.
71 stories
LÂDEN by scaroftheocean
scaroftheocean
  • WpView
    Reads 1,060,795
  • WpVote
    Votes 66,333
  • WpPart
    Parts 42
"Cennetten kovulan her melek, şeytandan medet umar." Adı Lâin Safderun, attığı her adımda hem korku hem de savaş var. Annesinin onu küçük yaşta terk etmesinin ardından alkolik ve kumarbaz babasıyla küçük evinde hayatını idame ettirmeye çalışan biriydi. Bir sabah aldığı telefonla, gittiği kumarhanede babasının artık yalnızca kartlarla değil; kurşunlarla kumar oynadığına şahit oldu ve babasının borcunu kendi boynuna bir idam ipi gibi geçirdi. Karanlığın içine şarampole yuvarlanan bir araba gibi hazırlıksız, yaralar ve eziklerle girdi. Tan Rayiha'ya kendi ruhundaki tedavi edilemeyecek eziklerle âşık oldu, onun bu karanlığın sahibi olduğunu, borçlu olduğu kişi olduğunu bilerek yaptı bunu. Karanlıkta onun geçmişine dair parçaları ararken, bulduğu parçaların kendi hayatına ait olduğunu fark edemedi. Karanlıkların üzerine güneş doğunca, kıyamet kopunca, gerçek şeytanları gördü. "Sana güvenmiştim," derken, sesim kırgındı. Sadece kırgındım ona. "Asıl şeytan senmişsin." 2018.
GÜLPEMBE by scaroftheocean
scaroftheocean
  • WpView
    Reads 81,153
  • WpVote
    Votes 8,126
  • WpPart
    Parts 18
Ağabeyi onu masallardaki bir prensese benzettiği için lakabını bir isim gibi üzerinde taşıyan Güzel, abisi ile birlikte küçük bir lojman dairesinde yaşayan, üniversite son sınıf öğrencisidir. Ağabeyi Harun, işi yüzünden sık sık göreve gider ve son gidişinin ardından, geri dönemez. Ölümü Güzel'in hayatına ve ruhuna bir yıldırım gibi düşer. Harun son nefesini vermeden onu en yakın arkadaşına, Cesur Yakut'a emanet eder. Ağabeyinin emaneti, lojmanda bir sivil olarak tek başına kalamayacak olması ve hayatı ile ilgili aldığı tehdit mektupları, Güzel'in kendini aniden abisinin en yakın arkadaşı ile anlaşmalı bir evliliğin içinde bulmasına sebep olur. Güzel, ismi ile değil, duygusuzluğu ve hislerinin yoksunluğu ile lanetlendiği için Çirkin olan bir adamın, camdan çiçek bahçesinin içine hapsolur. Sonra o cam kubbenin içine, adamın lanetinin üzerine, hislerini bir gül fideleri gibi ekmeye başlar. Fidelerin çiçek açacağından umutludur. Ancak ne derler bilirsiniz, Çiçek açsa da her gül, solmaya mahkûmdur. "Bileklerime kadar dikenlerle yaratmış beni Tanrı," dedi, sesinin iğne deliği kadar küçük bir boşluğundan bile bir his alamıyor, göremiyordum. "Güller için elimi tutsan bile, yara içinde kalacaksın Güzel." Dudaklarını ıslattı. "İşte bu yüzden, işte bunun için." ❧ Kurgunun temeli 2015 yılına dayanmaktadır.
KÜLDEN ADAM by iremtopan
iremtopan
  • WpView
    Reads 222,036
  • WpVote
    Votes 13,166
  • WpPart
    Parts 27
Sezen Aslanoğlu'nun zarif boynu canından çok sevdiği abisi ailesinin saadeti için husumetli ailenin oğluyla evlenmesi gerektiğini söylediğinde ilk kez eğilmişti. Ailesi için üzerine düşen sorumluluğu kabullenmişti ta ki evlenmek zorunda olduğu adamın onu mahveden eski sevgilisi olduğunu öğrenene kadar. Ne yapacağına dair hiçbir fikri olmasa da ne yapmayacağını adı kadar iyi biliyordu. O adamla evlenmeyecekti. Sezen bu evlilikten kendi iradesiyle kurtulamayacağını ve tek çıkar yolunun kendi kontrolü altında yapacağı bir anlaşmalı evlilik olduğunu fark ettiğinde, kartlar yeniden dağıtıldı. Aradığını buldu. Abilerinden borç alıp sırra kadem basan ve aylarca bulunamayan adamı. Kenan'ı. 🖇️ "İndir o silahı abi." Abim beni dinlemeden Kenan'a kilitlenmişken sesimi yükselttim. "Abi indir dedim!" Metin abim kaşlarını çatıp öfkeyle konuştu. "Sana ne oluyor Sezen, geç içeri." Aldırmadım, ona bakmadım bile. "O silahı beline sok ve namluyu indir Oktay, sevgilimi öldürmeyeceksin." "Ne?!" "Ne?!" Omuzlarımı silktim. "Sizi ben tanıştırmak istiyordum fakat siz elinizi çabuk tutmuşsunuz." Abilerimin bakışları üzerime dönmüşken gelen o şaşkın "Ne?!" sesiyle birlikte sinirle gözlerimi yumdum ve üçümüz de ona baktık. O ise bana bakıyordu. Tebessüm ettim. "Sorun değil aşkım," Dedim ölmemesi için beni anlayıp ayak uydurmasını umarak. Hayatlarımızı kurtarmaya çalışıyordum fakat yardımcı olmuyordu. "Bugünün geleceğini biliyorduk artık numara yapmana gerek yok. Buraya kadarmış." Abilerimin şaşkın bakışları karşısında gerçekten zevkle sırıttım, bu kez şaşırtma sırası bendeydi. Son kozumu oynuyordum ve bu kez, elim her zamankinden güçlüydü. Kenan'ı bulmuştum. "Şimdi sevgilimi mezarından çıkarın. Konuşmamız gereken şeyler var."
BÜLBÜL by papatyakorusu
papatyakorusu
  • WpView
    Reads 213,994
  • WpVote
    Votes 17,464
  • WpPart
    Parts 26
*avareyim,asudeyim,yorgunum bilmiyorum,neden sana vurgunum? -bir mahalle hikâyesi- 18/05/2023 " Dökme yüzünü." dedi. Yüzüne vuran kızıl ateşlere bakarken gözlerinde kararlı bir ifade vardı. Kurşuni bulutlar, karşıdaki binaların silüetlerin üzerine yığılmışlardı ve akşamın alacasına güneşin son kızıllıkları karışıyordu. Hafif bir rüzgâr çıkmıştı. Sesi, bulanıklıktan uzak, net ve kendinden emindi. Hiç tereddütleri olmamıştı zaten. Şimdi oturduğumuz bu tenhalıkta, gözleri yerdeki ateşin kızıllığındayken düşen yüzümü, incinen kalbimi nasıl fark etmiş, nasıl sezmişti bilemiyordum. Beni şaşırtmaya devam ediyordu. Kemikli yüzündeki kararlı ifadeye baktım. Gözleri ateşten uzaklaşıp bana döndüğünde yanağında şimdi sakalların gizlediği yara izini ve sebebini düşünüyordum. Yaralar her zaman görünür değildi, olamazdı ama sanki onun yaraları gördüğümden daha derinlerde bir yerlerde gibi geliyordu bana. Gözleri, uysal bir kuştan uzak, gelip gözlerime ilişti. Bakışları karanlık bir orman gibiydi ama tekinsiz değildi. Alaz alaz bir ifade vardı. Hummalı, sert ve kendinden emindi. Kaşlarının arasındaki çukurlar inen akşamla karanlık çizgilere dönmüştü. Garip bir şekilde yanında kendimi hiç olmadığı ölçüde güvende hissettiğimi fark ediyordum. Bana bakarken gözünü bile kırpmıyor, bakışlarındaki bir şey beni gözlerimi kaçırmaya hatta buradan çıkıp ardıma bile bakmadan kaçmaya zorluyordu. Ama direniyordum. Ne gözlerimi mızrak gibi saplanan bakışlarından çekebiliyordum ne de koşup uzaklaşmaya derman bulabiliyordum. " Dökmedim." dedim inkar ederek, az önceki sözünü esasında kendime hatırlatmak için. Elindeki uzun çubukla ateşi karıştırırken tüylerimi diken diken eden ifadesini de çekip almıştı üzerimden. " Döktün. Ama sen yine de dökme yüzünü. O yüz, dökülecek yüzlerden değil."
PARADOKS by monsoleil016
monsoleil016
  • WpView
    Reads 94,507
  • WpVote
    Votes 7,656
  • WpPart
    Parts 56
İzge, tutkusu kadar zekasıyla da öne çıkan genç bir gazeteciydi. Bir haberin peşindeydi. Fakat bir gece, mesafeli ama dikkat çekici bir yabancıyla yolları kesişti. Ve o tek gecenin sabahında, kendini Malta'daki Türk Büyükelçiliği'nde; bir daha hiç karşılaşmayacağını düşündüğü o yabancının karşısında buldu. İzge için artık geri dönüş yoktu. Her cevapsız soru onu daha da derine çekiyor, her temas bu adama onu biraz daha bağlıyordu. PARADOKS, tutku, tehlike ve iç içe geçmiş sırlarla örülü bir aşk hikayesi. 🪞 • Dark Romance • Zorunlu Yakınlık • Örgüt/Çete • Yetişkin İçerik
Lâle Devrimi by loyaluscinia
loyaluscinia
  • WpView
    Reads 7,206
  • WpVote
    Votes 985
  • WpPart
    Parts 9
Lâle Gürkanlı, başarılı bir inşaat mühendisi ve vârisi olduğu şirkette hırslı bir yöneticidir. Hayatının tüm gündemi işinden ibaretken kardeşine özel ders veren matematik öğretmeni dikkatini biraz dağıtır. Gündüz bir kursta öğretmenlik, akşam da inşaatlarda işçilik yaparak ailesine destek olmaya çalışan Sinan Devrimoğlu, özel ders vermeye gittiği evde bir devrim yaşayacağından habersizdir. Zira meraklı bir sarı lâle, gönül penceresinden içeri sızmakta kararlıdır. Tüm hakları saklıdır.
BEYAZ GÜLLER by beauxlivress
beauxlivress
  • WpView
    Reads 140,859
  • WpVote
    Votes 10,233
  • WpPart
    Parts 49
"Birbirimize bi'kaç aşk kadar geç kalmış olmasaydık..." 🥀🤍 Yetişkin okurlar içindir.
Leyla ile Karabağırlı by alraganinsahibesi
alraganinsahibesi
  • WpView
    Reads 1,316,529
  • WpVote
    Votes 82,032
  • WpPart
    Parts 53
Seha Bey bir ayağını öne atıp ona dengesini vererek şöyle bir durdu. Leyla'yı kısacık üstün körü süzdü. Rahatsız eden bir bakış değildi ama olmasa da olurdu yani. Leyla neler oluyor diye düşünüyordu. "Küçüksün." dedi adam, burnunu çekti. "Gözüm de tutmadı pek seni. Biraz büyü. Bakalım hale yola gelecek misin..." Leyla'nın gülümsemesi soldukça soluyordu. Gözü tutmamıştı madem gelin odasına ne diye sokmuştu bu herif onu? Hale yola gelmek ne demekti? Ah bir eski Leyla olabilseydi ona hali de yolu da gösterirdi ama kaç gündür yaşadıkları onu bitap düşürdüğünden karşılık vermek için laf gelmiyordu aklına. "Eğer aynı yastığa baş koyasım gelirse, haberin olur. Sana söylerim." dedi adam. Leyla'nın gülüşü tamamen düştü bu sefer. Ne ince düşünceli adam! Ya habersiz gelse ne olurdu?! "Ama ben bunu yapmazsam eğer, sen aşkımdan ölsen bile bana gelmeyeceksin." ••• -Yaş farkı içerir- ~hikâyemiz 1989 yılında başlamaktadır~
ZEMHERİ by senayyls
senayyls
  • WpView
    Reads 768,182
  • WpVote
    Votes 29,607
  • WpPart
    Parts 36
"Söylesene Güllü?" dedi tekrarlayarak. "Gönlünde büyük adam olabilmeyi başarabildim mi?" "Beni, senden gizleyen herkesi karşına aldığın günden beri..." Kurumuş dudaklarımı ıslatmama fırsat bile vermeden dudaklarıma kapanıp cayır cayır yanmama sebep oldu. ... Mirza Devran Polat ve Gülfem Asel Karaca çocukluk arkadaşı, aynı zamanda zamanda karşılıklı dairelerde oturan aile dostlarıdır. Günlerden bir gün Mirzalar, babasının polis oluşundan dolayı Ankara'ya taşınmak durumunda kalırlar. Bu taşınmanın üzerinden yıllar geçer ve artık Gülfem ile Mirza büyümüşlerdir. Mirza, babası gibi polis olurken Gülfem Ankara'da yani, çocukluk arkadaşı olan Mirza'nın yaşadığı şehirde Hukuk Fakültesi kazanmıştır. Gülfem okulu için Ankara'ya gittiğinde aile büyüklerinin ısrarları üzerine, Mirza ve ailesi ile birlikte aynı evde yaşamaya başlar. Yıllar önce ayrılmak zorunda kalan Gülfem ve Mirza, yıllar sonra yolları kesiştiğinde tekrar bir arada olabilmeyi başarabilecekler miydi? 170623 . . .
Panorama by gunesegiderkn
gunesegiderkn
  • WpView
    Reads 83,216
  • WpVote
    Votes 6,692
  • WpPart
    Parts 20
Nilüfer Sipahi kendini bildiği andan itibaren dans ve müzik notalarıyla büyüyen bir kadındır. Hayatı bir zamanlar dans adımlarıyla şekillenirken, beklenmedik bir sağlık sorunu onu sahnelerden uzaklaştırır. Yıllardır yönünü bulmaya çalışan Nilüfer, bir umutla Panorama gazetesinin staj programına başvurur ve şaşırtıcı bir şekilde kabul edilir. Ancak küçük bir detayı gözden kaçırır: Baş editörün asistanı olacaktır. Ve o baş editör... Alperen Ataman. Disiplinli, mesafeli ve kuralcı. Üstelik Nilüfer'le hiç hoş olmayan, tesadüfi bir tanışıklıkları var. Birbirlerinden hoşlanmayan bu ikili, istemeye istemeye aynı ofisi paylaşmak zorunda kalınca, kelimelerle örülü bir savaşa girerler. Ama kelimeler bazen sadece savunma kalkanı değil, kalplere giden yolun da anahtarıdır.