OKUYACAKLARIM
45 verhalen
FARKLI ZAMANLARA AİDİZ door cinemaceviri
cinemaceviri
  • WpView
    reads 555,903
  • WpVote
    Stemmen 32,371
  • WpPart
    Delen 41
Bedenim tir tir titremeye başlamıştı. Gözlerim dolmuş neredeyse ağlayacaktım. Etrafta yeni yeni fark ettiğim geçmişe ait şeyler vardı. Tabelalar, arabalar, insanların üzerindeki kıyafetler bile... Kaza yaparken duyduğum gibi bir korna sesi duydum, acı bir fren sesi. Bu sefer gerçekten öleceğimi düşündüm. Ta ki belimden tutulup çekilene kadar. Kalbim daha önce hiç deneyimlemediğim kadar hızla atıyordu. O kadar hızlıydı ki göğüs kafesimde bir delik açacağını düşündüm. Avuç içlerimin arasında az önce beni ölmekten kurtaran adamın gömleği vardı. Gözlerim kapalı, başım ise göğsüne yaslıydı. Burnuma dolan sigaraya karışmış çam kokusu beni sakinleştirirken adrenalinin etkilerinin yavaş yavaş bedenimi terk ettiğini fark ettim. İnsanların bağırtılarını duydum. Sanırım az önce beni neredeyse ezmekte olan adama bağırıyorlardı. Göğsüne yaslandığım adamın sesi de onlara karıştı. Başımı kaldırarak ona baktım. Göz göze geldiğimizde zamanın durduğunu hissettim. Hayatını ve gerçeklerini araştırmak için aylarımı harcadığım adamın kollarındaydım. Kenan Mollaoğlu'nun kollarındaydım! * Araştırmacı gazeteci olan Liya Meryem Başer, üzerinde çalıştığı makalesini teslim etmesi için yirmi dört saatten az bir süresi vardı. Ancak aklına oturmayan ufak bir nokta, onu o makaleyi yayınlamaktan alıkoydu. Ofisinden ayrıldığı o fırtınalı gecede bir kaza yaparak geçmişe gittiğinde ise onu bekleyen kaderinden tamamen habersizdi. +18 içerik mevcut
ÜZÜM BUĞUSU door bosverdilan
bosverdilan
  • WpView
    reads 5,525,675
  • WpVote
    Stemmen 296,211
  • WpPart
    Delen 48
Sene 1992, ülke sağ ve sol çatışmasının izlerini hâlâ taşıyorken henüz yoluna girmiş bir düzen yoktur. Bu çatışmanın içerisinde aynı evde doğup büyümüş olan Firuze ve Ecevit birbirlerinin tek ve en sevdiği oyun arkadaşıdır. Yetişkinlerin kavgalarının ötesinde, boya kalemleri ve oyunlarıyla büyüyen iki çocuğun doğarken beraber yazılan hikayeleri; bir doğum gününde sert bir silgiyle silinir, hiç var olmamış gibi koparlar birbirlerinden. Silgi yazıyı siler, kağıdı hırpalar ve Ecevit bir ailenin avucunun içinde yok edilir. Suçlar ve cezalar. Cezaları yalnızca suçlular mı çeker? Silgi yazıyı siler, leke bırakır ve Firuze en sevdiği oyun arkadaşını kaybeder. Suçlananlar ve cezalandırılanlar. Suçlular sadece yetişkinlerden mi çıkar? Firuze Akın ellerinde fırçalar, karşısında tablolarla yıllardır oyun arkadaşını beklemektedir. Seneler sonra aynı sayfa açılır, silgi de kalem de tek kişinin eline düşer. Ali Ecevit Tarhan, yazıp silmek için yok edildiği o yere geri döner. *** "Firuze sen benim çocukluğumsun," Gözleri derin bir şefkatle bana bakıyordu. Konuşan Ecevit'ti. Onu evvelden tanıyordum. Gözlerindeki şefkat avucunun içine düştü, un ufak edildi. "Firuze sen benim çocukluğumun katilisin," dedi acıyla, nefesini keskin bir bıçak kesti, o bıçağı ben tuttum sandım. Konuşan Ali Ecevit Tarhan'dı. Onu yeni tanıyordum.
SAUDADE  door Rulisinzruli_
Rulisinzruli_
  • WpView
    reads 1,530,392
  • WpVote
    Stemmen 80,603
  • WpPart
    Delen 44
Karakaya ailesi, sabaha karşı çalan telefonla oğullarının görevde yaralandığını öğrenir ve apar topar hastaneye koşar. Ancak bilmedikleri bir gerçek vardır ki, o da oğullarını hayatta tutan kişinin görev sırasında ona siper olan en yakın arkadaşı Sungur olduğudur. Sungur ağır yaralanırken, Alp ve Karakaya ailesi ilk kez soğuk hastane koridorunda bir araya gelir. Çığlıkların hastaneyi inlettiği esnada, sedyenin üzerinden düşen Sungur'un kanlı künyesi, Karakaya ailesinin en büyük kızı Efsan Mira'nın gözüne çarpar. Genç kadın, her şeyden bihaber künyeyi kaldırır ve saklar. Yıllar sonra, geçmişle geleceği birbirine bağlayan o küçük metal parçası Efsan Mira'nın hayatını baştan sona değiştirecektir. Abisinin hayatını kurtaran Sungur'a duyduğu minnetin yavaşça aşka dönüştüğünü fark ettiğinde ise artık hiçbir şey eskisi gibi olmayacaktır. Bir künyenin taşıdığı geçmiş. Bir fedakarlığın gölgesinde büyüyen minnet. Ve o minnetten doğan bir aşk. ^^^^ Yayın tarihi: 12.05.2024
KONUK SEVMEZ DENİZ door zanegzo
zanegzo
  • WpView
    reads 5,308,005
  • WpVote
    Stemmen 337,432
  • WpPart
    Delen 32
Bölümlerler yazdıkça gelmektedir. ❝Burası Karadeniz, burada hiçbir aşk mücadelesiz olmaz.❞ "Karadeniz'e eskiden Konuk Sevmez Deniz derlermiş," dedi. Sesindeki buz dağı yüreğimi titretti. Bunu daha önce hiç duymamıştım. Demek hırçın dalgaların sahibi olan Karadeniz'e Konuk Sevmez Deniz diyorlardı. İlk kez duyduğum için olsa gerek garibime gitmişti. Ben de buraya gelen bir konuktum. "Peki ya, öyle mi?" diye sorduğumda bakışlarımı usulca ona kaldırdım. "Burası gerçekten konuk sevmez mi?" "Sevmez," dedi Kuzey net bir dille. "Alır, götürür, öldürür seni. Sen de elbet gideceksin buralardan, ait olduğun yere döneceksin. Buralar hiç konuk sevmez." Bir düşman kapıyı çalar. Elinde ölümle bekler. İmkânsız bir aşk başlar.
Bir Turna Geçti door humeyraao
humeyraao
  • WpView
    reads 70,580
  • WpVote
    Stemmen 8,329
  • WpPart
    Delen 12
"Eskiden, çok eskiden insanlar göç yollarını turnaları izleyerek bulurlarmış. Nerede su varsa, nerede toprak bereketliyse turnalar oradan geçermiş. Bir kervan bir gün sırtlarında çocukları, torbalarında tohumları turnaları takip etmişler günlerce, gecelerce. Ama yolun sonunda kuşlar ikiye ayrılmış. Biri doğuya gitmiş, biri batıya... Kervan durduğunda hangisi doğru yol diye sormuş içlerinden biri. En yaşlı olanda Turna kuşunun gittiği hiçbir yön yanlış değildir, sen hangi kuşun ardından yürürsen orası senin yuvandır artık demiş. Çok sevdiğim biri bana sen de öyle olacaksın demişti. Uçacaksın, kaçacaksın, kaybolacaksın ama sonra sana ait olan o çatının ucuna konacak birine yuva olacaksın demişti." Ben de şimdi yönümü bulmak için avuçlarımın arasında kalmış o tişörte bakıyordum. Bir turna olarak içimde birini yuvasız bırakmış olmanın çırpınışını duyuyordum. "Ben yolumu da yuvamı da bulmuştum aslında..." Boğazıma bir yumru oturunca içimdeki yüzlerce kuşun bağrışını duydum. "Sonra yolumu şaşırdım, yolunu şaşırttım. Yuvamdan oldum, yuvasından ettim. Şimdi tekrar yolumu bulmak, o yuvaya geri dönmek istiyorum." "Bir Mahalle Hikayesi."
Mir door humeyraao
humeyraao
  • WpView
    reads 650,793
  • WpVote
    Stemmen 50,947
  • WpPart
    Delen 31
Ölüm ve yaşam arası bir savaşta güneşi arkasına alıp üzerimde oluşturduğu o devasa gölgede biz onunla göz göze geldik. Bu meydanda, bir savaşın orta yerinde mağlubiyetin getirdiği bir galibiyetti sanki yaşadığımız. Şerrin hayra dönüştüğü, kuşların yolunu bulduğu, kafesin yok oluşu ama bir insanın bir insana tutsaklığıydı. ''Ben Şifa Sürmeli.'' Dedim nefes nefese. Yer ayaklarımın altından kayıyorken dizlerimin üstüne çöktüm. ''1 yıldır bu topraklarda esir tutuluyorum. Şimdi burada benim ülkem için hak, hukuk, bayrak, vatan sensin! Ülkeme dönmek için adaletinle birlikte merhametine sığınıyorum.'' ... Çıkılan bazı yolların dönüşü olmaz. Bazen ise çıkılan yolda kendini bulmuş olarak dönersin. Sen benim dönmeyi düşünmediğim o yolda kendimi bulduğumsun.
Şişedeki Fırtına  door -ninoa
-ninoa
  • WpView
    reads 747,653
  • WpVote
    Stemmen 21,928
  • WpPart
    Delen 22
Bekar bir anne! Bekar bir baba! Farklı kültürlere sahip, farklı coğrafyalarda doğup büyümüş iki karakter! Anlaşmalı ilişkiye başlarlarsa nasıl olur? - "Odan güzelmiş," dedim Mirşad'a dönerek. Bakışlarını üzerimdeki tişörtte olduğunu görünce mahcubiyetle gülümsemeye çalıştım. "Ozan Ali üzerime kustu, yanımda giyeceğim bir şey yoktu. İzinsiz dolabından giyinmek zorunda kaldım." Gözleri gözlerime tırmanınca utanç içinde kaldım. "Kızdın mı?" Cevap vermedi. "Kızdın tabii!" Biri izinsiz eşyalarımı karıştırsa ben de sinir olurdum. "Çok özür dilerim gerçekten. Giymemem gerek..." "Eflin," dedi sözümü keserek. "Kızmadım, neden kızayım böyle bir şeye. Şaşırdım ama kızmadım." Gözlerinin içine baktım, iyi hissetmem için mi böyle söylüyor sorusunun cevabını aradım. "Gerçekten mi?" "Gerçekten," dedi içten şekilde gülümseyerek. "Ayrıca çok da yakışmış," derken üzerime baktı tekrardan. "Hep benim dolabımdan mı giyinsen acaba?" "Kocaman duruyor, neresi yakışmış?" "Yanılıyorsun, çok yakışmış." Muzır bakışlarına karşın yapay bir kızgınlıkla dizimdeki eline vurdum. "Dalga geçme benimle. İyi hissedeyim diye yalan söylemene gerek de yok. İdareten giydim, yakıştığı falan yok." "İnan dalga geçmiyorum," dedi anlam veremediğim bakışlarla beni izlerken. Neden bu kadar derin bakıyordu ki gözlerime? "Bana ait olan ne varsa en çok sana yakışır, bir sana yakışır."