Şüphesiz okunurlar
19 stories
HASRET DARAĞACI by wastedbrother
wastedbrother
  • WpView
    Reads 6,406
  • WpVote
    Votes 986
  • WpPart
    Parts 25
꧂ Sene 1940. Soylu bir Paşazâde olan Sâhir, yeni tanıştığı ve hayatına sızan yabancının kanına işlediğinin farkına çok geç varacak. Mal, mülk, soy, gurur, âr, bunların hepsi artık palavradan ibaret. Yanmak ve kül olmak, bariz bir gerçek. Kimi yanan kül yalan bir sevda, kimi bir kalbin bütün ağırlığından daha ürkek. *Eşcinsel bir kurgudur.
GÜLBEŞEKER by ilahipetekya
ilahipetekya
  • WpView
    Reads 707,390
  • WpVote
    Votes 36,496
  • WpPart
    Parts 56
İnsanın en masum olduğu dönemi çocuk olduğu zamanlardır, öyle değil mi? Doğru. Fakat eksik. İnsanın en acımasız olduğu dönem de çocuk olduğu zamanlardır. Kimi çocuk sevgiyle arkadaş edinir, oyunlar kurardı. Kimisi ise tek bir korku salmasıyla etrafına toplardı kendi tebaasını. Ben ve benim gibi çocukların sevgi cumhuriyetine karşı, zorbaların korku imparatorluğuydu aslında durum kısaca. Diyelim ki bir zamanlar çocuktuk. Biz de, onlar da. Lisede de mi çocuktuk? Türlü türlü oyunlar kurarken de mi çocuktuk? İnsanların hayatlarında unutamayacağı anılar bırakırken, hafızalarından kazıyarak silmek istemelerine rağmen bunu başaramıyor oluşlarının sorumlusu olurken de mi çocuktuk? Tuvalete kilitlerken, okulun önünde alay konusu ederken, yapmadıkları şeylerle suçlarken ve hatta manipüle ederek kendilerinden bile şüphe etmelerini sağlarken de mi çocuktuk? Değildik. Ne biz ne de onlar. Bunu inkar edecek insanın vicdanı sorgulanmazdı zaten.
Safir(+18) by farketmez4549
farketmez4549
  • WpView
    Reads 4,917,858
  • WpVote
    Votes 194,591
  • WpPart
    Parts 36
• +18 fazla içerik vardır. • Nefeslerim erkekliğine düşerken herhangi bir harekette bulunmayıp, sadece dudaklarımı hafifçe değdirdim. Gri eşofmanından belirginleşen büyük organı, dudaklarımla daha fazla büyürken buna tanık ve aynı zamanda sebep olmak çok garipti. İnledi ve kafasını yatağa daha da gömdü. Dudağımı bir sıra halinde gezdirirken yanaklarım adeta alev almıştı. Dişimi hafifçe hassas erkekliğine sürtünce kısık bir küfür edip kafasını kaldırdı ve kolumdan tutup beni yatakta sırt üstü yatırdı. Nefes nefese hali beni baştan çıkarırken dudaklarını dudaklarıma bastırdı. × +Safir Gümüş +Anthony Roosevelt
her sokak başı by simaayss
simaayss
  • WpView
    Reads 500,695
  • WpVote
    Votes 44,695
  • WpPart
    Parts 53
Eşcinsel bir kurgudur. İki erkeğin ilişkisini konu almaktadır.
AYNADAKİ SARKAÇ (+18) by sahrasaf
sahrasaf
  • WpView
    Reads 19,132
  • WpVote
    Votes 1,404
  • WpPart
    Parts 26
Her şeyi unutan bir adamdan neyi hatırlamasını isterdiniz? Ya da... neyi sonsuza kadar unutmasını? ...... "Peki beni ne zaman affedeceksin?" Güldüm. Elini bana doğru uzattı. Tereddütlüydü. Parmaklarının boğumları kabuk bağlamış yaralarla doluydu. Bazıları eskiydi, beyaza dönmüştü. Bazıları hâlâ belirgindi. "Zihnimde düz bir çizgi çizebildiğim gün," dedim, "seni affedeceğim." Bir an durdu. Sonra gözleri... umutla ışıldadı. Sanki gerçekten mümkünmüş gibi. Sanki beklerse olacakmış gibi. O an anladım. İnsan, affedilme ihtimali uğruna en imkânsız şeye bile tutunabilir. Ama o gün hiç gelmeyecek. Çünkü insan zihni, gözlerini kapattığında bile asla düz bir çizgi çizemezdi. Ve bunu, elbet o da öğrenecekti; zaman geçtikçe ve affedilmedikçe... Instagram adresi: Sahrasaf_hikâyeler
ALTINDAĞ MAHALLESİ by cokkonusanpapatya
cokkonusanpapatya
  • WpView
    Reads 6,977,962
  • WpVote
    Votes 260,153
  • WpPart
    Parts 41
Yavuz abi, topuzumdan firar eden saçımı okşayarak kulağımın arkasına ittirdi. Ilk defa bu kadar yakındık ve ilk defa saçlarıma dokunmuştu. Bu hareketi yutkunmamı sağladığında merhem sürmeyi bitirdiğim elini bırakıp kullandığımız eşyaları tekrar kutuya koymaya başladım. "Sinan'ı gerçekten seviyor musun?" Yavuz abinin sorduğu sorudan sonra hareketlerim dondu. Afalladım. Aptalın tekiydim! Hani ben bu adama yaklaşmayacaktım. Anlamıştı işte! Ne diyecektim şimdi ben? "Yavuz abi-" "Merak etme kimseye söylemem!" Dediğinde sesi o kadar sinirli çıkmıştı ki bir anlık gafletle yüzüne bakmıştım. Aramızdaki yakınlık beni daha çok germeye başladı, bakışlarındaki donukluk üşümem için yeterliydi. Siyah sakallarının altındaki çenesi daha çok gerilmeye başladığında ela gözlerini gözlerimden çekti.
BİR YILDIZ MASALI by hobitsu
hobitsu
  • WpView
    Reads 1,648,592
  • WpVote
    Votes 70,165
  • WpPart
    Parts 58
Aşkta ve savaşta her şeyin mübah olduğunu söyler herkes. Oysa gerçek hayatta bunun bir karşılığı yoktu Işık'a göre. Savaşta belki ama aşkta hayır. Aşk, masum duyguları barındırmalıydı içinde onların yaşantısına göre. Aşk çirkinlik kaldırmazdı, aşkını kullanarak kötülük yapamazdın. Küçücük bir yıldızın masalıydı bu; acısıyla, tatlısıyla. Ama en çok aşkıyla...
ASİL YAKUT by zaynahara
zaynahara
  • WpView
    Reads 4,222,469
  • WpVote
    Votes 206,541
  • WpPart
    Parts 47
"Bu dudakları tatmayı bırakırsam eğer,"dedi, gözleri dudaklarımdayken. "Bu kokuyu solumazsam,bu tene,"derken parmak uçlarını kadınlığımda hissettim. "Dokunmazsam eğer,buna sebep olan her şeye düşman olurum, güzel karım,"diye devam etti. "Seni, benden koparmaya kim kalkışırsa mahrum kaldığım yerden onu mahrum ederim,onun da nefesini keserim." O, sağanak bir yağmur. Ben ise ona savunmasız bir Diphylleia. Belki de beni görmesi için yağması gerekir. Nefretin büyüttüğü iki bedene vuran kasırga, duyguları bertaraf ettiğinde nefretten peyda olan güçlü duygu aklı köle;duyguları hükümdar yapar. Nefret güçlü bir duygu. Tutku,nefreti öldürebilecek daha güçlü bir silah. Yıldızlar, bir bir parladığında nefret ve tutku birlikte oldu. O gece birbirlerine çıkan yolun temeli atıldı. Birbirlerine karıştılar. Kızıl saçlı bir kadının ve kömür karası gözlü bir adamın tenine işleyen mühür, duygularının damgalarıydı. ℤ𝔸𝕐ℕ𝔸ℍ𝔸ℝ𝔸'𝔻𝔸ℕ CEVHER SERİSİNİN İLK KİTABIDIR. (Kitabın ismi şahsıma aittir. Herhangi bir kitapta kullanılmasına müsadem yoktur. )
AĞLA SEVDAM  by goncabeyza
goncabeyza
  • WpView
    Reads 10,593,850
  • WpVote
    Votes 476,019
  • WpPart
    Parts 121
Kapak Tasarımı: DogaKock
SERÇEYİ ÖLDÜRMEK by bosverdilan
bosverdilan
  • WpView
    Reads 10,574,770
  • WpVote
    Votes 578,389
  • WpPart
    Parts 83
Efsun Zorlu; atandığı Urfa'da mecburi hizmetini yapan tıp fakültesinden yeni mezun, çiçeği burnunda bir hekimdir. Daha mesleğinin ilk günlerinde, henüz on sekizine yeni girmiş bir hastanın intihar vakasıyla karşı karşıya kalır. Hastasının vücuduna bırakılan izler onu adım adım kendi geçmişine götürürken, geleceğini aniden tanımadığı insanların dudakları arasında bulur. Asla geçmemiş geçmiş, verilmiş sözler, kurtarılan hayatlar, doğrultulan namlular, yalanlar, fermanlar ve aşk. Devrim gibi bir kadın, Urfa'nın göbeğinde destan gibi bir sevdanın koynunda bulur kendini. Koca düzene baş kaldırıp o düzenin minnet ettiğine yenilmekse ne aklının ne de kalbinin kabulüdür. *** "Ağlarsam ölürüm." derken sesim düz, çoktan kabullendiğim bu gerçeği ilk defa dile getirişime rağmen sakindi. Çoktan. Saatlere dökülürdü ama bana şehirler aştıracak kadar çok gelen o vakit. Vücudumun ağrısı ruhumun sancısının çok altındaydı. Onun gözleri bende olsa da ben boşluğa odaklanmıştım. Üzerimde olan bakışlarının ağırlaştığını hissettim. Fetih bana çok ağır bakıyordu. Sırtıma yüklenen çuvallar biraz daha bel bükmeme sebep oldu. "Neden," dediğinde ne dediğimi çok iyi anlamış da yersiz bir sorgulayışa bürünmüş gibiydi. "serçe misin sen?" Kaşlarım hafifçe havalandı, başımın ağrısı belirginleşti. Uzun süreden sonra ona bakan ben oldum. Söylediği şeyin altındaki anlamı yakalamaya çalışıyordum ama buna çok uzaktım. Bunu anladı ve dudakları kıvrılacak sandım. Halbuki gülümsemeye çok uzaktık. "Serçeler," yüzünü hafifçe yüzüme yaklaştırdı. "Ağlayınca ölürlermiş. Bu yüzden mi bunca zamandır gözlerinin kuruluğu?" Bu konuşmadan sonra onun serçesi olacağımı, hatta olduğumu bilemezdim. Tıpkı bu topraklarda serçeyi öldürmenin kadını ağlatmak olduğunu bilmediğim gibi.