Şüphesiz okunurlar
17 historias
HASRET DARAĞACI por wastedbrother
wastedbrother
  • WpView
    LECTURAS 11,753
  • WpVote
    Votos 1,465
  • WpPart
    Partes 26
꧂ Sene 1940. Soylu bir Paşazâde olan Sâhir, yeni tanıştığı ve hayatına sızan yabancının kanına işlediğinin farkına çok geç varacak. Mal, mülk, soy, gurur, âr, bunların hepsi artık palavradan ibaret. Yanmak ve kül olmak, bariz bir gerçek. Kimi yanan kül yalan bir sevda, kimi bir kalbin bütün ağırlığından daha ürkek. *Eşcinsel bir kurgudur.
+11 más
Safir(+18) por farketmez4549
farketmez4549
  • WpView
    LECTURAS 4,960,503
  • WpVote
    Votos 195,389
  • WpPart
    Partes 36
• +18 fazla içerik vardır. • Nefeslerim erkekliğine düşerken herhangi bir harekette bulunmayıp, sadece dudaklarımı hafifçe değdirdim. Gri eşofmanından belirginleşen büyük organı, dudaklarımla daha fazla büyürken buna tanık ve aynı zamanda sebep olmak çok garipti. İnledi ve kafasını yatağa daha da gömdü. Dudağımı bir sıra halinde gezdirirken yanaklarım adeta alev almıştı. Dişimi hafifçe hassas erkekliğine sürtünce kısık bir küfür edip kafasını kaldırdı ve kolumdan tutup beni yatakta sırt üstü yatırdı. Nefes nefese hali beni baştan çıkarırken dudaklarını dudaklarıma bastırdı. × +Safir Gümüş +Anthony Roosevelt
her sokak başı por simaayss
simaayss
  • WpView
    LECTURAS 559,212
  • WpVote
    Votos 47,796
  • WpPart
    Partes 54
Eşcinsel bir kurgudur. İki erkeğin ilişkisini konu almaktadır.
AYNADAKİ SARKAÇ (+18) por sahrasaf
sahrasaf
  • WpView
    LECTURAS 21,205
  • WpVote
    Votos 1,763
  • WpPart
    Partes 36
Her şeyi unutan bir adamdan neyi hatırlamasını isterdiniz? Ya da... neyi sonsuza kadar unutmasını? ...... "Peki beni ne zaman affedeceksin?" Güldüm. Elini bana doğru uzattı. Tereddütlüydü. Parmaklarının boğumları kabuk bağlamış yaralarla doluydu. Bazıları eskiydi, beyaza dönmüştü. Bazıları hâlâ belirgindi. "Zihnimde düz bir çizgi çizebildiğim gün," dedim, "seni affedeceğim." Bir an durdu. Sonra gözleri... umutla ışıldadı. Sanki gerçekten mümkünmüş gibi. Sanki beklerse olacakmış gibi. O an anladım. İnsan, affedilme ihtimali uğruna en imkânsız şeye bile tutunabilir. Ama o gün hiç gelmeyecek. Çünkü insan zihni, gözlerini kapattığında bile asla düz bir çizgi çizemezdi. Ve bunu, elbet o da öğrenecekti; zaman geçtikçe ve affedilmedikçe... Instagram adresi: Sahrasaf_hikâyeler
BİR YILDIZ MASALI por hobitsu
hobitsu
  • WpView
    LECTURAS 1,681,158
  • WpVote
    Votos 70,880
  • WpPart
    Partes 58
Aşkta ve savaşta her şeyin mübah olduğunu söyler herkes. Oysa gerçek hayatta bunun bir karşılığı yoktu Işık'a göre. Savaşta belki ama aşkta hayır. Aşk, masum duyguları barındırmalıydı içinde onların yaşantısına göre. Aşk çirkinlik kaldırmazdı, aşkını kullanarak kötülük yapamazdın. Küçücük bir yıldızın masalıydı bu; acısıyla, tatlısıyla. Ama en çok aşkıyla...
ASİL YAKUT por zaynahara
zaynahara
  • WpView
    LECTURAS 4,377,736
  • WpVote
    Votos 209,993
  • WpPart
    Partes 47
"Bu dudakları tatmayı bırakırsam eğer,"dedi, gözleri dudaklarımdayken. "Bu kokuyu solumazsam,bu tene,"derken parmak uçlarını kadınlığımda hissettim. "Dokunmazsam eğer,buna sebep olan her şeye düşman olurum, güzel karım,"diye devam etti. "Seni, benden koparmaya kim kalkışırsa mahrum kaldığım yerden onu mahrum ederim,onun da nefesini keserim." O, sağanak bir yağmur. Ben ise ona savunmasız bir Diphylleia. Belki de beni görmesi için yağması gerekir. Nefretin büyüttüğü iki bedene vuran kasırga, duyguları bertaraf ettiğinde nefretten peyda olan güçlü duygu aklı köle;duyguları hükümdar yapar. Nefret güçlü bir duygu. Tutku,nefreti öldürebilecek daha güçlü bir silah. Yıldızlar, bir bir parladığında nefret ve tutku birlikte oldu. O gece birbirlerine çıkan yolun temeli atıldı. Birbirlerine karıştılar. Kızıl saçlı bir kadının ve kömür karası gözlü bir adamın tenine işleyen mühür, duygularının damgalarıydı. ℤ𝔸𝕐ℕ𝔸ℍ𝔸ℝ𝔸'𝔻𝔸ℕ CEVHER SERİSİNİN İLK KİTABIDIR. (Kitabın ismi şahsıma aittir. Herhangi bir kitapta kullanılmasına müsadem yoktur. )
AĞLA SEVDAM  por goncabeyza
goncabeyza
  • WpView
    LECTURAS 10,603,594
  • WpVote
    Votos 476,104
  • WpPart
    Partes 121
Kapak Tasarımı: DogaKock
SERÇEYİ ÖLDÜRMEK por bosverdilan
bosverdilan
  • WpView
    LECTURAS 11,057,182
  • WpVote
    Votos 593,171
  • WpPart
    Partes 83
Efsun Zorlu; atandığı Urfa'da mecburi hizmetini yapan tıp fakültesinden yeni mezun, çiçeği burnunda bir hekimdir. Daha mesleğinin ilk günlerinde, henüz on sekizine yeni girmiş bir hastanın intihar vakasıyla karşı karşıya kalır. Hastasının vücuduna bırakılan izler onu adım adım kendi geçmişine götürürken, geleceğini aniden tanımadığı insanların dudakları arasında bulur. Asla geçmemiş geçmiş, verilmiş sözler, kurtarılan hayatlar, doğrultulan namlular, yalanlar, fermanlar ve aşk. Devrim gibi bir kadın, Urfa'nın göbeğinde destan gibi bir sevdanın koynunda bulur kendini. Koca düzene baş kaldırıp o düzenin minnet ettiğine yenilmekse ne aklının ne de kalbinin kabulüdür. *** "Ağlarsam ölürüm." derken sesim düz, çoktan kabullendiğim bu gerçeği ilk defa dile getirişime rağmen sakindi. Çoktan. Saatlere dökülürdü ama bana şehirler aştıracak kadar çok gelen o vakit. Vücudumun ağrısı ruhumun sancısının çok altındaydı. Onun gözleri bende olsa da ben boşluğa odaklanmıştım. Üzerimde olan bakışlarının ağırlaştığını hissettim. Fetih bana çok ağır bakıyordu. Sırtıma yüklenen çuvallar biraz daha bel bükmeme sebep oldu. "Neden," dediğinde ne dediğimi çok iyi anlamış da yersiz bir sorgulayışa bürünmüş gibiydi. "serçe misin sen?" Kaşlarım hafifçe havalandı, başımın ağrısı belirginleşti. Uzun süreden sonra ona bakan ben oldum. Söylediği şeyin altındaki anlamı yakalamaya çalışıyordum ama buna çok uzaktım. Bunu anladı ve dudakları kıvrılacak sandım. Halbuki gülümsemeye çok uzaktık. "Serçeler," yüzünü hafifçe yüzüme yaklaştırdı. "Ağlayınca ölürlermiş. Bu yüzden mi bunca zamandır gözlerinin kuruluğu?" Bu konuşmadan sonra onun serçesi olacağımı, hatta olduğumu bilemezdim. Tıpkı bu topraklarda serçeyi öldürmenin kadını ağlatmak olduğunu bilmediğim gibi.
MÂHPARE por msaslann
msaslann
  • WpView
    LECTURAS 3,319,034
  • WpVote
    Votos 143,444
  • WpPart
    Partes 37
"Çok mu seviyorsun?" diye sordu Arslan dayanamayarak. Ahsen ise usulca salladı kafasını. "Tamam, gel o zaman." Elini bırakıp Ahsenin korkuyla yere bıraktığı bisiklete yöneldi. Bisikleti kaldırdığında aklından geçenden emin olamadı. Bu bisiklet ikisini de kaldırır mıydı bilemiyordu. Fakat denemeden bilemezdi. "Arslan abi?" diye sordu küçük kız şaşkınlıkla. Arslan yakışıklı yüzüyle Ahsene baktıktan sonra önündeki kısma vurdu iki kere. "Bisiklet bisiklet demiyor muydun? Atla hadi!" Arslan Ahsenin kıpırdamadan durduğu yerde kendisine bakarken ki yüz ifadesine gülmeden edemedi. Ardından hemen konuştu. "Hadi mâhpare..." tehdit edercesine devam etti. "Beklemem bak!" Yeşil gözleri hemen açıldıktan sonra vakit kaybetmeden daha doğrusu Arslan abisi fikrini değiştirmeden hareketlendi küçük kız. Arslanın da yardımı ile oturdu önüne. "Mahpare mi?" dedi tam olarak telaffuz bile edemezken. "Hoşuna gitmedi mi?" diye sordu Arslan henüz hareket etmeden. Buna karşılık kafasını salladı hızla Ahsen. "Ne demek ki?" "Ay parçası..." dedi gözleri küçük kızın yeşillerine birkaç saniye takılırken. Ardından hemen toparladı kendisini. "Şimdi?" dedi sorunun cevabını yeniden almak ister gibi. "Şimdi hoşuna gitti mi?" Kocaman gülümsedi Ahsen. Saçlarından yayılan kokunun farkında olmadan bir kez daha salladı kafasını. "Hı hı.." ardından o da yeşillerini kahveleriyle buluşturdu. "Çok güzel." © Tüm Hakları Saklıdır kopyalanamaz, alıntı yapılamaz, başka yerlerde kullanılamaz. Mâhpare adıyla yazılmış wattpad üzerindeki ilk hikayedir.