Ghaz4l
- Reads 440
- Votes 101
- Parts 18
Fantastik kitap çok var, biliyorum.
Krallık, güç, savaş... Hepsini okuduk. Ama bazen bir hikâye olur, diğerlerinden ayrılır. Çünkü mesele sadece büyü ya da taht kavgası olmaz. Mesele, insanların içindeki çatışmadır.
Bu kitap tam olarak o noktadan yakalıyor.
Karakterler "mükemmel" değil. Hata yapıyorlar. Öfkeleniyorlar. Yanlış karar veriyorlar. Ve o kararların bedeli gerçekten ağır oluyor. Okurken "Ben olsam ne yapardım?" diye düşünüyorsun. Bu da seni ister istemez hikâyenin içine çekiyor.
Aksiyon var ama boş değil.
Güç var ama süs değil.
Duygu var ama abartı değil.
Ve en güzeli şu: Hikâye seni aptal yerine koymuyor. Her şeyi açık açık anlatmıyor. Yavaş yavaş çözüyorsun. Fantastik bir evrende dedektif oluyorsun. Bağ kurdukça derinleşiyor. Fark etmeden karakterlerin tarafını tutmaya başlıyorsun.
Bir noktadan sonra merak ettiğin şey, savaşı kimin kazanacağı olmuyor.
Kimin değişeceği oluyor.
Eğer gerçekten sağlam bir fantastik arıyorsan, sıradan olmayan bir şey okumak istiyorsan, şans vermek isteyeceğin türden bir hikâye bu.
Gerisi sende.
"Her güç bir bedel ister. Bu sefer bedel sensin."