ahssenaz
SERENCAMIN SON ÇAĞRISI
Bazı suçlar mahkemede biter.
Bazılarıysa insanların zihninde asla aklanmaz.
Yosun Sungur, annesinin işlediği bir cinayetin ardından ablasını kaybeder. Gerçekler ortaya çıksa bile bu onun için bir kurtuluş olmaz. Çünkü toplum, adaleti değil; bir hedefi ister. Linç, şüphe ve nefret Yosun'un üzerine çökerken masumiyet bir anlam ifade etmemeye başlar.
Geride bırakılan bir şehir, suç mahalline dönüşmüş bir ev ve her gece aynı kabus...
Yosun, geride kalan tek ailesi olan babası ve ikiz kardeşi Poyraz'la birlikte her şeyden kaçtığını sanırken, kendini karanlığın daha derin bir yüzünde bulur. Yeni bir üniversite, kalabalık şehirden sonra izole bir Menşein Kasabası, yeni yüzler ve Deniz Uzgur; hayatına sızan çatlaklar kadar tehlikelidir. Hepsi Yosun için hem bir kaçış hem de yüzleşmedir.
Yeraltında düzenlenen yasa dışı boks maçları, motor yarışları ve işlenen birçok suç Yosun'un bastırdığı öfkesinin ve hayatta kalma içgüdüsünün dışa vurumuna dönüşür. Burada kurallar yoktur, adalet yoktur; sadece ayakta kalanlar vardır.
Serencamın Son Çağrısı, linç kültürünün insanı nasıl suçluya dönüştürdüğünü, travmanın bedende ve ruhta bıraktığı izleri ve bazen hayatta kalmanın, kirlenmeden mümkün olmadığını anlatıyor.
Çünkü bazı insanlar masumiyetini kaybetmez; zorla elinden alınır.
Serencamın Son Çağrısı, bu kez sizin zilinizi çalıyor çünkü daima bitişlerin başlangıcı vardır.