadece tutulsun diye var olduğunu fark etti. Ve belki de o anda, içindeki bütün duvarların çatladığını hissetti, birinin onu görmeye çalıştığını ilk kez o zaman anladı. Bazen insan, en çok unuttuğu yerde yeniden kendine rastlar...