benmkler
10 stories
YAĞMURDA ÇÜRÜK TABUTLAR by rubyaland
rubyaland
  • WpView
    Reads 780
  • WpVote
    Votes 101
  • WpPart
    Parts 2
Bir yetimhanede büyüyen Avara Neran, bir gece kulübünde geçirdiği geceden sonra bu zevke bağımlı olmuş ve bağımlı olduğu Hazar Kanturalı'nın gerçekte kim olduğunu öğrenene kadar bu böyle devam etmişti. Ta ki o geceye kadar. Ve şimdi ikisi, birbirine iki yabancı olan iki ayrı tabutta çürüyorlardı. Ta ki bugüne kadar.
EDİN by hazelnoya
hazelnoya
  • WpView
    Reads 718,172
  • WpVote
    Votes 12,268
  • WpPart
    Parts 12
❝Anneni hep hatırla, babanı hep unut.❞ KARGALAR SERİSİ; AHVEB, EDİN ve KASIRGAYA KANAN SAKA kitaplarından oluşan bir seridir. Hangi kitaptan başlarsanız başlayın illa ki spoi yiyeceksinizdir. İstediğiniz kitaptan başlayabilirsiniz.
KONRULUN KAFESİ by hazelnoya
hazelnoya
  • WpView
    Reads 427,827
  • WpVote
    Votes 30,174
  • WpPart
    Parts 17
❝Şeytana ikinci bir şans versen, seçer mi iyiliği yoksa yakmaya devam mı eder günahları ile beraber cehennemi?❞ ASLANLAR SERİSİ, KONRULUN KAFESİ ve DUZAH kitaplarından oluşan bir seridir. Hangi kitaptan başlarsanız başlayın illa ki spoi yiyeceksinizdir. İstediğiniz kitaptan başlayabilirsiniz.
SARRAF by askilav
askilav
  • WpView
    Reads 818,763
  • WpVote
    Votes 39,200
  • WpPart
    Parts 44
"Ama bilmelisin; Sarraf tüm değerli taşları satar, bir tek Yakut'u kendine saklar." - Birbirimizi severek gururumuzu yitirdik, ihtiraslarımızın esiri olduğumuz yerde aklımızı ve korkup uzaklaştığımızda bağımızı yitirdik. Geri döndük, kazanacağımızı sandığımız her an kaybederek inancımızı yitirdik. Birbirimizi yitirdik. Kendimizi bitirdik. Ve geriye, birkaç hatıradan başka hiçbir şey kalmadı; ama onları da anımsayamıyoruz. Çünkü çok sevip de yine yenilmekten korkuyoruz. Fakat onsuz bir savaşın galibi olmak fazlasıyla vahim, bu yüzden onu sevmek- Unutmamam gerekli; birbirimizi severek gururumuzu yitirdik, ihtiraslarımızın esiri olduğumuz yerde aklımızı...
DUZAH by hazelnoya
hazelnoya
  • WpView
    Reads 2,632,886
  • WpVote
    Votes 155,585
  • WpPart
    Parts 40
❝Hiçbir silah sana elinde patlamayacağının garantisini vermez.❞ ASLANLAR SERİSİ, KONRULUN KAFESİ ve DUZAH kitaplarından oluşan bir seridir. Hangi kitaptan başlarsanız başlayın illa ki spoi yiyeceksinizdir. İstediğiniz kitaptan başlayabilirsiniz.
ÜZÜM BUĞUSU by bosverdilan
bosverdilan
  • WpView
    Reads 5,017,529
  • WpVote
    Votes 274,551
  • WpPart
    Parts 46
Sene 1992, ülke sağ ve sol çatışmasının izlerini hâlâ taşıyorken henüz yoluna girmiş bir düzen yoktur. Bu çatışmanın içerisinde aynı evde doğup büyümüş olan Firuze ve Ecevit birbirlerinin tek ve en sevdiği oyun arkadaşıdır. Yetişkinlerin kavgalarının ötesinde, boya kalemleri ve oyunlarıyla büyüyen iki çocuğun doğarken beraber yazılan hikayeleri; bir doğum gününde sert bir silgiyle silinir, hiç var olmamış gibi koparlar birbirlerinden. Silgi yazıyı siler, kağıdı hırpalar ve Ecevit bir ailenin avucunun içinde yok edilir. Suçlar ve cezalar. Cezaları yalnızca suçlular mı çeker? Silgi yazıyı siler, leke bırakır ve Firuze en sevdiği oyun arkadaşını kaybeder. Suçlananlar ve cezalandırılanlar. Suçlular sadece yetişkinlerden mi çıkar? Firuze Akın ellerinde fırçalar, karşısında tablolarla yıllardır oyun arkadaşını beklemektedir. Seneler sonra aynı sayfa açılır, silgi de kalem de tek kişinin eline düşer. Ali Ecevit Tarhan, yazıp silmek için yok edildiği o yere geri döner. *** "Firuze sen benim çocukluğumsun," Gözleri derin bir şefkatle bana bakıyordu. Konuşan Ecevit'ti. Onu evvelden tanıyordum. Gözlerindeki şefkat avucunun içine düştü, un ufak edildi. "Firuze sen benim çocukluğumun katilisin," dedi acıyla, nefesini keskin bir bıçak kesti, o bıçağı ben tuttum sandım. Konuşan Ali Ecevit Tarhan'dı. Onu yeni tanıyordum.
ŞEYDA BÜLBÜL by EfendiOlric
EfendiOlric
  • WpView
    Reads 28,192
  • WpVote
    Votes 1,851
  • WpPart
    Parts 17
"Siz onu hiç tanımadınız tabii. Bilmezsiniz kollarının arasında olmanın verdiği güveni. Öyle bir sarardı ki o kolları, o zamanlar kumral olan şu bembayaz saçlarımdan bir koku çekerdi içine, sonra yeşil gözlerime iki buse kondururdu... Ben babamın evinde, annemin dizinin dibinde küçük bir kız çocuğuyken dahi öyle huzurlu, korkusuz, güvende hissetmemiştim. Ev onun olduğu her yerdi, kollarının arasıydı, sıcak sinesiydi. Huzur, o varsa vardı. Beni öyle severdi ki hayatında hiç sevilmemişsin sen Süheyla derdim kendime. Derdim de bilmezdim işte o sevginin kıymetini. Kör, cahil, aklını kaybetmiş biriydim. Şeyda Bülbüldüm. Size hikâyeyi anlatacağım ancak bilmelisiniz ki bu hikâye benim hikayem değil. Size bir adamın hikayesinden bahsedeceğim." 🍁 "Seni Süheyla... Sadece seni... Bir seni Süheyla, bir seni. Bir seni her şeye rağmen, bir seni hâlâ... " 🦋
DÜNE TEK YÖN by mishelov
mishelov
  • WpView
    Reads 3,980
  • WpVote
    Votes 550
  • WpPart
    Parts 5
☙ "Bugünle birlikte benim için çürük bir maziden ibaretsin çünkü sonu bize çıkan yolun tek yönü dün. Ve oraya geri dönüş bileti yok." ☙
SERÇEYİ ÖLDÜRMEK by bosverdilan
bosverdilan
  • WpView
    Reads 10,578,859
  • WpVote
    Votes 578,486
  • WpPart
    Parts 83
Efsun Zorlu; atandığı Urfa'da mecburi hizmetini yapan tıp fakültesinden yeni mezun, çiçeği burnunda bir hekimdir. Daha mesleğinin ilk günlerinde, henüz on sekizine yeni girmiş bir hastanın intihar vakasıyla karşı karşıya kalır. Hastasının vücuduna bırakılan izler onu adım adım kendi geçmişine götürürken, geleceğini aniden tanımadığı insanların dudakları arasında bulur. Asla geçmemiş geçmiş, verilmiş sözler, kurtarılan hayatlar, doğrultulan namlular, yalanlar, fermanlar ve aşk. Devrim gibi bir kadın, Urfa'nın göbeğinde destan gibi bir sevdanın koynunda bulur kendini. Koca düzene baş kaldırıp o düzenin minnet ettiğine yenilmekse ne aklının ne de kalbinin kabulüdür. *** "Ağlarsam ölürüm." derken sesim düz, çoktan kabullendiğim bu gerçeği ilk defa dile getirişime rağmen sakindi. Çoktan. Saatlere dökülürdü ama bana şehirler aştıracak kadar çok gelen o vakit. Vücudumun ağrısı ruhumun sancısının çok altındaydı. Onun gözleri bende olsa da ben boşluğa odaklanmıştım. Üzerimde olan bakışlarının ağırlaştığını hissettim. Fetih bana çok ağır bakıyordu. Sırtıma yüklenen çuvallar biraz daha bel bükmeme sebep oldu. "Neden," dediğinde ne dediğimi çok iyi anlamış da yersiz bir sorgulayışa bürünmüş gibiydi. "serçe misin sen?" Kaşlarım hafifçe havalandı, başımın ağrısı belirginleşti. Uzun süreden sonra ona bakan ben oldum. Söylediği şeyin altındaki anlamı yakalamaya çalışıyordum ama buna çok uzaktım. Bunu anladı ve dudakları kıvrılacak sandım. Halbuki gülümsemeye çok uzaktık. "Serçeler," yüzünü hafifçe yüzüme yaklaştırdı. "Ağlayınca ölürlermiş. Bu yüzden mi bunca zamandır gözlerinin kuruluğu?" Bu konuşmadan sonra onun serçesi olacağımı, hatta olduğumu bilemezdim. Tıpkı bu topraklarda serçeyi öldürmenin kadını ağlatmak olduğunu bilmediğim gibi.