.
9 stories
Söyle Abisi  by Iaviniam
Iaviniam
  • WpView
    Reads 351,734
  • WpVote
    Votes 17,083
  • WpPart
    Parts 19
Abisini bulamayan Liva, bir anda yalnışlıkla Atlas'a sarıldı. Atlas, şaşkınlıkla, kendisine sarılan kıza bakıyordu. Liva, başını kaldırıp, "Abi..." diye fısıldadı. Atlas, derin bir nefes aldı, ve konuştu "Söyle abisi" --- Başlama tarihi: 26.01.2025. Tüm hakları saklıdır. Senaryo çalınması durumun da gerekli işlemler başlatılacaktır.
Vavelya by ceylaninsan
ceylaninsan
  • WpView
    Reads 226,442
  • WpVote
    Votes 6,563
  • WpPart
    Parts 33
Hançer gibi kesti, Bir çığlıkla başladı. Zaman istedi, Uzaklaşmak istedi. Sonunda her şey beklemediği bir şekilde gelişti. Aldatıcı nefes kesildi. Çığlıklar sustu.
ORKİDELER AÇTIĞINDA | Tamamlandı by aiomry
aiomry
  • WpView
    Reads 535,568
  • WpVote
    Votes 22,061
  • WpPart
    Parts 46
Kendini bildiği bileli sürekli zorbalıklara maruz kalan Rana, ailesi konusunda da pek şanslı değildir. Annesi, Rana'nın kilolarından şikâyetçidir ve bunu her fırsat çok acı bir şekilde yüzüne vurmaktan çekinmez. Rana'ya uyguladığı diyetler sayesinde günden güne zayıflar ama bu ona yetmez. Bir yanda Rana, ailesi ve okul hayatının arasında sıkışıp kalırken bir yanda onun bütün kusurlarına rağmen başını her çevirdiği an yanında olan arkadaşı Efe ile kafası karmakarışık olur. Okul hayatı ya da henüz bir lise öğrencisinin hayatını ne kadar karışık olabilir? İşte Rana'nın kafasındaki savaş onu öyle bir savaşa sokmuştu ki belini hiçbir zaman tam anlamıyla doğrultamıyordu. Bu savaş nereye kadar sürecekti? Bunun sonu var mıydı? Her şey bir gün çözülecek miydi? ⛈ "Yaranı kabuk bağlatırsan tekrar kanatırsın." dedi yanımdaki bir ses. Sesin sahibine bakmadığımda ses, devam etti. "Çünkü bilmelisin ki kabuk bağlayan yara elbet bir gün kanar. Seni ne üzdü bilmiyorum ama geçecek." Dudaklarımın arasından histerik bir gülüş çıktı. "Geçmeyecek." Dedim oldukça net bir sesle. "Bazı yaralar geçmez, sürekli kanar." "Kanasın." Dedi düşünmeden ses. "Sende kanamasına alışırsın." "Alışmak..." Diye mırıldandım, kaybolan sesimle. "Korkunç değil mi?" "Alışmak mı korkunç alışmak zorunda olmak mı?" diye sordu ses. Bir kez daha güldüm. "İkisi de." Dedim düşünmeden. "Çektiğin acıya alışıyorsun, bununla yaşamaya devam etmek zorundasın. Alışmak zorundasın çünkü sen alışmazsan yara öyle ya da böyle alıştırır acıya." 22 Şubat 2023 - ...
ucurtma avcısı by asmin122
asmin122
  • WpView
    Reads 40,950
  • WpVote
    Votes 542
  • WpPart
    Parts 2
emir ve hasan kardesligi
12 VE 14 (Texting) by kahvesekeri_
kahvesekeri_
  • WpView
    Reads 3,147,569
  • WpVote
    Votes 178,032
  • WpPart
    Parts 64
Ulaş: Ev alma, komşu al demişler. Işık: Öyle mi demişler. Ulaş: Öyle demişler. Alacağım seni kendime. Mecburuz.
EMARE SERİSİ by asliaarslan
asliaarslan
  • WpView
    Reads 2,452,077
  • WpVote
    Votes 132,265
  • WpPart
    Parts 64
"Çocukluğumuz tohumumuzdur," diye fısıldadı Sırtlan'ın kül olan kalbi. "Tohumumuza kim su verdiyse o şekilde büyür ve yetişiriz." EMARE serisinin, birinci kitabı Sarmaşık, ikinci kitabı Pusula ve son kitabı Maske bu başlık altında toplanacaktır.
BEYAZ LEKE by asliaarslan
asliaarslan
  • WpView
    Reads 38,224,489
  • WpVote
    Votes 2,071,002
  • WpPart
    Parts 39
Yaşıyorduk, işkence çekiyorduk, idam ediliyorduk, köle gibi çalıştırılıyorduk, susuyorduk, çığlık atıyorduk ama hepsinin sonunda sesli ya da sessiz bir savaş veriyorduk çünkü seviyorduk. Şaşırtıcıydı, sevgi bazen bir savaş meydanının ortasında size uğruyordu. O an iki yolum vardı. Ya sevecektim, ya ölecektim. Sevmeyi seçtim. Onu sevmek de ölümü daima nefes gibi ensende hissetmekti. "En büyük savaşların ortasında kurak topraklardan bile bazen çiçek açar, bombalar etki etmez, kökleri sımsıkı tutunur. Bir bakarsın renkler canlanır, güzel kokar her yer. Sen bu çiçeksin diyemem, biz bu çiçeği temsil ediyoruz diyebilirim. Özgürlüğümüze." Bu kitapta geçen kişiler ve kurumlar tamamen hayal ürünü olup her ayrıntısıyla kurgudan ibarettir.
ÖTANAZİ OKULU(Kitap Oldu) by Maral_Atmc6
Maral_Atmc6
  • WpView
    Reads 7,838,903
  • WpVote
    Votes 193,365
  • WpPart
    Parts 18
Dilsiz bir kızın kalbi tüm kötülükleri kendisine çekiyordu. Hiçbir kalp bu kadar değerli olmamıştır. Yeşil, Ötanazi Okulu'na sürgün edildiğinde o yıllarda henüz bir çocuktu. Öz babasının onu nasıl bir yere mahkûm ettiğini bile bilmiyordu. Ötanazi Okulu, Amerika Birleşik Devletleri'ne bağlı olan Alaska'da açılmış karanlık bir okuldu. Bildiğiniz tüm o okulları unutun çünkü Ötanazi Okulunda öğretmenler ders vermiyordu. Her biri kendi dalında uzman bilimcilerdi ve oradaki amaçları bir okul dolusu öğrencinin üzerinde deneyler yapmaktı. Öğrenciler ise sıradan öğrenciler değildi çünkü her biri idam cezası almış mahkûmlardı. Okul onları satın alarak kendi deneylerinde kullanan karanlık bir girdaptan farklı değildi. Bir kez içine girince çıkmak mümkün değildi. Yeşil tüm o tehlikeli mahkûmların içinde göğsünde değerli bir kalple yaşamak zorundaydı. Herkes onun kalbini isterken kurtların içine atılmış bir kuzudan farklı değildi. Kalbini isteyenlerden biri de öz babasıydı. Babasının onun kalbi için okula tehlikeli bir suikastçı göndermesiyle, belki de tüm ezberler bozulmaya başlamıştı. Avcı'da her zaman bu kadar acımasız değildi. Özellikle ateşten kızıl saçları olan ve bir katile gülümseyen hasta bir kadını tanıyana kadar. Şimdi karar verme sırası ondaydı. Avını öldürmeli mi, yoksa korumalı mı? Sayfalar üzerinde konuştuğu bu dilsiz kadınla tam olarak ne yapmalıydı? "Kadın kandan korkuyordu, adam ise kan kokuyordu. Şimdi sen söyle; böyle bir durumda kadın özleyebilir mi ölüm kokan bir adamı?" dedim. "Kadın aptaldı adam ise kadına kör. Şimdi sen cevap ver; her şeye, herkese ve özellikle küçük bir kadına kör olan bir adam bekleyebilir mi kadın tarafından özlenmeyi?" diyerek bana cevap verdi.
YARALASAR(Kitap Oldu) by Maral_Atmc6
Maral_Atmc6
  • WpView
    Reads 17,448,587
  • WpVote
    Votes 696,696
  • WpPart
    Parts 56
"Soyun!" "Ne?" Yaşlı adam oturduğu masada kaşlarını çatmıştı ki yanındaki kadın tebessüm ederek bana döndü. "Sadece hırkanı çıkar ve bize sol kolunu göster." Tedirginlik içinde onlara baktığımda uzun bir masada oturan toplam on kişi görmüştüm. Ben kapıya yakın bir yerde duruyordum ve yanımda benimle aynı yaşta olan altı çocuk daha vardı. Sağımdaki kızın sol kolundaki yarasa damgasını gördüğümde sertçe yutkundum. Aynı damgadan benimde kolumda vardı. "Neyi bekliyorsun?" Bu soğuk ses yaşlı adamın sağ tarafında oturan kişiden gelmişti. Başını önündeki dosyadan hiç kaldırmadığı için yüzünü iyi göremiyorum. Hırkamı çıkardığımda benimle aynı hizada duran çocuklar koluma baktı. "Sende Yarasalardan birisin." Yaşlı adamın sesi huzursuz çıkmıştı. "Nasıl damgalandığını hatırlıyor musun?" Yine o adam konuşmuştu ve hâlâ başı önündeki dosyadaydı. İyi hatırlıyordum. "Hayır." Onlara güvenmiyorum. Cevabım ile kalem tutan eli hareketsiz kalmış fakat başını kaldırmamıştı. "Artık bizi neden buraya getirdiğinizi açıklayacak mısınız?" Yanımdaki çocuklardan biri konuşmuştu. Yaşlı adam sıkıntıyla bir nefes alarak bizlere baktı. "Aslında hepiniz aynı çocuk yurdunda bir zamanlar kaldınız. Peşinde olduğumuz biri var ve o yurttaki otuz çocuğu damgaladı. Şimdi yeniden ortaya çıktı ve Yarasaları bulup hepsini öldürüyor." Sanırım Yarasalar biz oluyorduk. "Bizimle işbirliği yapmak zorundasınız, tabii yaşamak istiyorsanız?" Masadakilere döndü. "Herkes kendi eğiteceği çocuğu seçsin. Unutmayın seçeceğiniz çaylaktan siz sorumlusunuz." Burada neler olduğunu anlamıyorum. Masadakiler bizi incelerken o başını hiç kaldırmayan adamın sesini duydum. "Gözlüklü kızı ben eğiteceğim." Burada gözlük takan sadece bendim.